 |
Bahçeli'den Erdoğan'a zor sorular
DHA
Bahçeli şöyle konuştu: 3 Kasım 2002 tarihinde seçimler sonuçlandıktan sonra partinin genel başkanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan Bey, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olamadığı için milletvekilliği kabul edilmedi ve seçim dışında kaldı. Ama seçimlerden sonra çok yakın arkadaşı olan ve şimdi Cumhurbaşkanı bulunan Sayın Abdullah Gül 18 Kasım 2002 tarihinde 58. hükümeti kurdu. Bugünkü Bakanlar Kurulu'nun büyük bir çoğunluğu da o zaman teşekkül etti. Ama aradan zamanlar geçti ve Türkiye'de birşeyler oldu. Seçime girme ve milletvekili olma yeterliliğine sahip olmayan bir şahıs, 116 gün içerisinde, bir alacakaranlıkta, ne tür bir ilişkiler ağı içerisinde, hangi karanlık odalarda, nasıl karanlık görüşmeler yaparak, Siirt'ten seçilmiş olan bir milletvekilini istifa ettirerek, anayasada CHP'den de destek alarak ve bazı yasal değişiklikleri de yaparak YSK'dan bir karar çıkartılarak, ara seçime benzer bir yöntemle Siirt'ten milletvekili oldu. Yani 116 gün sonra 14 Mart 2003 tarihinde, 59. hükümeti kurmak üzere başbakan görevini aldı. Ne oldu bu 116 günde? Milletvekili olamazken, 116 günde nasıl başbakan oldun? Gel bu millete bunu bir anlat diyoruz..
Başbakan olarak her yola çıkışınızda bir yolluk alıyorsanız, milletvekilliği maaşınız, başbakanlık görevi için aldığınızı eklediğinizden sonra bu yolluklardan yılda ne kadar gelir elde ettin? Bu elde ettiğin gelir asgari ücretle çalışan bir kardeşimizden kaç tanesinin yıllık bir geliri oluyor? Gell bi de bunu anlat diyoruz..
Sayın başbakan böbürleniyor. 'Biz 65 ili dolaştık, hala bunlar Ankara'da oturuyorlar' diyor. Bende cevaben diyorum ki; iki tane uçaktan hangisi müsaitse ona biniyorsun Sayın Başbakan. Bir saat sürmüyor bir ile varıyorsun. Bir helikopter seni bekliyor. Ama bu arada başbakanlık makam arabaları yedek olarak oraya dizilmiş, Cumhuriyet otobüsü de var, sonra helikopterden Cumhuriyet otobüsüne biniyosun. Elini sallaya sallaya "Orta Doğu'nun eşbaşkanı" sıfatıyla veya "Davos Fatihi" ile veya Son Osmanlı Padişah"ı olarak kibirle şehre giriyorsun.
Siyasi üslubu çirkinleştiren, siyaseti kirleten, kabaca bir Türkçe ile, büyük çoğunlukla ya "lan" diyorsun veya sonunu " be" ile bağlıyorsun. Böyle bir üslup bozukluğuyla konuşuyorsun, yalan konuşuyorsun Sayın Başbakan. Hakaret ediyorsun Sayın Başbakan, iftira ediyorsun. Sonra da kalkıyor siytasi partilere sataşmaya başlıyor. Dün "Ananı da al git" dediği çiftçiye benzer, memuru azarladığı gibi, öbürünü terslediği gibi şimdi de siyasi partilere kendisinden olmayan herkese hakaret ediyor.
1949 kere okundu.
|
Yobazsavar
23.03.2009 18:25:38

Ziyaretçi |