II. Demirel Hükümeti Programı
Sayın Başkan, Yüce
Meclisin Değerli Üyeleri,
1969 seçimleri
neticesinde aziz milletimiz tarafından iktidar emaneti tevdi edilen
Adalet Partisinin Genel Başkanı olarak Başbakanlık görevi, Sayın
Cumhurbaşkanımızca tekrar uhdeme tevcih buyurulmuş ve yeni Hükümet
kurulmuştur.
Büyük Meclisin
Programımıza güven oyu vermesiyle başlayacak ve yüksek itimadınızın
esirgenmediği müddetçe devam edecek olan hizmet ve gayretlerimizi ne
şekilde yürüteceğimizin izahına geçmeden önce; siyasi hayatımızın
bugünkü safhası ve geçen devreleri ile ilgili olup açıklığa
kavuşmasının faydalı gördüğümüz bazı konular üzerindeki görüş ve
düşüncelerimizin arzına müsaade buyurulmasını rica edeceğim.
Sayın
Milletvekilleri,
Yeni bir çalışma
devresine girmiş bulunuyoruz. Geride kalan dört yılın muhasebesi,
son seçimlerde bütün siyasi partiler tarafından, ayrı ayrı açılardan
yapılmıştır. Bu münakaşaları tazelemekte fayda yoktur.
Gerçek şudur ki, 4
yıl öncesine nisbetle daha büyük bir Türkiye ile karşı karşıyayız.
Bu neticeye varmak
kolay olmamıştır.
1965 - 1969 devresi
çetin siyasi şartlar altında geçmiştir.
1024 ve 1961
Anayasalarının getirdiği devlet nizamı ile yasama ve icra
fonksiyonlarının birbirlerinden çok farklı oluşu; yepyeni durumlar
yaratmıştır. Demokratik camiada Türkiye’ye müstesna bir mevki
sağlamaya yardımcı olan ve yeni nizamla sağlanan geniş hak ve
hürriyetler, zaman zaman ölçüsüz bir şekilde kullanılmıştır.
Türkiye’de gerek fikir, gerek hareket bakımından anarşik bir hava
yaratılmasının heveslileri, bu ortamdan aşırı derecede
faydalanabilmişlerdir. Şimdiye kadar memleketimizin alışmadığımız ve
yadırgadığımız olayları ortaya çıkabilmiştir. Bu ortam, zaman zaman
ideolojik maksatlarla da istismar olunabilmiştir.
Bu ağır şartlara,
aynı zamanda zararlı cereyanları ve olayları önlemekle görevli
mercilerimizin ve yeni müesseselerimizin, memleketin değişmiş siyasi
iklimine intibakındaki müşkülata rağmen olağanüstü usullere
başvurulmadan, Parlamento ve Hükümet krizlerine fırsat bırakılmadan,
Türk demokrasisinin işleyişinde herhangi bir duraklamaya ve
sarsıntıya maruz kalınmadan bu devreye gelmiş; aynı zamanda içerde
istikrar, dışarda itibar sağlamış bulunuyoruz.
Geçen devrenin
olumsuz şartları yanında cesaret verici gelişmeler de vardır. Eşit
haklardan herkesin en geniş şekilde yararlanabilmesi iç barışın
sağlam temeller üzerine kurulabilmesi, yakın geçmişin tortularının
ortadan kaldırılabilmesi, bu dönemin belli başlı vasıfları olmuştur.
Türk demokrasisi bu
devrede çok değerli denemeler geçirmiştir.
Şurası muhakkaktır
ki, Türkiye ile beraber meseleleri de büyümektedir. Gittikçe daha
büyüyecektir. Önemli olan cihet; milletin sinesinde şuurlaşan
yepyeni ihtiyaçların iktidarı ile muhalefeti ile hepimize büyük
görev ve ödevler ağır sorumluluklar yüklediğidir.
Bu güçlükleri
yenebilmek için asgari bazı müşterekler etrafında toplanmaya mecbur
olduğumuza inanıyoruz. Nasıl bir Türkiye istediğimiz hakkında bütün
zihinlerde bir mutabakata varmak ihtiyacındayız.
Sayın
Milletvekilleri,
Anayasamız; gerek
ayrı ayrı, toplumla birlikte, her yurdaşımız özgür, varlıklı ve
mutlu kılacak hakları ve hürriyetleri, baş hedef olarak ele almış ve
bunlarla ilgili hükümleri kesinlikle belirtmiştir.
Bu amaçların
gerçekleştirilmesi için Anayasanın kurduğu idare şekli; milli
demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Bu vasıflardan
birini diğerinden üstün görmeden ve hiç birini zedelemeden devlet
nizamının ahenkli ve dengeli olarak işletilmesi, icranın baş
görevidir. Kamu yararı, genel ahlak kamu düzeni, sosyal adalet ve
milli güvenlik gibi devlet ve milletin beka ve selameti ile ilgili
sebeplerle ve kanun yoluyla bile olsa, hak ve hürriyetlerin özüne
dokunulmıyacağının ve iktisadi sosyal ve kültürel kalkınmanın ancak
demokratik yollarla gerçekleştirilebileceğinin Anayasamızda açıkça
belirtilmiş olması; bu kesin inancımızın sağlam dayanağıdır.
Hükümetimiz bu
anlayış içinde; Anayasamızın getirdiği geniş hak ve hürriyetlerin
şaşmaz savunucusu ve sabırlı uygulayıcısı olmakta devam edecektir.
Bu taahhüdümüzün imtihandan geçmiş teminatı; hak ve hürriyetleri tam
olarak korumak için geçen dört yıl zarfında gösterdiğimiz titiz
itinanın millet vicdanında yarattığı rahatlık ve huzurda
yatmaktadır.
Ancak şu cihet de
unutulmamalıdır ki hak ve hürriyetler; İnsan Hakları Evrensel
Beyannamesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin de belirttikleri
gibi, devlet ve hukuk düzenini yok etmek ya da hak ve hürriyetleri
tahrip eylemek için kullanılamazlar.
Hürriyet refah ve
saadet içinde yaşayan bir Türkiye yapmak hedefi; gerçek
demokrasilerin reddettiği denenmiş baskı metodlarına, vatandaşın
milli hislerini veya dini inançlarını zedeleyen davranışlara,
milleti her ne sebeple olursa olsun birbirinden ayırt edici, bölücü
tutumlara ve halkın bütününü gözönüne almayan niyet ve tasarruflara
başvurmak yoluyla gerçekleştirilemez. Biz Anayasamızın kendi
yarattığı temel nizam dışında hiç bir doktrine bağlı ve razı
olmadığının kesin inancı içindeyiz.
Bu görüşlerimiz;
seçimlerde bütün açıklığı ile kamu oyumuzun bilgisine sunulmuş
milletin karar ve tasvibi alınmıştır.
Artık rejim ve seçim
tartışmalarını kendi alanına terkedip geriye atarak istikrar ve
hürriyet içinde refah yoluna yönelmek için millet ve memleket
hizmetinde yerlerimizi almanın zamanı gelmiştir.
Sayın
Milletvekilleri,
Biz 1969 seçimleri
neticelerinin siyasi hayatımızda olumlu gelişmeler kaydedildiğine
bir işaret sayılacağı kanısındayız. Demokratik rejimimiz, genel
taktire mazhar olacak şekilde güç kazanmıştır.
Türk milleti bu
seçimlerde siyasi partilerin memleket idaresinde yöneldiği
istikametler karşısında hakemlik yapmıştır. Bu seçimlerin siyasi
hayatımıza getirdiği istikrarlı ortamı iyi kullanmak, ana
meselelerde değişik partiler arasındaki ayrılıkların hallini seçim
meydanlarına bırakmak, aynı açıdan baktığımız konuları hızla
milletin hizmetine koymak memleket meseleleriyle ilgili diğer görüş
farklarımızı da hepimize açık olan bu hür ve serbest kürsüde iyi
niyetle çözmeye çalışmak; şu Yüce Meclis'in çatısı altında birlikte
sorumluluk yüklenmiş olan bütün siyasi partiler için milli bir görev
halini almıştır. Hangi kanattan gelirse gelsin, Türkiye'nin çeşitli
problemlerini çözebilecek, milleti refaha kavuşturacak ve temel
nizamı aksatmıyacak her türlü çare ve tedbiri; milli idarenin yegane
tecelligahı olan bu kürsüde görüşülüp tartışarak gerçekleştirme ve
bu suretle millet teveccühüne layık olma yolları hepimiz için açık
olarak önümüzde bulunmaktadır.
Bu çilekeş memleketi,
artık gecikmiş bir hakkı haline gelen huzur ve refaha en kısa
zamanda kavuşturmak için gerçekleştirilmesi gereken büyük ve güçlü
hizmetler bizi beklemektedir. Bu hizmetler, Yüce Meclisimizde halen
liyakatla temsil edilmekte olan Sayın Muhalefet Partilerinin
devrinde tamamlanabilirse bunun şerefi bu çalışmaları sevk ve
idareye büyük Türk Milletince memur edilen iktidarımızınkinden
elbette ki daha az olmayacaktır.Millet ve memleket için mutlu ve
büyük eserlerle dolu geçmesini temenni ettiğimiz aynı zamanda çok
çetin şartların bizi beklemekte olduğuna kaani bulunduğumuz 1969
-1973 çalışma devresine, Hükümetimizin bu anlayış içinde girmekte
olduğunu Yüce Heyetimize arz ve temin eylemekten müstesna bir zevk
duymaktayım.
Sayın
Milletvekilleri,
Hükümetimiz iktidarla
muhalefetin aynı bünyenin unsurları olduğuna inanmış bir zihniyete
sahiptir. Muhalefeti yok farzedemiyeceğimize onun haklarını
kendimizinki kadar savunmakla mükellef olduğumuza nasıl inanıyorsak
muhalefetin de son sözün kendisinde olmadığının takdiri içinde
bulunduğuna o nisbette kaani olmak ihtiyacındayız. Geçen dört yıl
zarfında gerek muhalefetle gerek demokratik rejimin diğer
müesseseleriyle iktidar arasındaki diyaloğun daima açık ve serbest
kalması hususunda gösterdiğimiz dikkat; bu zihniyeti samimi olarak
tatbikata inikas ettirdiğimizin kesin bir delilidir. Geçen devre
içinde basının sosyal kuruluşların, sendikaların, hülasa her türlü
müesseselerin; fikir ve tenkitlerini mazide hiç bir zaman görülmemiş
bir hürriyet ve serbesti içinde izhar edebilmeleri daima mümkün
olmuştur. Zaman zaman görülen ve icranın meşru hak ve tasarruflarını
veya kamu düzenini zedeleyen sınır taşmaları veya itraf hakaretleri;
bir yandan mevzuatımızdaki boşluklardan öte yandan aşırı şiddet
yollarına başvurmaktan kaçınılmasından ileri gelmiştir. Aynı zamanda
demokrasilerde, geleneklerin de kanunlar kadar önemli olduğu ve
hatalı davranışların ıslahı hususunda zamanın müessir bir unsur
bulunduğu kanaatine de, tatbikatta sabırla yer verdik. Devletin
gücünü her vesile ile göstermek hevesine kapılıp daha derin
hoşnutsuzluklar yaratmak yerine nerede lazımsa bu gücü orada
kullanmak yolunu seçtik. Filhakika gerek hak tecavüzleri önlemekle
görevli mercilerin gerek haklarını kullanırken bilerek veya
bilmiyerek hatalı hareket edenlerin; zamanla tecrübe kazandıkları ve
taşkınlıkların azaldığı görülmektedir. Ancak hak ve hürriyetlere
yönelecek tecavüzlere karşı hükümeti gerektiği şekilde müessir
kılacak bazı kanuni tedbirlerin alınmasına da ihtiyaç duyulduğunu bu
vesile ile belirtmekte fayda görmekteyiz.
Sayın
Milletvekilleri,
Hükümetimiz din ve
vicdan hürriyetini bütün vatandaşlarımızın doğuştan var olan kutsal
ve medeni hakları olarak görür. Bu haklar, Anayasamızın teminatı
altındadır.
Hürriyetlerin en
geniş şekilde korkusuz endişesiz, kanun dairesinde serbestçe
kullanılmasının sağlandığı bugünkü ortamda, vatandaşlarımızın din ve
vicdan hürriyetinden de bütünü ile ve tam bir açıklık ile istifade
etmeleri mümkün kılınmıştır.
Anayasamızın teminatı
altında bulunan din ve vicdan hürriyeti, hiç bir şekilde tehlike
sebebi olarak gösterilemiyeceği gibi, laiklik prensibi, vatandaşın
dini ihtiyaçlarının karşılanmasında bir baskı vasıtası değil bir
teminat olarak görülmelidir.
Her sahada kalkınma
halinde bulunan memleketimizde, maddi alkınmanın yanı sıra manevi
inanç ihtiyacını karşılayacak modern hayatın icaplarına uygun iyi
eğitim görmüş din adamlarının yetiştirilmesine devam olunacaktır.
Din görevlilerinin
ifa ettikleri vazifenin değer ve önemi nazara alınarak hayat
şartlarının düzeltilmesi için gereken tedbirlerin alınmasına devam
olunacaktır. Bu arada vekil imam - hatiplerin bugünkü durumları
islâh edilerek adil bir ücret almaları sağlanacaktır.
Sayın
Milletvekilleri,
1969 Türkiyesini,
yakın mazideki Türkiye ile dahi kıyas etmeye imkân kalmamıştır.
Büyük Milletimiz kısır iç çekişmeler faydasız tartışmalar yerine
verimli bir hizmetler devri açılmasının özlemi içine girmiştir.
Memleketimizin bir
kısmı asırlık ihmallerden bir kısmı sosyal yapımızdan gelen köklü
dertlerini, seçim devrelerine sığacak imkânlar çerçevesinde geride
bırakmanın gerek Hükümetimizin gerek bizden sonra gelecek
iktidarların en önemli görevi ve baş sorumluluğu haline gelmiş
olduğunun tam idraki içindeyiz. Hükümetimiz önümüzdeki çalışma
devresine bu inançlarla girmektedir.
Günlük hayatında
tümüyle Türk milletini çevreleyen meselelere acil bir çözüm yolu
getirmek ve günden güne büyüyen gelişen genişleyen Türkiye'nin
ihtiyaçlarını karşılamak temel hedefimiz olmakta devam edecektir.
Sayın
Milletvekilleri,
Biz seçim sisteminin
islah edilmesi lüzumuna inanıyoruz.
Büyük bir kısmı
bakımından iktidar değişikliği ile ilgili olmayan seçimlerin çok sık
yapılması seçmen vatandaşa seçimlere karşı bıkkınlık eğilimi
doğurmaktadır.Bu eğilimin giderilmesinde demokrasimizin istikbali
bakımından toplumun hayati menfaatleri vardır. Bu amaçla seçimlerin
birbiri ardına çok sık yapılmasını önleyecek tedbirlere ihtiyaç
olduğu düşüncesindeyiz.
Seçimlerin, yargı
organlarının ve hâkimlerden kurulu Yüksek Seçim Kurulunun genel
yönetim ve denetimi altında yapılmasını zaruri görmekle beraber
seçim mevzuatındaki hükümlerin seçmen oyu ile seçilmemiş kimselerin
seçmenin şuurlu iradesi dışında seçilmiş farzolunmasına değil fakat
seçmen iradesinin fesatsız tezahür edebilmesini sağlamaya matuf
olması lâzımgeldiğine inanmaktayız.
Bu maksatları temin
edecek mevzuat değişiklerinin Anayasa tadillerini gerektiği hallerde
iktidarla muhalefet arasında bir iş birliğinin demokrasimizin
gelişmesine ve memleket menfaatlerine yararlı olacağı kanaatindeyiz.
Esasen Seçim
Beyannamesinde Anayasa değişikliği ile ilgili olarak ifade ettiğimiz
ıslahatı gerçekleştirebilmemiz ancak diğer partilerin iltihakı ile
gerekli çoğunluğu sağladığımız takdirde mümkün olacaktır.
Devletin müessir hale
getirme yolundaki tedbirlerin önemli bir cephesini, Hükümetin
müessir işlemesini sağlayacak tedbirlerde görmekteyiz. Şüphe yoktur
ki Parlamentonun üstünlüğü prensibi tabii olmakla beraber modern
devletin faaliyetlerinde Hükümet ve idare olarak yürütme organı
gerek kanunların uygulanması ve gerek kamu hizmetlerinin görülmesi
bakımından en mühim unsuru teşkil eder.
Devletle vatandaş
arasındaki temas ve münasebetlerin büyük kısmı, Hükümet ve idarenin
çalışma ve hizmet sahaları içinde cereyan eder. Vatandaşın Devletten
beklediği hizmetlerde şikayet konuları Hükümetin karar ve
muamelelerinde gerekli sür'at ve istenilen isabet ve müessiriyetin
sağlanması ile ortadan kalkacaktır. Yüzbinlerce kamu görevlisinin
çeşitli teşkilât içinde merkezi ve mahalli idarelerde kamu ve
müesseselerinde yürüttükleri hizmet yurdun her yerinde ve günün her
saatinde vatandaşlar tarafından devamlı olarak değerlendirilmekte ve
en küçük bir aksaklık bile bütün Devlet ve Hükümet mekanizmasını
sorumlu tutan tepkilere sebep olmaktadır.Bu bakımdan birbirine bağlı
çok çeşitli teşkilatın vatandaşa en mükemmel şekilde hizmet davası
etrafında ahenkli ve müessir bir çalışma
nizamına girmesini
zaruri görüyoruz.
Yürütme organının
müessir hale getirilmesi bir taraftan onun bünye ve işleyişinin
islahı meselesidir. Diğer taraftan yargı organı ile yürütme organı
arasındaki münasebetlerin yürütme tasarruflarını tesirsiz duruma
düşürmeyecek bir ölçü içinde düzenlenmesi meselesidir.
İcranın
müessiriyetini artırmak maksadiyle yapılacak islahatın hedefi
merkezi hükümet teşkilatının ve mahalli idarelerin kanunları
uygulama ve kamu hizmetlerini yürütmede zamandan insan gücünden ve
paradan tasarruf sağlayacak ve daha iyi hizmet edecek surette
yeniden teşkilâtlanması ve çalışma usullerinin bu maksatlara göre
rasyonelleştirilmesidir.
Bu mülahalazarın
ışığı altında, idaredeki islahatın yönelmesi gereken hedeflerini
şöylece özetlemek mümkündür.
1. Kanunların
uygulanmasında vatandaş işlerinin görülmesinde yetki ve görevlerin
Bakanlar Kurulunda toplanması yerine karar yetkileri iş bölümü
esasına göre ilgili Bakanlıklara bırakılacaktır.
2. Hizmetlerin
vatandaşın ayağına götürülmesi bakımından işlerin merkezde
toplanması yerine illerde hatta ilçelerde Devlet teşkilatının
vatandaş ihtiyacı ile temas sathı üzerinde neticelendirilmesine
çalışılacaktır.
3. Bakanların
yetkileri altında bulunan teşkilatın idaresinde başlıca amir
durumundaki yüksek dereceli memurları seçmek hususunda takdir
yetkileri Anayasanın icabına uygun olarak kabul edilecek. Bakanın
müsteşar ve genel müdür gibi doğrudan doğruya kendi sorumluluğu ile
alakalı görevlerde çalışanları değiştirebilmek yetkisini bu
derecelerdeki memurların müktesep maaş haklarını mahfuz tutma esası
ile bağdaştıran bir tatbikata gidilecektir. Danıştay kararlarıyla
bugün memurun muayyen memuriyette kalma teminatı haline getirilen
subjektif hakları sadece müktesep hakların korunmasına inhizar
edecektir.
4. Lüzumsuz
yazışmalara mahal vermeyecek usuller tatbik edilecek kanunlarda
açıkça tasrih edilmiş tahditler olmadıkça vatandaş haklarını keyfi
şekilde daraltıcı bir takdir yetkisi hiçbir idare kademe için kabul
edilmeyecektir.
5. Kanuna aykırılığı
yetkili mercilerin kararıyle sabit olmuş konularda hataların
düzeltilmesinden kaçınılmayacak vatandaşları mutlaka mahkemeye
başvurmadıkça hakkını alamıyacak yollara sürüklemeyi marifet sayan
zihniyete son verilecektir.
6. Memurların mesleki
bilgi ve ahlaki vasıflarını takviye ve teşvik edecek Devlet
idaresinin bilgi ve fazilet disiplini içinde kamu hizmetlerini daha
tesirli seviyeye çıkaracak yetiştirme mükafat ve müeyyideler
sistemleri konulacaktır.
7. Yurt içinde ve
yurt dışında temsil birliği sağlanacak valilerin kaymakamların ve
büyük elçilerin hizmetlerin görülmesinde genel koordinasyonu
sağlayacak ve Devletin gözü kulağı olacak şekilde yeterli yetkilerle
teçhisi cihetine gidilecektir.
8. Kalkınma Planının
hazırlanmasında ve uygulanmasında mahalli idarelere düşecek
görevleri karşılayacak şekilde mahalli idareler yetki, sorumluluk ve
kaynaklarla teçhiz edilecektir.
9. Plan uygulamasında
edinilen tecrübeler göz önünde tutularak, planlı kalkınmanın Devlet
bünyesine uygunluğunu sağlayacak tedbirler alınacaktır. Böylece
idari bünye ve mevzuat planlı kalkınmanın icaplarına cevap verir
hale getirilecektir.
10. Başbakanlığa
bağlı üniteler yeniden düzenlenecektir.
11. Bakanlık
kuruluşları yeniden düzenlenecektir. Bu düzenlemede Türkiye'nin
gelecek yıllardaki ihtiyaçları göz önünde tutulacak hizmet
tekerrürleri yetki tedahülleri ve bunların doğurduğu israf
önlenecektir.
12. Bakanlar
kurulunun yetki ve görevleri yeniden düzenlenecektir.
13. Finansman
kuruluşlarının görev yetki ve sorumlulukları yeniden
düzenlenecektir.
14. Kamu iktisadi
teşebbüslerinin daha rasyonel çalışır hale getirilmesi için
girişilen yeniden düzenleme çalışmalarına devam olunacaktır.
Sayın
Milletvekilleri,
İktisadiœ
durumlarının ve hayat şartlarının islahı gereken gruplar arasında
sayıları büyük bir yekün tutan kamu personeli ile ilgili meseleler
elbetteki acil bir ehemmiyet arzetmektedir.
İktisadi devlet
teşekkülleri mahalli idareler ve belediyeler personeli de dahil
olmak üzere devlet hizmetinde çalışan bütün personelin hayat
şartlarını islah için memleketimizin kaynaklarının elverdiği
nisbette gerekli tedbirler alınacaktır.
Bu arada asgari geçim
seviyesinin altında ücret alan memur ve hizmetliler maaş ve
ücretleri ilk merhalede asgari geçim seviyesine çıkarılacaktır.
Asgari geçim
seviyesinin üstünde maaş alan memur ve hizmetlilerin de gördükleri
hizmete göre hayat şartlarını islah edici tedbirlere baş
vurulacaktır.
Bilumum kamu
personelinin huzur içerisinde çalışabilmeleri için, bir taraftan
asgari hayat şartlarına intibakları yapılırken, diğer taraftan da
adil bir ücret dengesi sağlanacaktır. Ayrıca bütün memur ve
hizmetlilerin sosyal güvenlik şartlarının artırılması için gerekli
tedbirler alınacaktır.
Devlet Personel
Kanununun mali hükümleri, yukarıda belirtilen esaslar
dahilinde ıslah
edilecektir.
Kamu hizmetlerinden
emekli olanların ve bunların dul ve yetimlerinin hayat şartlarını
düzeltici mahiyetteki tedbirlere devam edilecektir. Bu arada devlet
memurlarının aile efradının ve emekli dul ve yetim aylığı alanların
tedavilerinin devletçe sağlanması konusu ele alınacaktır.
Sayın
Milletvekilleri,
Planlı kalkınma ve
refah devletini kurma kalkınma politikamızın temelini teşkil eden
başlıca yol olmaya devam edecektir. Planlamayı yüksek bir hayat
seviyesine ulaşmada ihtiyaçları ve imkânları artan medeni ve ileri
bir toplumu yürütmede rasyonel bir politika izlemenin başlıca aracı
olarak kabul ediyoruz. Böyle bir toplumun kalkınma hamlesini daha da
yoğunlaştırmak için iktisadi bilgileri toplamayı geliştirmek
istatistiklerimizi ve kalkınma politikamıza rehberlik eden ilmi
malzemeyi arttırmak ve zenginleştirmek için sarfedilen çabalara hız
vereceğiz.
Planı iktisat
politikasına devlet müdahalesini ve kontrolunu artıran bir vasıta
değil fakat kalkınma potansiyelimizi ilmi metodlarla tam olarak
değerlendirmede zaruri bir yol telakki eden siyasi ve iktisadi
felsefemize uygun şekilde yürütmeye devam edeceğiz. İktisadi
planlamayı hür ve demokratik ülkelerin ileri verimli ve piyasa
ekonomisine uygun bir politika vasıtası kabul ederek özel teşebbüs
için yol gösterici destekleyici ve teşvik edici bir yönde
geliştireceğiz.
İktisadi
kalkınmamızın başlıca potansiyelini gücü hızla ve devamlı şekilde
artan vatandaş kütlesinde yani özel sektörde görmekte ve buna önemli
katkıda bulunan kamu sektörü ile dış alemden gelecek kaynakları
ihmal edilmesi mümkün olmayan unsurlar olarak mütalaa etmekteyiz. Bu
sebeple önümüzdeki dönemde de karma ekonominin bu bünyesinden
yararlanarak üç kanaldan gelen kaynakları en yüksek kalkınma hızı
temin edecek şekilde ahenk ve verim içinde kullanmaya devam
edeceğiz.
Bu arada, iç
imkânlarımıza ek bir kaynak olarak yabancı sermayeyi yurt
kalkınmasına yararlı olduğu ölçüde teşvike devam edeceğiz. Böylece
kalkınmamız için bütün iç ve dış imkânları azami şekilde harekete
geçirerek yabancı sermaye ile birlikte yeni teknolojilerden sevk ve
idare metot ve tecrübelerinden yurdumuzun faydalanmasını
sağlayacağız.
Bilimsel ve
teknolojik gelişmeler iktisadi kalkınma ve sosyal gelişmelerin
sağlanmasında en müesir bir vasıtadır.
Çağımızda teknolojik
yenilik ve gelişmelerin meydana getirdiği verimlilik istihsalin ana
unsurlarından biri olmuştur. Teknolojik gelişmelerin temelinde
bilimsel çalışma ve araştırma vardır.
Memleketimizde yüksek
öğrenim kurumları kamu kuruluşları ile bir takım iktisadi devlet
teşekkülleri bünyesinde araştırmalar yapılmaktadır. Fakat bu
müesseselerde genellikle araştırmanın önemi yeterince anlaşılmamış
çalışmalar arasında gerekli işbirliği sağlanamamış araştırmaların
organize edilmesi birarada yönetilmesi ve özendirilmesi için gerekli
ortam henüz yaratılamamıştır.
Bu ortamın
yaratılması ve gerekli işbirliği ve organizasyonun kurulması
suretiyle çalışmalardan daha verimli sonuçlar alınması
sağlanacaktır.
Bugün gelişmiş
memleketler ile gelişmekte olan memleketler arasındaki en büyük
mesafe teknolojidir. Teknoloji açığı kapatılmadıkça gelişmiş
memleket haline gelmek mümkün değildir.
Bir taraftan kendi
ilim ve araştırma müesseselerimizin memleket şartlarına uygun
usulleri ve metodları geliştirmeleri teşvik edilecek diğer taraftan
ileri memleketlerden teknoloji ve sevki idarenin en son buluşlarının
alınmasına devam olunacaktır.
Sayın
Milletvekilleri,
Siyasi istikrar
yanında vatandaşın her türlü emniyetini gezi ve çalışma hürriyetini
teminat altında bulundurmanın lüzum ve ehemmiyeti izahtan
varestedir. Adaletin süratli ve adil ölçülerle tevziine duyulan
ihtiyaçla birlikte vatandaşın can ve mal güvenliğinin de sağlanması
için gereklitedbirlerin alınması lüzumunun devlet müessesesine ruh
ve hayat veren unsurların başında geldiğine inanıyoruz. Asayişin
korunması Hükümetimizin bütün dikkatini üzerinde teksifettiği bir
konu olmakta devam edecektir.
Bir çok memleketlerde
görülen toplum hadiselerinin yurdumuzda da tesirini gösterdiği zaman
zaman gösteri yürüyüş ve grev haklarının kanun sınırlarını aşarak
kullanıldığı bir takım işgal hareketlerine tevessül olunduğu bir
vakıadır. Esefle söyleyelim ki bu hadiselere karışan maksatlı
tahriklere de rastlanmıştır. Ancak hakların kötü kullanılmasına ve
bu yüzden başkalarının zarar görmesine göz yumulması hiç bir zaman
mümkün olamaz. Hükümetimiz tecavüzler kimden ve nereden gelirse
gelsin bunları kanun yoluyla karşılamaya kararlıdır. Bu maksadı
teminen yetkili zabıta kuvvetleri vasıtasıyla kanunlar daima hâkim
kılınacak vatandaşlarımızın güven içinde ve korkusuz yaşama
haklarının zedelenmesine fırsat ve imkân bırakılmayacak, emniyet
kuvvetlerinin sayısı ihtiyaca cevap verecek şekilde artırılacak,
cihazları ikmal olunacak, gerektiği şekilde eğitimleri sağlanacak ve
bu konu ile ilgili kanuni, idari bütün tedbirler tamamlanacaktır.
Suçluların takibi ve
cezalandırılması yanında, suçların önlenmesi görevini de müessir
şekilde yerine getirecek bir seviyede, emniyet ve jandarma
teşkilatını takviye ve teçhiz etmek kararındayız.
Üzücü ve zararlı bir
hal alan trafik kazalarını önleyebilmek için, bir taraftan
seyrüsefer şartlarına artık cevap veremez hale gelen ulaştırma
sistemlerinin kapasitesinin arttırılmasına devam olunacak, diğer
taraftan bu teşkilatı bilgi teknik ve gerekli araçlarla teçhiz
ederek kazaların önüne geçilmesi çareleri aranacaktır.
Sayın
Milletvekilleri,
Demokratik rejimin
beşiği olan en ileri batı ülkelerinde bile, memleketin geleceğini
devralmak için nöbet bekleyen gençliğin, yetiştirilmesi hususunda
devlet nizamının korunmasından ve bekasından sorumlu olan Hükümetin,
vazife dışı bırakılmayacağı fikri her zaman olduğu gibi bugün de
değerini
muhafaza etmektedir.
Siyasi İktidarların vazifesi üniversite bütçelerine tahsisat
sağlamaktan ibaret değildir. Rejimi ne olursa olsun hiç bir memleket
istikbalin ümidini teşkil eden çocuklarının, kendi devletinin
dayandığı ilkelere karşı ve tek taraflı bir telkin altında
yetiştirilmesine müsaade etmemektedir.
Hükümet olarak biz;
Anayasamızın üniversiteleri muhtar kılma esasının, onları devletin
ve aynı temel ilkeleri dışına da çıkaracak bir kapsam taşıdığı
manasına alınamayacağına inanıyoruz. Üniversitelerimizi günümüzün
ihtiyaçlarına uygun bir duruma getirebilmek için eğitim usullerinde
gerekli ıslahatın yapılması öğretim kadrosunda yeni bir zihniyetin
yer alması lazımdır.
Üniversite
muhtariyeti münhasıran müesseseye verilmiş bir haktır. Bu
anlayışlardır ki, Hükümetimiz üniversitelerin muhtariyeti prensibini
zedelemeden bir "Üniversiteler arası Yüksek Kurul" teşkilini lüzumlu
görmektedir. Bu kurul çoğunluğu üniversiteler tarafından seçilmiş
fakat içinde yetkili Hükümet uzuvları da bulunan bir organ olacak
her çeşit ıslahat, tedbirlerini ele alacak, Hükümetle üniversiteler
arasında işbirliği kuracak ve eğitim, araştırma yayın ve danışma
gibi faaliyetlerinde Anayasanın temel ilkeleri dışına çıkılmamasını
sağlayacaktır. Anayasanın tadili ile alakalı olan bu teşebbüsümüzde
diğer siyasi partilerden gördüğümüz ilgi ölçüsünde başarılı olmaya
çalışacağız.
Hükümetimiz
Türkiye'de eğitimle ilgili olarak çeşitli meselelerin var olduğuna
inanmaktadır. Her Türk gencine istidadına göre eğitim imkânı
sağlamak yeni müesseseler kurmak zorundayız. Genel olarak eğitimin
memleketimizin ihtiyaçlarına uygun ve amaçlarına çevrik bir nitelik
kazanması lüzumuna kaniiz. Eğitim sistemimizi, bugünün ve geleceğin
ihtiyaçlarına cevap verecek ve bütün kademeleri kapsayacak bir denge
ve irtibat içinde düzenlemek programları ıslah eylemek kararındayız.
Yüksek öğretim
gençliğinin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik şartların aksayan
taraflarını sür'atle gidereceğiz. Her tip okulun dengeli şekilde
yurt sathına yayılması parasız yatılı ve burslu öğrenci sayılarının
artırılması ve bunların köylü, işçi, esnaf ve dar gelirli ailelere
ağırlık ve öncelik verilerek geliştirilmesi, çalışmalarımızın
hedefini teşkil edecektir. Vakfiye şartlarına uygun vakıf sosyal
hizmetleri öğrenci yurtları imaret ve muhtaçlara yardım tesisleri
artırılacaktır. Hükümetimiz eğitimde fırsat ve imkân eşitliğinin her
türlü vasıtaya baş vurarak sağlanması kararındadır.
İhtiyaçlara yönelmiş
ortaokullarımızı en küçük kasabalara kadar götürme politikamıza
devam edeceğiz.
Kız teknik öğretim
kurumlarımız özellikle gezici kadın kursları yurdun her köşesine
ulaştırılacaktır.
İlk öğretimden
üniversiteye kadar bütün öğretim kurumlarının çağın yeniliklerine
intibakı sağlanacaktır.
Öğretmen yetiştiren
müesseselerimizin her bakımdan geliştirilmesine, öğretmenlerimizin
meslekleri içinde ilerlemelerine ve öğretmenliği cazip hale
getirecek tedbirlere, öncelik verilmesine devam edeceğiz.
Yeni yüksek okullar
ve üniversiteler açılması ve mevcutların sür'atle geliştirilmesi
politikasına devamda kararlıyız.
Gençlerimizin her gün
biraz daha elverişli okuma, barınma, beslenme, dinlenme, boş
zamanlarını değerlendirme ve tedavi olma şartları artan bir hızla
geliştirilecektir.
Eğitim mensuplarının
sosyal ve ekonomik güvenliklerini sağlamak üzere "Milli Eğitim
Mensupları Yardımlaşma Kurumu" kurulacaktır. Her yıl artan
üniversite taleplerini karşılayabilmek maksadıyla üniversitelerde ve
yüksek okullarda gece öğretimi yapılması, yurdumuzun muhtelif
yerlerinde fakülteler açılması, üniversiteler, yeni fakülteler ve
yüksek okullar eklenmesi, mevcutların kapasitesinin arttırılması,
kadroların temini, bazı üniversitelere mahrumiyet ödeneği verilmesi
gibi hususlar için çıkarılan kanunlara yenileri eklenecektir.
Üniversite öğretim
üyelerinin zamanlarını ve çalışmalarını üniversiteye hasretmelerini
cazip kılmak, öğrencilerin Anayasa hükümleri çerçevesinde yönetime
katılmalarını mümkün kılmak, öğretimde araştırmayı ve yayımı daha
yeterli hale sokmak için gerekli bütün tedbirler alınacaktır.
Yüksek öğretim
gençliğinin önemli bir kısmını yetiştiren özel yüksek okulların
Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak faaliyet
göstermeleri ve tespit edilen gerekli akademik ve maddi standartlara
uymaları için, Devletin denetim ve gözetimine devam olunacaktır.
Yüksek öğretim
gençliğinin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik şartları
iyileştirici tedbirler geliştirilecektir.
Herkes için eğitim,
Milli Eğitim Politikamızın ana hedefi olacaktır.
İlkokul çağındaki
bütün çocuklarımızı okula kavuşturacak temel eğitim % 100
gerçekleştirilecektir.
Okullarımızda eğitim
görenlerin sayısı yanında, bilhassa eğitimin vasıflarını yükseltici
tedbirleri de alacağız.
Ayrıca okul öncesi
eğitim de lâyik olduğu önemle ele alınacaktır.
Koruma kararı
alınmış, gelişmeleri tehlikede bulunan kimsesiz çocukların tamamını,
yetiştirme yurtlarına alma imkânı sağlanacaktır. Böylelikle sokağa
terk edilmiş çocuk kalmayacaktır. Çocuk mahkemelerinin kurulması ve
çocuk ıslah evlerinin geliştirilmesi, adalet anlayışımıza sosyal bir
veçhe kazandıracaktır.
Mektupla öğretim
metodu ile okullararası seviye farklılığı giderilmeye
çalışılacaktır.
İlk öğretimle orta ve
yüksek öğretim arasında organik bir bağ kurulacak, okul
programlarını ders kitaplarını ve öğretim araçlarını gelişmelere
uygun olarak, devamlı surette yenilemeye önem verilecektir.
Meslek okullarında
orta öğretimlerini tamamlayanların kabiliyetlerine göre üniversite
ve yüksek okullara devam edebilmelerini fırsat eşitliği bakımından
imkân veren gerekli tedbirler alınacak, meslek okullarının
programları bu maksada göre düzenlenecektir.
Hükümetimiz, bu
maksatları teminen çeşitli görevlerin yarattığı iş hacminin baskısı
altında kalan Milli Eğitim Bakanlığının çalışmalarını verimli
kılabilmek üzere, kültür ve gençlik işlerinin ayrı bakanlıklar
halinde idaresini uygun görmüştür. Bu ayırma; milli kültürümüzün,
çağdaş medeniyetin bu konu ile ilgili çabalarını da izleyerek
yaratıcı bir güç kazanmasına imkân verecektir.
Tarih ve kültür
hazinelerimizin değerlendirilmesi, yaşayan nesillere tanıtılması
için gerekli çaba sarf edilecektir.
Türk dilinin, birlik
ve istikrar içinde kendi kaidelerine uygun, ilmi ve tabii yollarla
gelişmesi ve zenginleşmesi bir araştırma konusu yapılacaktır.
Dilimizin gelişigüzel
uydurma birtakım kelimelerle bozulması ve özleştirilme bahanesiyle
fakirleştirilmesi önlenecek ve nesiller arasındaki bağlantıyı
tekâmül içinde devam ettirecek bir dil gelişmesi ve zenginleşmesi
sağlanacaktır. Bu maksada hizmet etmek üzere bir "Dil Akademisi"
kurulacaktır.
Yurt dışında bulunan
soydaşlarımızın Türk kültür ve varlığının korunması ve
geliştirilmesi için yapılan çalışmalara devam olunacaktır.
Türk kültür ve sanat
eserleriyle, dünya tefekkürrünün insanlığa mal olmuş eserlerinden
müteşekkil, geçen dönemde başladığımız Bin Temel Eserlik yayın
programını önümüzdeki dönemde tamamlamak kararındayız.
Örf adet ve
geleneklerimiz müzik ve folklor eserlerimiz ortaya çıkarılıp, ilmi
inceleme konusu yapılacak ve her sahada sanatçılarımız teşvik
edilecektir.
Devlet Tiyatrosu
Devlet Operası ve Balesinin daha da gelişmesi ve yurt sathında daha
geniş halk kitlelerine hitap edebilmesi sağlanacak, bu maksatla
bölge tiyatroları kurulacaktır.
Memleketimizin tarihi
ve turistik bölgelerinin arkeolojik karakterleri
gözönüne alınarak,
müzeler açma, eski eserleri meydana çıkarma, bunları yurt içinde ve
yurt dışında tanıtma çabalarımıza devam olunacaktır.
Türk medeniyet
tarihinin canlı abidesi olan, eski eserlerin muhafazası ve bunlardan
faydalanılması yanında yeni tesislerinin ve hayır kurumlarının
gelişmesini de teşvik edeceğiz.
Muhterem
Milletvekilleri,
Türk Gençliği bu
memleketin milli ümitlerinin mihrakıdır. Gençliğimiz; milletçe
iftihar edebileceğimiz bir seviyeye yükselmiş ve Büyük Atatürk'ün
emanetine sahip olmanın sağlam karakterli şuurunu daima muhafaza
etmiştir.
Zaman zaman
rastladığımız üzücü davranışlar bizi hatalı değerlendirmelere
sürüklememelidir. Dünyanın her tarafında görülen buhranların sosyal
ve politik meselelere karşı cephe almanın bir parçası olan
tezahürler ile kasıtlı ve zararlı davranışları birbirinden ayırmak
mecburiyetindeyiz. Gençlik hareketlerinin, dünya gençliği ile ortak
ve memleketlere göre farklı sebeplerini iyice değerlendirmemiz
gerekmektedir.
Gençliğin bütün
meselelerini tüm olarak ele almak suretiyle, bunlara en uygun çözüm
yollarını süratle getirmek kararındayız. Hürriyet içinde, refah
yoluna yönelmiş Büyük Türkiye idealini, memleketin yarınki sahipleri
olan genç kuşaklara hedef olarak vermek ve onları zararlı
cereyanlara kapılmadan bu inanç etrafında toplamak, günümüzün en
önemli konusu haline gelmiştir.
Yeni kurulan gençlik
işleriyle görevli Bakanlığın bu konulara ciddi şekilde eğileceğine
ve Türk Gençliğinin haklı dertlerine en kısa zamanda isabetli çözüm
yolları getireceğine kani bulunuyoruz. Hükümetimiz bu uğurda her
türlü imkânı sağlamanın kesin kararı içindedir.
Bu arada sporla
ilgili meseleler üzerinde de önemle durduğumuzu belirtmek isteriz.
Sporun ruh ve beden eğitimi bakamından değerli bir vasıta olduğuna
inanıyoruz. Her yaşta herkesin sporla ilgisini teşvik amacıyla
lüzumlu tesisler inşa edilecek bedeni ruhi ve fikri gelişmeler için
bir çalışma sistemi kurulacaktır. Beden Terbiyesi Kanunu
değiştirilecek, Türk sporuna bütünüyle ve modern anlamda hizmet
imkânları vermenin tedbirleri alınacaktır.
Gayemiz sporun kanun,
nizam, ahlak ve disiplin ölçüleri içinde gelişmesini sağlamak,
amatör sporu da kitlelere yaymak suretiyle gençliğin moral ve fizik
gücünü artırmak olacaktır.
Sayın
Milletvekilleri,
Devletin temel
nizamını tahribe yönelmiş herhangi bir davranışı Anayasamızın
reddetmiş olmasına rağmen, bugün başta komünizm olmak üzere çeşitli
Anayasa dışı cereyanlar ve propagandalar bazan açık bazan örtülü bir
şekilde yurdumuzda görülebilmektedir.
Bu konularla ilgili
suçların takibinde istenilen şekilde müessir ve hızlı işleyen bir
mekanizmanın kurulmamış olması bazı hallerde de Anayasa dışı
cereyanların muhtevasını tahlil ve tespite yetkili mercilerin farklı
görüşlere sahip bulunması, bu gibi zararlı faaliyetlerin tamamiyle
önlenmesini mümkün kılmamaktadır.
Anayasamız herkesin
düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim ve başka yollarla tek
başına veya toplu olarak açıklayabilmesini ve yayabilmesini hiçbir
kayda bağlamamıştır. Şu kadar ki Türk Milletine tanınmış olan bu
hakların ve hürriyetlerin ancak Anayasanın sözü ve özü ile
belirtilen nizam içinde serbest olabilmesi de yine bir Anayasa
icabıdır. Anayasanın ilgili hükümleriyle ve kesin çizgilerle
açıklanan bu nizam, bölünmez bir bütün halinde milli şuur ve ülküler
etrafında toplanmış, Türk milliyetçiliğinden hız ve ilham almış,
barışçı Atatürk devrimlerinin tam şuuruna sahip, insan hak ve
hürriyetini sosyal adaleti teminat altına almakla görevli,
egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletinde olduğuna inanmış,
milli, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti yani Büyük Türkiye
Cumhuriyeti'dir. Bu nizamda çok şey var fakat bir şey yoktur. Bu
nizam içinde içgüdülere veya art fikirlere göre bir tercih yapıp,
diğerlerini ihmal etmek mümkün değildir. Bunun içindir ki; Türk
Anayasasından bir hak alarak,aynı yasanın kurduğu nizamı yıkmanın
mümkün ve hukuki olduğu kabul edilemez.
Hükümetimiz, sekiz
yıllık uygulama süresince görülen aksaklıkları dikkate alarak,
mevzuatımızdaki boşlukların kanun yoluyla giderilmesi kararındadır.
Hür tartışma ortamını asla ihlal etmeyecek şekilde gerçekleştirecek
olan bu çalışmalarımıza, bütün siyasi partilerin yardımcı olacağını
ümit ediyoruz.
Sayın
Milletvekilleri,
Hükümetimiz sosyal
adaletin temel şartını, kabiliyetine göre herkesin bir işe sahip
olabilmesinde ve geçim seviyesine uygun bir gelir sağlama imkânının
bütün vatandaşlar için teminat altına alınabilmesinde görmektedir.
İşsizliği önlemek
için, istihdam imkânlarını plan hedeflerine uygun şekilde
genişletmek, büyük sanayileşme hamlelerini geliştirmek yolundaki
gayretlerimizin artırılmasında kararlı bulunuyoruz. Yeni iş
sahalarının açılması, çalışanların sayısının arttırılması ve
emeğinin karşılığını her işçinin tam almasıyladır ki çekilen
sıkıntıların azalacağına, refah yolunun açılacağına inanıyoruz.
Hükümetimiz iktisadi
kalkınmamızı insan gücü, sermaye ve tabiat kaynaklarının ahenkli
şekilde kullanarak gerçekleştirme yolunda olacaktır. Biz sermaye,
emek ve teşebbüsü birbirine muhtaç ve yekdiğerini tamamlayan ana
unsurlar olarak görmekteyiz. Bu itibarla dengeli bir çalışma ortamı
yaratmanın, işçilerimizin bugününü ve yarınını teminat altında
tutacak tek yol olan sosyal güvenliği sağlamanın, iş itibariyle
başkalarına tabi olanları huzur, emniyet ve refah içinde
bulundurmanın, bir devlet vazifesi olduğunda tereddüdümüz yoktur.
Tarım sektöründe her
yaşta emek verenleri, hülasa çalışan bütün hizmetlileri kapsayacak
şekilde, sosyal güvenlik alanının genişletilmesi, Hükümetimizin bu
konu ile ilgili politikasının ana hedefidir.
Çalışma ve işyeri
şartlarının düzenlenmesine, işçi sağlığını çevreleyen bütün
tedbirlerin tamamlanmasına, işçi konutları için ayrılan fonların
artırılmasına ve işçilere ferdi mesken kredisi verilmesi işlemine
devam olunmasına önem vermekteyiz.
İşçi çocuklarının
Sosyal Sigortalar fonundan getirilen burslarla eğitilmeleri imkânı
geliştirilecektir.
Tarım iş kanunu
tasarısı yürürlüğe konacak, tarım ve orman işçileri sigorta
kapsamına alınmış olacaktır.
Sosyal sigortaların
kapsadığı risk alanları genişletilecek ve işsizlik sigortasının
gerçekleştirilmesi imkânları aranacaktır.
İşçi bütünlüğünün
sağlanması ve devamını teminen, Türk sendikacılığının demokratik
sistem içinde güçlenmesine yardımcı olmak için, ilgili mevzuatta
gerekli değişmeler yapılacaktır.
İşçi memur ayrımını
kanunla kesin bir şekle bağlayacağız.
Bu arada çalışmaya
hazır iş gücüyle, boş işyerleri arasındaki denge kuruluncaya kadar,
dış memleketlere gönderilmesi zaruri gördüğümüz işçilerimizle ilgili
her çeşit meseleleri de süratle düzenleme kararındayız. İş ve İşçi
Bulma Kurumunun şikayetlere konu olan aksaklıkları giderilecek, dış
ülkelere çıkış formaliteleri sadeleştirilecektir.
Yabancı
memleketlerdeki işçi tasarruflarının yurda aktarılması ve
dönüşlerinde kendilerine iş imkânları ve güvenlik verecek tesislere
yatırılması konularındaki tedbirlerin alınmasına devam olunacaktır.
Sayın
Milletvekilleri,
Fertlerin sadece hak
ve hürriyetlerini korumakla yetinen bir devlet, sosyal vasfını
kazanamaz. Bizim sosyal devlet anlayışımızın yurttaşların insan gibi
yaşamaları için, zaruri olan maddi ihtiyaçlarını gidermek
çarelerinide, devlet vazifeleri içine alan bir kapsamı vardır. Bu
anlayışın yalnız fert refahının değil, demokratik rejimin de bir
teminatı olduğu inancındayız. Bunun içindir ki dar gelirlileri
yoksulları sıkıntıdan kurtarmak, korunmaya muhtaç çocuklara,
sakatlara, bakıma muhtaç ihtiyarlara, el uzatmak, hülasa iktisadi
bakımdan zayıf düşmüş vatandaşlarımızın bu durumlarını gidermek
için, almakta olduğumuz ekonomik ve sosyal tedbirleri geliştirerek
devam ettireceğiz. Milli gelirin kalkınmaya ayrılan parçasıyla
dengeli olarak sosyal yardım ihtiyaçlarını da karşılamak
kararındayız.
Değişik gelir
grupları ve bölgeler arasında dengeli bir iktisadi gelişme sağlamak,
milli gelirin fert başına düşen oranını arttırmak, kalkınmanın
getirdiği nimetlerde fırsat eşitliği, yüklediği külfetlerde takat
ölçüleri prensiplerini daima mahfuz tutmak, kalkınmayı halkın
erişilmiş geçim seviyesini indirerek değil yükselterek
gerçekleştirmek, çok sayıda vatandaşa iş imkânı açmak, bu konu ile
ilgili politikamızın temel direkleri ve kalkınma programımızın ana
hedefleridir.
Müterakki vergiler
dengeli şekilde dağılmış ve halkın yararına yönelmiş kamu
hizmetleri, eğitim, sağlık ve diğer hizmetlerin, vatandaşın
ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi gibi tedbirlere önem vermekte devam
edecek, bu alanda gerekli ıslahatı gerçekleştireceğiz.
Tüm olarak toplumun
yaşama seviyesinin yükseltilmesi, artan gelir ve yükselen refahtan
herkesin dengesizliği giderici nisbette pay alması gibi tedbirlere
öncelik verilmekle beraber, milletimizin geçim sıkıntısından
kurtulması çarelerinin bütün gücümüzü kalkınmaya yöneltmekle elde
edilebileceğine inanıyoruz. Türkiye halen, ekonomik kalkınmanın alt
yapılarıyla meşgul bir memlekettir. Bu güne kadar
gerçekleştirdiğimiz ve peyderpey neticeleri alınmaya başlamış olan
hizmetler, önümüzdeki plan devresi içinde de beklediğimiz neticeleri
vermeye devam edecektir. Ancak, bunu yaparken, servet ve gelir
dağılımı; bütün iddialara rağmen her rejimde mevcut, servet ve gelir
farklarının ortadan kaldıracak bir çeşit iktisadi eşitlik hedefi ile
düzenlenemiyeceğini belirtmek isterim. Mevcut düzenimizin
Türkiye'nin kalkınmasına ve ilerlemesine engel olmadığını, aynı
zamanda toplumun çeşitli grupları arasında sefaleti önleyecek bir
düzen içinde yaşama lüzumuna inanıyoruz. Ancak, sosyal devlet
anlayışının totaliter aşırı akımların meşru gösterilmesi veya temel
hak ve hürriyetlerin zedelenmesi ya da servet düşmanlığı gibi
maksatlara alet edilmesine karşıyız.
Asırlık ihmallerin,
sosyal yapımızdan gelen tarihi ve iktisadi sebeplerin bize
devrettiği mirasın bir eseri olan yoksulluktan, birbirimizi sorumlu
tutarak, bu köklü derdi ortadan yok edemeyiz. Tartışmamız lazım
gelen, sıkıntının mevcudiyeti değil, bunun izalesi için aldığımız
tedbirlerin yeterliliği konusu olmak gerekir. Biz; antidemokratik,
taklit ve zora dayanan tedbirlerin cenderesi içinde ve toplum yararı
iddiası ile ferdi ezerek; vatandaşı kendi ihtiyaçlarına yabancı
sahalarda çalışmaya mecbur etmek suretiyle, refaha ve mutluluğa
kavuşmanın mümkün ve isabetli bir yol olduğunu reddeden bir
zihniyete sahibiz. Devleti: milletin maşeri vicdanında beliren
istikameti hiçe sayan, emreden bir varlık olarak göremeyiz. Devlet
anlayışımız; vatandaşa hizmet felsefesine dayanmaktadır. Biz,
iktisadi hayatın en dinamik dayanağı olan dürüst ve yurtsever hür
teşebbüse yol gösterici teşvik edici, yardımcı bir davranışın en
doğru yol olduğuna inanmışız. Artarak devam edecek olan
hizmetlerimize ilave olarak, milletimizin müteşebbislerimizin
başarıları bizim hem ana hedefimiz, hem iftiharımız olacaktır.
Sayın
Milletvekilleri,
Topyekün
kalkınmamızın; ancak köyün ve köylünün refaha kavuşması ile mümkün
olabileceğine inanıyoruz. Nüfusumuzun %70 ini teşkil eden köylü ve
çiftçilerimizi kalkındırmak hedefine, milli bir mesele, bir
medeniyet davası gözüyle bakıyoruz. İkinci Beş Yıllık Kalkınma
planımızın ana yapısı ve temel felsefesi bu ilkelere dayanmaktadır.
Hükümetimiz; köye
medeni hizmetleri götürmeyi, köylüyü bu hizmetlerden yararlanacak
iktisadi güce ulaştırmayı ana hedef olarak ele almaya devam
edecektir.
Bu hedefi
gerçekleştirmek için, köyle ilgili yol, su, elektrik, eğitim,
sağlık, kredi ve tarım hizmetlerine önem vermekte devam edeceğiz.
Çiftçinin alın terini
değerlendirebilmek için, mahsullerinin taban fiyatlarıyla
desteklenmesi, devlet eliyle alım politikamız bir bütün olarak ve
dengeli şekilde yürürlükte kalacaktır.
İkinci plan döneminin
sonunda okulsuz köy kalmaması için, bütün gücümüzle çalışacağız.
Türkiye'de yolsuz, susuz, ışıksız köy bulunduğunu tarihi bir hatıra
haline getirmek yoluna yönelmişizdir.
Her bölgenin arz
ettiği özellik ve imkânlara göre, çeşitli ürünlerin
değerlendirilebilmesi için, küçük sanayi tesislerinin köylerimize
götürülmesi sağlanacak; bu yoldaki teşebbüsler, kredi, teçhizatlanma
ve teknik yardım yolu ile teşvik olunacaktır.
Sahil köylerimizde
yaşayan vatandaşlarımızın denizle olan münasebetlerini
kolaylıştırmak ve müstahsil hale gelebilmelerini sağlamak amacıyla,
küçük barınaklar, iskeleler, çekek yerleri yapmağa hızla devam
olunacaktır.
Su baskını, zelzele,
yangın, don, kuraklık gibi tabii afetlerin sebep olduğu ızdıraplar
karşısında bütün yurttaşlarımızın dertlerine ortak olmaya; devletin
kudretli ve müşfik ellerini onlara uzatmaya devam edeceğiz.
Köye hizmet götüren
kuruluşlar, yılların tecrübelerinden faydalanarak daha tesirli yetki
ve usullerle kuvvetlendirilecek ve bu gayeye yönelmiş çeşitli
müesseseler arasında işbirliği tesis edilecektir. Köylünün idare ile
olan münasebetlerine kolaylık, ucuzluk ve sür'at sağlayacağız.
Köy Kanununda, bütün
faaliyetleri içine alacak özellikle yetki ve kaynak yönünden günün
ihtiyaçlarına cevap verecek değişiklikleri gerçekleştireceğiz.
Köylülerimizdeki
gizli işsizliği önlemek ve atıl iş gücünü değerlendirmek amacıyla,
el ve ev sanatlarının geliştirilmesine, köy toplum kalkınması
çalışmalarına önem vereceğiz. Bu konu ile ilgili olarak araç ve
gereçler için kredi ve pazarlama imkânları sağlanacaktır.
Köylüye ev yeri
verme, kendi evini yapana yardım etme konulariyle köy imar planı
üzerinde önemle duracağız.
Köy kalkınma
kooperatiflerinin kurulması teşvik edilecek, projelerin yapılması,
özellikle kredi sağlanması yeni usullere bağlanacaktır.
Topraksız veya
yeterli toprağı bulunmayan köylüye, mevcut olan yerlerde Hazine
Arazisi dağıtımı sür'atle ve adil bir şekilde devam edecek, şikayete
konu teşkil eden meseleler üzerinde gerekli usul ve mevzuat
değişiklikleri süratle gerçekleştirilecektir. Hedefimiz tarımda
topyekün üretimin artırılması
dır. Aynı zamanda
topraksız köylüyü toprağa kavuşturmaktır. Topraksız ve az topraklı
köylülere yeter miktarda arazi satın alabilmelerini ve bu toprakları
işletebilmelerini teminen, kendine elverişli şartlar altında tesis
ve edindirme kredileri açılacak ve böylece kredi yoluyla
topraklandırma faaliyetlerine önem verilecektir. Ayrıca, modern
işletmecilik esaslarına uygun şekilde toprak rejiminin düzenlenmesi
suretiyle de topraksız köylüyü toprak sahibi yapacağız.
Toprak - Su
hizmetlerine, özellikle küçük sulamalara öncelik ve ağırlık
verilmesine devam olunacaktır.
Sayın
Milletvekilleri,
< |