(Onursal
Başkanımız Sayın Bülent Ecevit'in 28 Kasım
1999 günü Ankara'da DSP'nin 14.
Yıldönümü kutlama töreninde yaptığı konuşma)
Merhaba,
Sevgili Demokratik Solcular, sayın konuklar,
değerli gazeteciler:
Bugün Demokratik Sol'un doğuş ve gelişme sürecini
özetleyeceğim.
DSP 14
Kasım 1985'te kuruldu. Ama DEMOKRATİK SOL'un bir düşünsel
akım ve siyasal hareket olarak başlangıcı 1960'lı
yıllardadır. Bu akım ve hareket,
1963'te, demokratik işçi hakları için verilen ve
kazanılan mücadeleden doğmuştur. Eski CHP'de parti
içi muhalefete dönüşen bu harekete, ilkin, ORTANIN
SOLU adı verilmişti. O yıllarda SOL sözcüğünü
kullanmak kolay değildi. Parti içinden de
toplumdan da yoğun tepkiler geldi... Partide
derine inen bölünmeler oldu. O yıllarda SOSYAL
ADALET kavramı bile kuşku uyandırıyordu. Fakat
hareketi başlatanların direnci, ülkemizde, SOL
kavramına siyasal meşruluk kazandırdı. Bunu, en
başta, Marksist ideolojiyle farklılığımızı
vurgulayarak başardık. Bunu başarabilmek için,
yalnız sağa karşı veya eski CHP'nin tutucu
kanadına karşı değil, aynı zamanda başka bazı sol
akımlara karşı da kararlı bir mücadele vermemiz
gerekti. Hareketi toplumsal ve ulusal
özelliklerimize dayandırmamız ve laikliği
inançlara saygı ile bağdaştırmamız da, giderek,
halkın güvenini kazanmamızı sağladı. Özellikle de
12 Mart 1971 ara rejimi dönemindeki ödünsüz
demokrasi mücadelemiz bu güveni pekiştirdi.
Oylarımız %25'lere kadar gerilemişken, 1973'te
%32'ye, 1977'de %42'ye yükseldi. Böylece,
DEMOKRATİK SOL hareketin güçlenişiyle birlikte,
CHP birinci parti konumuna erişti ve iktidarın
belirleyici unsuru oldu.
1960'lı yılların sonlarında, harekete verdiğimiz
ORTANIN SOLU adını değiştirerek, DEMOKRATİK SOL
tanımını benimsemiştik. O da kolay olmamıştı.
Parti içinde tartışmalara neden olmuştu. Kimi,
hareketi, SOSYALİST olarak, kimi de SOSYAL
DEMOKRAT olarak adlandırmamızı istiyordu. Kuşkusuz
Batı ve Kuzey Avrupa'nın SOSYAL DEMOKRAT
akımlarından esinlenmiştik. Ama hem kökenlerimiz
hem de toplum yapımız farklı idi. O nedenle,
kendimize özgü bir tanımlama olarak, DEMOKRATİK SOL'da karar kıldık.
12 Eylül dönemi ardından da, bu tanımlama,
kurduğumuz yeni partinin adı oldu. Bayrağımız da
barış ve sevgi simgesi ak güvercin oldu. Bu
simgeyi bize halk vermişti. 1960'lı, 1970'li
yılların kanlı bıçaklı siyasal ortamında
izlediğimiz barışçı tutum dolayısı ile
toplantılarımıza ak güvercinle gelen halkımız
DEMOKRATİK SOL'u bu
simgeye layık bulmuştu.
12 Eylül döneminde de yoğun bir demokrasi
mücadelesi verdik. Mücadelenin güçlüklerini göze
alamayanlarla yollarımız ayrıldı ve DSP'yi kurduk.
Ben o sırada yasaklıydım. Partinin kuruluşuna
RAHŞAN ECEVİT öncülük etti. Çok zor koşullarda
Genel Başkanlığı üstlendi. Rahşan Ecevit'in,
kurucusu olduğu KÖYLÜ DERNEKLERİ'nden gelen örgütlenme deneyimi
vardı. O deneyimini DSP'ye aktardı. Paramız
yoktu... Fazla bir desteğimiz de yoktu. Ama
azmimiz vardı. Rahşan Ecevit, iki odalı bir bodrum
katında, bir avuç arkadaşıyla göreve başladı.
İğneyle kuyu kazarcasına çalışarak, Partinin
sağlam bir zeminde güçlenmesine ve doğrultu
tutarlılığına ödünsüz özen gösterdi. Bu davranış
da, giderek, DSP'ye halkın güvenini kazandırdı.
1987'de oylarımız %8.54'ten ibaretti. Barajı aşıp
Meclis'e girememiştik. Fakat yılmadık; adım adım ilerledik.
1991'de %10.75 oranında oy alarak, 7 milletvekili
ile meclise girmeyi başardık. İstifalarla
milletvekili sayımız 3'e indi. Ama güçlenişimiz
sürdü. 1995 seçimlerinde oylarımız %14.64'e,
milletvekili sayımız da 76'ya yükseldi. 1999
seçimlerinde de %22.19 oyla 136 milletvekilliği
kazandık. Böylece, 1995 seçimleriyle solum birinci
partisi olan DSP, 1999 seçimlerinde bütün
Türkiye'nin birinci partisi oldu ve bugün başında
bulunduğu üçlü koalisyon hükümetini kurmayı
başardı. Solun birinci partisi olduk. Ardından
Türkiye'nin birinci partisi olduk.
Peki geriye ne kaldı?.. Geriye, bundan sonraki seçimlerde, salt çoğunlukla
tek başımıza iktidar olmak kaldı. Bunu hayal gibi
görenler olabilir. 1999 seçimleri öncesinde
DSP'nin birinci parti olması da hayal gibi
görünüyordu. Ama hayal gerçek oldu. Kaldı ki artık
Türkiye'ye DSP'siz bir hükümet düşünülemez oldu.
1997'de, Türkiye, REFAH-YOL kabusundan, ancak DSP'li bir hükümetle
kurtulabildi. 1999 seçimlerine gidilirken de
azınlık Hükümeti kurma sorumluluğu bize emanet
edildi. Çünkü DSP, onun siyasal doğrultusunu
benimsemeyenlerin bile gözünde, güvenilir parti
idi. Her türlü partizanlıktan uzak durarak bu
güvene layık olduğumuzu gösterdik.
1999 seçimleri öncesinde Meclis'te temsil edilmiş
olan partilerin tümünün oyları düşerken sadece
DSP'nin oyları yükseldi... %14'lerden %22'lere
yükseldi. DSP güçlendikçe laik demokratik
Cumhuriyet de güçleniyor.
1999 seçimleri ardından, yeni TBMM'nin ilk
gününde, DSP grubu, tek yürekle ve tek sesle,
laiklik karşıtlığına geçit vermeyeceğimizi
kanıtladı. Biz içimizde herşeyi özgürce tartışırız; ama, bir sonuca
vardıktan sonra, tek yürek - tek ses oluruz. Bu
özelliğimizi ve doğrultu tutarlılığımızı
sürdürdükçe, hiçbir engel veya zorluk DSP'nin
güçlenişini önleyemeyecektir.
Bugün Partimizin 14'üncü yaş günü toplantısına
sunulan bildiriler, üyelerimizin görüşlerini
yansıtmaktadır. Her üyemizin Parti politikalarına
katkı yetkisi de, yeteneği de vardır. Bu katkılara
uzman arkadaşlarımızın ve yetkili kurullarımızın
da katkıları eklendikçe, ülke sorunlarına en
sağlıklı çözümler DSP çatısı altında
üretilmektedir ve üretilecektir.
Başında bulunduğumuz 57'nci Hükümet, çok partili
dönemin en hızlı çalışan, en başarılı Hükümeti
oldu. Gerek demokrasi alanında, gerek ekonomik ve
sosyal alanda başlattığımız reformcu atılımlar
birbirini izliyor. Zorluklarla dolu bir dönemden
geçiyoruz. Ama inanıyorum ki zorlukları kısa
sürede aşacağız. Hükümetin hızlı ve kararlı
çalışması bütün dünyada Türkiye'nin saygınlığını
arttırıyor.
Tüm DSP'lilere, ATATÜRK'ün en büyük değeri bilime veren aydınlık yolunda,
sürekli başarılar dilerim. Toplantımıza değerli
katkılarda bulunan sanatçılara teşekkür ederim.
Saygılar, sevgiler sunarım. |
|
|
|
|
|