DSP PARTİ PROGRAMI
DSP’den “sol”a yeni hedefler
BÜLENT ECEVİT
DSP’nin 1985 yılında yazılan
programı, yenilenen programla
ortadan kalkmıyor. 1985
programında Demokratik Sol
felsefeyle ilgili çok önemli
görüşler bulunmaktadır. Bunlar,
her zaman geçerli ve her
Demokratik Solcu’ya rehber olan
görüşlerdir.
Ancak Dünya’da ve Türkiye’de çok
şey, o arada sol da değişti.
DSP’nin kuruluş dönemindeki
programında öngörülen bazı
hedefler de gerek iktidarımız,
gerekse başka dönemlerde yapılan
düzenlemelerle gerçekleşti. Bu
nedenle yeni hedefler ortaya
koymak gerekti.
Bu arada birçok yazar ve düşünür
“sol”la ilgili tartışmalara
katılmıştır. Ancak bu
tartışmalardan herhangi bir
sonuç çıkmamıştır.
Türkiye’deki “sol”un çağdaş
açılımını sağlayan Demokratik
Sol Hareket’tir. Bu nedenle
“sol”a, değişen Dünya ve Türkiye
koşullarına göre yeni hedefler
getiren de yine Demokratik Sol
Hareket’tir.
Demokratik Sol Parti’nin Parti
Meclisi toplantısında belirlenen
programı; “küreselleşme”,
“kayıtdışı ekonomi”,
“emek-sermaye ilişkisi”,
“üretim”, “girişimcilik”,
“işsizlik”, “kültür”, “bilgi
toplumu”, “uzay teknolojisi”,
“kamu yönetimi” ve “yerel
yönetim anlayışı”,
“sendikalaşma” ve
“üniversitelere bakış açısı”
gibi çok sayıda konuyu
içermektedir.
Küreselleşme son yıllarda çok
yaygınlaşmıştır. Bu arada sosyal
boyutu gözardı eden
kürselleşmenin faydalarının yanı
sıra zararlarının da olduğu
ortaya çıkmıştır. Bu zararları
ortadan kaldırıcı önlemleri
geliştirmek sol partilerin
işlevidir. Bunu Türkiye’de
başarabilecek olan sol da
Demokratik Sol Parti’dir.
DSP’nin “inançlara saygılı
laiklik anlayışı”, yenilenen
programında ayrıntılı olarak
anlatılmaktadır.
“Sol”un evrensel değerlerini
yerlileştiren bir anlayışa sahip
olan Demokratik Sol Parti,
sadece Türkiye’de değil,
Dünya’da da hakça paylaşımı
öngörmektedir.
Parti Meclisimiz’in 3 Ekim 2003
tarihli toplantısında ele alınan
programın tam metni, 6 Ekim 2003
Pazartesi günü düzenlenen bir
basın toplantısıyla
açıklanmıştır.
Ancak açıklanan metin, yenilenen
programın “öz”ünü, “genel
çerçevesi”ni oluşturmaktadır.
Yenilenen programımızın
partimize ve ülkemize hayırlı
olmasını dilerim.
6 Ekim 2003
DEĞİŞEN DÜNYA VE TÜRKİYE
DSP’NİN GÜNCELLEŞEN PROGRAMI
2003
1980'lerin ortalarından beri
dünyada, özellikle de bölgemizde
büyük değişiklikler olmuştur. En
önemlisi ideolojik kutuplaşma
sona ermiştir. Uygarlıklar
çatışmasının yerini kültürel
diyalog ve uzlaşma almaya
başlamıştır.
Çağımızda dünya savaşı tehlikesi
ortadan kalkmıştır. Ancak
milliyetçi akımlar ve gelişmeler
yüzeye çıkmıştır. Bir yandan
etnik ayrışım artarken, bir
yandan da kültürel kaynaşma
artmıştır.
İletişimin yaygınlaşması ve
kolaylaşması bu süreci
hızlandırmıştır. Buna paralel
olarak Batı'nın kültürel
üstünlük iddiası ortadan
kalkmıştır.
Sovyetler Birliği'nin
dağılmasıyla Orta Asya'dan Orta
Avrupa'ya kadar uzanan bölgede
bağımsız cumhuriyetler veya
özgür rejimler kurulmuştur. Doğu
ile Batı'nın yakınlaşmasından
Avrasya kavramı doğmuştur.
Avrasyalaşma sürecinin anahtarı
da Türkiye'dedir. Bu anahtarı en
iyi değerlendirebilecek yaklaşım
da Demokratik Sol Parti
Kültürü’dür.
Avrasya eksenindeki ülkelerin
her biriyle Türkiye'nin tarihsel
ve kültürel bağları vardır.
Bölgedeki değişim bu bağları
canlandırmıştır. Bölgedeki
Türkiye'nin etkisi ve ağırlığı
artmaya başlamıştır.
Bunun doğal bir sonucu olarak
Türkiye'nin Demokratik Sol
Hareketi ve Kültürü de ülkemizin
yanı sıra bölgemizde de etkinlik
kazanabilir.
Dünyadaki gelişmeler de
Türkiye'nin jeopolitik konumunu
güçlendirmiştir.
Türkiye'nin uluslararası alanda
en büyük gücü inançlara saygılı
laikliktir. Laikliğin
Türkiye'deki en büyük güvencesi
de Demokratik Sol Parti'dir.
Demokratik Sol Parti'nin
solculuğu yalnız kendi halkımız
için değil, tüm insanlık için
geçerlidir.
Solun evrensel değerlerini
ülkemizin kendi değerleriyle
kaynaştırıp yerlileştiren
Demokratik Sol Parti, yalnız
Türkiye'de değil, bütün dünyada
hakça bir düzen için çalışmaya
kararlıdır.
Çünkü, Demokratik Sol Parti'nin
"ulusal solcu"luğu, tüm dünya
ülkelerinin kendine özgü
solculuklarına da bir örnektir.
Atatürk'ün "YURTTA BARIŞ,
DÜNYADA BARIŞ" ilkesi, DSP'nin
esin ve güç kaynağıdır.
DSP; sürekli barışı, sürekli
özgürlüğü ve sürekli
demokrasiyi, hem kendi ulusunun,
hem de dünya uluslarının
vazgeçilemez hakları olarak
görmektedir. Dolayısıyla kendi
ülkesinde de başka ülkelerle
ilişkilerinde de adaletli
bütünleşmeyi ve adaletli
paylaşmayı öngörmektedir.
Yalnız insanlarımız arasında
değil, bölgeler arasında da
sosyal adalet; ve yalnız
Türkiye'de değil, dünyada da
sosyal adalet, DSP'nin temel
ilkelerindendir.
Küreselleşme, kaynağını
teknolojideki gelişmelerden
almaktadır. O nedenle
küreselleşme önlenemez.
Ama küreselleşmenin neden olduğu
olumsuzluklara karşı da etkili
önlemler alınmalıdır.
Sosyal boyutu gözardı eden bir
küreselleşme, özellikle
ekonomileri zayıf ülkelerde
yoksulluklara ve iç kargaşalara
yol açabilir.
Onun için güçsüz durumdaki
ülkeler, teknolojik
gelişmelerden yararlanabilme
olanaklarını artırarak dünyadaki
dengesizlikler altında
ezilmekten kurtulmaya
çalışmalıdırlar.
Türkiye, buna öncülük edebilecek
bir ülkedir. DSP de bunu
sağlayacak bir eğitim
politikasını gelişmemiş ülkelere
telkin edebilecek bir yapıdadır.
Türkiye, yalnız AB üyeliği ile
yetinemez. AB üyeliği ile
yetinirse AB'nin ve
“küreselleşme”nin tutsağı
durumuna düşer.
Türkiye, bölge merkezli dış
politikasının çevresini daha da
genişletmelidir. Bölgesel
ilişkilerinden, Asya'daki
köklerinden, Rusya ve ABD ile
bağlantılarından alabileceği
güçle gelişimini
hızlandırmalıdır. AB ve ABD ile
ilişkilerimizi aksatmadan dış ve
ekonomik ilişkilerimizin
kapsamını genişletmelidir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
(KKTC), Türkiye’nin vazgeçilemez
bir parçasıdır. KKTC’nin
güvenliği, Türkiye’nin güvenliği
açısından da gereklidir.
KKTC’nin stratejik önemi, bazı
çevrelerin iddialarının aksine
daha da artmıştır. KKTC, bazı
uluslararası oyunlara alet
edilmemelidir. DSP, bu konudaki
duyarlılığını her zaman
gösterecek ve mücadelesini
sürdürecektir.
DSP, yurt dışındaki Türkler’i
sahiplenmede ve onların
sorunlarına çözüm üretmede öncü
rol oynayacaktır. Sorunlarının
çözümünde onların da katkısını
ve katılımını sağlayacaktır.
DSP, sanayimizin
geliştirilmesinde
üniversite-sanayi işbirliğine
büyük önem vermektedir.
“Köykentten teknokente”
sloganımızın öngörüsü de budur.
DSP, ulusal savunma sanayimizi
de Türkiye’yi dışa bağımlılıktan
kurtaracak yönde geliştirmek
için gereken her adımı
atacaktır.
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK),
Cumhuriyetimizi kuran bir
ordudur. Ülkemizdeki her çağdaş
kuruluşun öncülüğünü yapan TSK,
dünyanın en güçlü ordularından
biridir. Bazı ülkeler başları
sıkıştığında TSK’nın bu gücünden
yararlanmak istemişlerdir.
TSK da yardım isteyen bu
ülkelere barışçıl amaçlarla
katkıda bulunmuş ve bunlardan
bazılarının ordularına eğitim
vermiştir.
TSK’nın bu gücü, ülkemizin
jeopolitik konumu da göz önüne
alındığında mutlaka
korunmalıdır.
DSP'nin güçlenmesi, Türkiye'nin
güçlenmesine ivme
kazandıracaktır.
Türkiye, gücünü iyi
değerlendirerek, dünya
ekonomisindeki küreselleşmenin
sosyal ve siyasal sakıncalarını
gidermeye öncülük edecektir.
Batı, "bilgi toplumu"na "sanayi
devrimi"ni tamamladıktan sonra
geçmiştir. Türkiye ise "sınaileşme”sini
tamamlayamadan "bilgi toplumu"
aşamasına gelmiştir. Bu,
Türkiye'nin "bilgi toplumu"nu
daha yaygın ve daha etkin duruma
getirmesini gerektirmektedir.
Atatürk'ün Türkiye'ye gösterdiği
"çağdaş uygarlığı aşma" hedefi,
daha geçen yüzyılın başlarındaki
bir vizyondu. O hedefi aşmanın
yolu, bu yüzyılda "bilgi
toplumu"nda etkin bir ülke
olmaktan geçmektedir.
KÜRESELLEŞMENİN getirdiği
sakıncaları aşmada da "bilgi
toplumu"nun güçlendirilmesi çok
önemli bir rol oynayacaktır.
Türkiye, bu açıdan iddia sahibi
olabilmelidir. Türk insanının
birikimi ve girişimci yeteneği,
buna son derecede elverişlidir.
Bu nedenle DSP, ileri
teknolojinin geliştirilmesini ve
kullanılmasını özendirerek
destekleyecektir.
Sanayi yatırımları, dışsatım ve
standardizasyonun önündeki
bürokratik engelleri mutlaka
kaldıracaktır.
Dışalımın; yerli sanayimizi,
tarım ve hayvancılığımızı
olumsuz yönde etkilemesini
önleyecektir.
Teknoloji, istihdam ve katma
değer yaratacak yabancı
yatırımları teşvik edecektir.
Çağdaş ekonomiyi yakalayabilmek
ve çağdaş uygarlığı aşabilmek
için bilimde ve bilgide
ilerlemeye ağırlık vermek
gerekir. Bunu sağlayabilmenin
yolu da eğitimi yaymak ve
güçlendirmektir.
Bu nedenle üniversitelere kesin
özerklik tanınacaktır.
Üniversiteleri siyasal
iktidarların etkisinden ve
baskısından kesin olarak
koruyacaktır.
Demokratik Sol Hareket'in
1970'lerde başlatmış olduğu açık
yüksek öğretim, Türkiye'deki
"bilgi toplumu"na geçişin de
aslında bir başlangıcıdır.
Açık yüksek öğretimi, çağdaş
eğitim teknolojisinin tüm
olanaklarını değerlendirerek
yaymak ve örgün eğitimle
desteklemek DSP'nin başta gelen
amacıdır.
Sanayi ara elemanı
gereksinmesinin karşılanmasında
ve dolayısıyla ülke
kalkınmasında mesleki ve teknik
eğitimin çok büyük önemi vardır.
DSP, meslekî ve teknik eğitimi
özendirici tüm önlemleri alacak
ve bu eğitimi hem nitelik, hem
de nicelik olarak
geliştirecektir. Bu amaçla
yatılı okullara ağırlık
verecektir.
DSP, çağdaş iletişim
olanaklarını yaygınlaştırarak
evde üretim ve eğitime katılımı
da destekleyecektir.
İktidarı döneminde
gerçekleştirdiği 8 yıllık
kesintisiz zorunlu eğitimi 12
yıla çıkaracaktır.
DSP, kimsesiz ve güç durumdaki
çocukların eğitim ve istihdam
gereksinmeleri dahil tüm
sorunlarını çözmeye kararlıdır.
Teknolojideki hızlı gelişme
insan bedeninin daha az
kullanılması sonucunu ortaya
çıkarmıştır. İktidarı döneminde
amatör ve profesyonel spora
büyük destek veren DSP,
yurttaşlarımızın spora daha
fazla zaman ayırmasını
sağlayacak ve sağlıklı toplum
için spora daha fazla kaynak
aktaracaktır.
Yaşadığımız “bilgi çağı”nda
bireylerin beden eğitimlerinin
yanı sıra beyin eğitimleri de
çok büyük önem taşımaktadır.
Bu nedenle çocuklarımızın ve
gençlerimizin bilgisayar ve
internetle erken tanışmalarını,
satranç ve diğer beyin sporları
ile zekâ oyunlarına ilgi
duymalarını sağlamak, DSP’nin
ana hedefleri arasındadır.
DSP, engelli yurttaşlarımızın da
spor olanaklarından daha geniş
yararlanmalarını sağlayacaktır.
DSP ayrıca, engelli
yurttaşlarımızın başta eğitim ve
istihdamları olmak üzere tüm
sorunlarına daha etkili ve
kalıcı çözümler getirilebilmesi
için Engelliler Bakanlığı
kurulmasını amaçlamaktadır.
DSP’nin hedefi SAYDAM BİR DEVLET
yapısıdır. Bu nedenle DSP,
Anayasa’nın geniş bir toplumsal
uzlaşma ile bir bütünlük içinde
yenilenmesinden yanadır. Anayasa
geçmişe dönük değil, geleceğe
yönelik olmalıdır.
Anayasa’da geçmişte karşılaşılan
sorunlar ve edinilen deneyimler
de dikkate alınarak, temel hak
ve özgürlükleri genişleten ve
sağlam güvencelere bağlayan,
insanların ve toplumun refah ve
mutluluğunu gerçekleştirmeye
yönelik demokratik bir toplum ve
saydam bir devlet yapısı öngören
kurallar yer almalıdır.
Kamu yönetiminde denetimin
sağlıklı bir biçimde
yapılabilmesi için denetim
kurumlarının iktidara bağımlı
olmaması zorunludur. Özellikle
yargı organlarının bağımsızlığı,
sağlam güvencelere
dayandırılacaktır.
Demokratik rejimin, halkın halk
için halk tarafından yönetilmesi
biçiminde tanımlanmasına uygun
olarak, halkın bu sürece örgün
ve etkin katılımı sağlanacaktır.
Bu, bir toplumsal sözleşme
niteliğindeki Anayasa’nın
yapılması ve değiştirilmesi
bakımından da geçerlidir. Böyle
bir demokratik katılım, Atatürk
halkçılığının da gereğidir.
DSP, milletvekili
dokunulmazlığının
sınırlandırılması konusunda da
kararlıdır.
DSP, 100’e yakın ülkede
“ombudsman” olarak hizmet veren
kurumun ülkemizde de
oluşturulmasını amaçlamaktadır.
Bu kurum, idare ile kişiler
arasında çıkacak uyuşmazlıkların
yargı yoluna başvurmaksızın
çözümü, böylelikle idarenin
denetimi bakımından önemli bir
demokratik adım olacaktır.
Demokratik Sol Parti, kamu
hizmetlerinin çağdaş yöntemlerle
hızlı, etkili ve verimli bir
biçimde yürütülebilmesi için
kamu yönetiminde kapsamlı bir
reforma gidilmesini zorunlu
saymaktadır.
Bu reform, merkezden yönetim ve
yerinden yönetim birimleri ile
ilgili çeşitli alanlarda yeni
bir yapılanmadan, katılımcı
saydam demokrasi anlayışının
kurumsallaştırılmasına, gereksiz
bürokratik işlemlerin
kaldırılmasına kadar geniş bir
yelpazede yeni düzenlemeler
yapılmasını, bu arada merkezî
yönetim-yerel yönetimler
ilişkilerinin yeniden
düzenlenmesini içermektedir.
Dolayısıyla yerel yönetimler
reformu, genel kamu yönetimi
reformunun bir parçasıdır.
Demokratik Sol Parti,
kuruluşundan beri, yerel
yönetimleri, demokrasiyi
temelden güçlendirmenin ve
demokratik halk katılımıyla
kalkınmayı hızlandırıp
yaygınlaştırmanın en verimli
aracı olarak görmektedir.
Bu bakımdan yerel yönetimler,
yerel kamu hizmetlerini üniter
devlet yapısı içinde katılımcı
demokrasi anlayışıyla yürütecek
özerk kamu tüzel kişileri olarak
güçlendirilecektir.
Demokratik Sol Parti, emeğin
değerine özel önem vermekle
beraber "emek"le "sermaye"yi
birbirinin tamamlayıcısı olarak
görmektedir.
“Sermaye”nin tabana yayılması ve
“girişimci sektör”ün
desteklenmesi de DSP’nin
öncelikli hedefleri arasındadır.
DSP, emek-sermaye ilişkisinde
üretkenliğin geliştirilmesine ve
bölüşümün hakça sağlanmasına
büyük önem vermektedir. Bu
bağlamda DSP; ekonomik büyümeyi
ve refah düzeyini artıran her
alandaki “verimli üretim”i
destekleyecek ve giderek
güçsüzleştirilmeye çalışılan
sendikalaşmaya yeni bir ivme
kazandıracaktır.
1980’den sonra işçi haklarına
getirilen ve hükümet olduğumuz
dönemlerde etkin mücadelemiz
sonucu bir kısmı kaldırılan
kısıntıların tamamı
kaldırılacaktır.
Hak grevi yasalaştırılacak,
yasalarla veya toplu
sözleşmelerle elde edilen
hakların çiğnenmesi
önlenecektir.
Sınırlı istisnalar dışında kamu
görevlilerine de yaptırımlı
toplu sözleşme hakkı
tanınacaktır.
Tarım işçilerinin sosyal
haklarındaki eksiklikler de
giderilecektir.
DSP, çalışma yaşamında
demokratik katılımcılığa büyük
önem vermektedir.
Gerek işçilerin, gerek
memurların sendikalaşma
hareketlerinin öncülüğünü de
zaten Demokratik Sol Hareket
gerçekleştirmiştir.
Bilindiği gibi, çalışma
yaşamında “grevli-lokavtlı toplu
sözleşme düzeni”ne geçiş ile
“işsizlik sigortası”, “iş
güvencesi” ve “kamu
çalışanlarına sendika hakkı”
gibi kazanımlar hep Demokratik
Sol Hareket’in mücadelesi
sonunda elde edilmiştir.
DSP, çalışma yaşamında kalıcı
barışı hedeflemektedir. Bu
amaçla; “iş güvencesi” gibi,
“işyeri güvencisi”ni sağlayacak
önlemleri de alacaktır.
İŞSİZLİK sadece ülkemizin değil,
refah düzeyi yüksek ülkelerin
bile en önemli sorunları
arasında yer almaya devam
etmektedir.
Bu nedenle DSP, işsizlik
sorununun çözümü için ülkemizin
tüm dinamiklerini harekete
geçirmeyi ve toplumumuzun her
kesimi için özel çözüm önerileri
getirmeyi hedeflemektedir.
Örneğin köylerdeki işsizliği,
köylülerin her sorununa çare
olan ve artık tüm dünya
ülkelerine kırsal kalkınma
modeli olarak örnek gösterilen
köy-kentlerle çözmeyi
öngörürken, kentlerdeki
işsizliği de ülkemiz
ekonomisinin motor gücü haline
gelen işletmeleri daha da
güçlendirerek çözecektir.
Bu bağlamda KOBİ'lere,
sanayicilere büyük önem
verecektir. Buna paralel olarak
meslekî eğitimin
yaygınlaştırılmasını da
sağlayacaktır.
Genç girişimcilere kendi
işlerini kuracak olanakların
yaratılması da DSP’nin hedefleri
arasındadır. Bu amaçla Halk
Bankası’nın proje karşılığında
kredi teşviki vermesi
sağlanacaktır.
DSP, tarım ve hayvancılığa olan
desteğini sürdürecektir. Bu
amaçla Halk Bankası’nın yanı
sıra Ziraat Bankası’nı da
yeniden yapılandıracaktır.
DSP, kooperatifçiliği de çağdaş
gelişmelerin ışığında yeniden
güçlendirecektir.
DSP, işsizlik sorununun
çözümünde de "bilgi toplumu"na
özel önem verecektir.
DSP, küreselleşmenin getirdiği
sorunları en aza indirgemede,
"bilgi toplumu"nun en büyük rolü
oynayacağına inanmaktadır.
DSP, ekonomik gelişmemizin
güvence altına alınabilmesinin,
sürekli ve güvenli enerji
sağlayabilmemize bağlı olduğuna
inanmaktadır. Dolayısıyla tüm
ulusal enerji kaynaklarımızı en
verimli biçimde harekete
geçirecektir.
Ülkemiz, uluslararası enerji
koridoru durumuna gelmiştir.
DSP, ulusal değerlere verdiği
önemi tüm enerji kaynaklarına da
verecektir. Başta kömür olmak
üzere enerji kaynaklarının
değerlendirilmesinde gereken her
önlemi alacaktır.
Enerji üretiminde ve dağıtımında
ulusal çıkarları ve çevresel
duyarlılıkları da göz önüne
alarak verimli her projeyi
destekleyecektir.
DSP, iktidarı döneminde
teknolojik gelişmelerin
desteklenmesi için yoğun bir
çaba göstermiştir. Örneğin
organize sanayi ve nitelikli
teknoloji bölgelerinin
gelişmesini ve yaygınlaşmasını
sağlayan yasal düzenlemeler
getirmiştir.
DSP, teknolojik gelişmelerin
daha da yaygınlaşması için yeni
projeler üretecektir.
Uzay teknolojisi dünyada sürekli
büyük aşamalar kaydetmektedir.
Türkiye de “uzay teknolojisi”yle
yakından ilgilenmektedir. DSP,
uzay teknolojisinin daha da
geliştirilmesini ülkemizin
öncelikleri arasında
görmektedir.
KAYITDIŞI EKONOMİ, hem
işçilerimiz ve girişimcilerimiz,
hem de devletimiz açısından
-gelir ve vergi adaletsizliğine
yol açtığı için- ülkemizin en
büyük sorunlarının başında
gelmektedir.
DSP, bu konuda kesin önlemler
almaya kararlıdır. Ancak bu
önlemler alınırken, tarafların
gönüllü katkısını sağlamaya da
özen gösterecektir. Kayıtdışını
kayda alayım derken, yeni
kayıtdışılara yol açmayacaktır.
İnsanlarımızın duyarlılıklarını
gözönünde bulunduracaktır.
DSP, hem adaletli, hem de
yatırımları özendirici bir
“vergi reformu”nu
hedeflemektedir.
Nüfusumuzun hâlâ yarıya yakını
kırsal kesimdedir. Bu nedenle
kırsal alanda kalkınmaya öncelik
verilecektir. Köy-kentler, bu
açıdan en gerçekçi reçetedir.
Köy-kentler, kırsal alanın
sorunlarını çözerken,
beraberinde büyük kentlerin
sorunlarını da çözmüş olacaktır.
Köylüyü köyünde kentlileştirme
projesi olan köy-kentlerde de
"bilgi toplumu" etkili ve
verimli hâle getirilecektir.
Köy-kentler, öngördüğü her
olanakla köylülerin en sağlıklı
biçimde kentlileşmesini, üstelik
de bunun düşük maliyetle
gerçekleştirilmesini
sağlayacaktır.
DSP, gecekondu bölgelerinde
yaşayanların da en sağlıklı kent
yaşamına kavuşturulmasını
amaçlamaktadır.
DSP, "bilgi toplumu"na ve bunun
altyapısını oluşturan "internet
iletişimi"ne en büyük önemi
veren ve hatta öncülük eden
parti olmuştur; olmaya da devam
etmektedir.
DSP, bu konuda çok daha büyük
projelerin öncülüğünü
yapacaktır.
İNANÇLARA SAYGILI LAİKLİK,
DSP'nin "ULUSAL SOL", "ULUSAL
BİRLİK" ve “TAM DEMOKRASİ” gibi
çok önem verdiği temel
ilkelerinden biridir.
Laiklik, aslında inançlara
saygıyı da öngörmektedir. Ancak
inançlara saygı göstermeyenler
de olduğu için DSP, "inançlara
saygılı laiklik" ifadesini
özellikle kullanmaktadır.
DSP, bu ilkesiyle dindarların da
solcu olabileceğini; aynı
şekilde solcuların da dindar
olabileceğini; ayrıca
dindarlığın, laik olmanın önünde
bir engel oluşturmadığını
vurgulamak istemiştir.
Bazı sol çevreler, her dindarı
potansiyel mürteci gibi
görmüşlerdir.
DSP ise bu yanlışa, bu vahim
hataya ilk kez son veren bir sol
parti olmuştur. DSP, bu yanıyla
da özgün bir sol partidir. Daha
70'lerde bu anlayışın
temellerini atmıştır.
Zaten DSP'nin, Türkiye'nin kendi
gerçeklerine özgü solculuğunun,
yani “yerli solcu”luğunun esin
kaynaklarından biri de her
dindarı potansiyel mürteci
görmemesi olmuştur.
DSP, bu konuda ulusal
duyarlılıklar kadar dinsel
duyarlılıklara da önem veren
Atatürk’ün yolunu izlemektedir.
O nedenledir ki, Ulusalcı
Demokratik Sol, Atatürk’ün
yoludur.
DSP, inançlara saygılı laiklik
ilkesinin gereği olarak
insanlarımızın hangi din, mezhep
ve meşrepten olurlarsa olsunlar
hepsine içtenlikle saygılıdır.
Ancak, inançların siyasete
karıştırılmasına, alet
edilmesine de bir o kadar
karşıdır.
Alevi-Bektaşi kültürü, laiklikle
ve Cumhuriyet'le bağdaşması
bakımından çok önemlidir.
Tarihinin her döneminde
Alevi-Sünni kardeşliğine büyük
önem veren Alevi-Bektaşi
yurttaşlarımız laikliğin,
demokrasinin ve Atatürkçülüğün
güvencesi olmuşlardır.
DSP, bu bağlamda halkının hem
kültürel, hem dinsel, hem de
ulusal, kısacası toplumsal tüm
değerleriyle kaynaşmış bir
solculuğu geliştirmiştir.
DSP, temel hak ve özgürlükleri
daha da genişletmeyi, katılımcı
demokrasinin kökleşmesini
sağlamayı ve bu konuda evrensel
normlara uygun yeni kurallar
getirmeyi öncelikleri arasında
görmektedir.
YARGININ bağımsızlığı ve her
türlü siyasal etkinin dışında
çalışması DSP’nin en önemli
hedeflerinin başında
gelmektedir.
Yargı ve hukuk konusunda
iktidarı döneminde büyük adımlar
atan DSP, “gerçek adalet”i
sağlayacak yeni atılımlara
gereksinim olduğuna
inanmaktadır.
DSP, yargıda da “bilgi
toplumu”nun gereklerini yaşama
geçirecek ve hukuk sistemimizin
aksayan tüm yanlarını
düzeltecektir.
ORMAN ve orman köylüsü, en
önemli duyarlılıklarımızdandır.
Ormanlarımızın
zenginleştirilmesi, millî
gelirden çok az pay alan orman
köylümüzün refah düzeyinin
artırılması başlıca
hedeflerimizdendir. Orman
alanlarımızın bazı güç
sahiplerine peşkeş çekilmesine
kesinlikle izin verilmeyecektir.
DSP’nin ÇEVRE politikası, tüm
doğal zenginliklerimizi, -ülke
turizmi ve sınaileşmesinin
yaygınlaşmasını engellemeden-
korumayı ve yaygınlaştırmayı
amaçlamaktadır.
SU kaynaklarımızın korunması ve
en verimli biçimde kullanılması
ve atık suların yeniden
kullanıma kazandırılması da
DSP’nin vazgeçilmezleri arasında
yer almaktadır.
DSP’nin “bilgi toplumu”
çerçevesinde oluşturulan ve
“e-Türkiye” projesinin içinde
yer alan “Coğrafik Bilgi
Sistemi”, ülkemizin doğal ve
çevre zenginliklerinin izlenmesi
ve korunmasında etkin bir yöntem
oluşturacaktır.
DSP, yeraltı zenginliklerimizin
ortaya çıkarılmasında gerçekçi
politikalar uygulayacaktır. Bu
kaynaklarımızın ülke ekonomisine
ve istihdamına katkı sağlaması
için, çevresel duyarlılıkları
gözardı etmeyen, ama tutucu da
olmayan bir tutum izleyecektir.
Bu arada en önemli yer altı
zenginliklerimizden olan BOR
madeninin işletilmesinde
ulusalcı tutumundan ödün
vermeyecektir.
Türkiye, deprem ve diğer doğal
afetler açısından riskli bir
coğrafyada yer almaktadır. 1999
yılında yaşanan ve çok sayıda
can kaybının yanı sıra
ekonomimize de büyük zararlar
veren iki büyük deprem felaketi
bu gerçeği bir kere daha ortaya
koymuştur.
O nedenle DSP, yerel
yönetimlerde “afet yönetim
merkezleri”nin kurulmasını,
bunların “merkezî yönetim”le en
hızlı biçimde eşgüdüm içinde
çalışmasını ve sivil toplum
örgütlerinin de çalışmalara
katkı vermesini sağlayacaktır.
Ayrıca doğal afetlerde can
kurtarma çalışmalarına katılan
gönüllü kuruluşlara ve sivil
savunma birimlerine her desteği
verecektir.
Demir yolu ulaşımı ve
taşımacılığı gibi, deniz yolu
ulaşımı ve taşımacılığı da çok
ihmal edilmiştir.
DSP, ülke ve uygun kentler
bazında; hem demir, hem de deniz
yolu ulaşımı ve taşımacılığını
yaygınlaştıracak ve bunların
kara yolu ulaşımı ve
taşımacılığıyla da bağlantılı
duruma getirilmesini
sağlayacaktır.
SAĞLIK hizmeti sunumu, birinci
ve daha ileri basamak sağlık
hizmetleri olarak iki temel
yapıda ele alınacaktır. Koruyucu
sağlık ve birincil tedavi
hizmetlerini içeren birinci
basamak sağlık hizmetleri
geliştirilecektir.
İleri basamak sağlık hizmetleri
kuruluşları olan hastaneler ise
hizmet bölgeleri dikkate
alınarak ilçe, il ve bölge
hastaneleri olarak
yapılandırılacaktır. Sağlık
kuruluşları arasındaki güvence
farklılıkları asgari düzeye
indirilecektir.
Kırsal alanlarda da köy-kentler
aracılığıyla sağlık
hizmetlerinin en üst düzeye
ulaştırılması sağlanacaktır.
Demokratik Sol Parti’nin
kültürümüze verdiği önem ve
ağırlık Atatürk’ten
esinlenmektedir.
Çağdaş Türk halkının kültürü,
Atatürk’ün belirttiği gibi, hem
bugünkü topraklarımızdan, hem
Anadolu’nun geçmişinden, hem
Avrupa’dan, hem de Asya’dan
kaynaklanmaktadır.
Çağımızın önemli bir gerçeği
olan Avrasyalaşma sürecinde
Türkiye’nin kültür birikimi,
halkımıza ve ülkemize özel bir
işlev kazandırmaktadır.
Türkiye, kültürel açıdan çok
zengin bir ülkedir. Örneğin
ülkemizdeki kadar çeşitli ve
zengin bir halk kültürü başkaca
hiçbir ülkede yoktur. Diğer
kültürel alanlarımız için de
aynı şeyi söyleyebiliriz.
DSP, kültürel zenginliklerimize
verdiği değeri artırarak
sürdürecek ve kültürümüzün
uluslararası düzeyde
yaygınlaştırılmasını
sağlayacaktır.
Toplumumuzun geleneksel kültürel
değerlerini korumayı ve
geliştirmeyi temel hedef alan
DSP, Batı’nın ve Doğu’nun çağdaş
kültürel değerlerinden de
yararlanacaktır.
DSP; her alandaki “sanata ve
sanatçı”ya, “bilime ve bilim
insanı”na en geniş ölçüde destek
verecektir. Sanatsal, düşünsel
ve bilimsel üretkenliğin
artırılmasını ve ileri
teknolojilerle
yaygınlaştırılmasını sürekli
teşvik edecektir.
DSP, Türkiye Türkçesi’nin, başta
Türk dünyası olmak üzere dünya
çapında yaygınlaştırılması için
çaba gösterecektir.
Ülkemiz turizm alanları
açısından da çok zengindir. DSP,
yer altı ve yer üstü
zenginliklerine zarar vermeden
yeni turizm alanlarının
geliştirilmesine katkı
verecektir.
Turizm gelirlerimizi artırmak ve
bu alanda dünya ölçeğinde en
başlarda yer alabilmek için
ülkemizin turizm potansiyelinin
tüm boyutlarını ortaya çıkaracak
özel projeleri hayata
geçirecektir.
DSP, “bilgi toplumu” hedefinin
gelişmesine en büyük katkının
gençlerden geleceğine
inanmaktadır. “e-Türkiye”,
gençlerle büyüyecektir.
Bu nedenle DSP, gençlere her yaş
döneminde en büyük katkıyı
vermeyi ve onları siyasal yaşama
kazandırmayı, dolayısıyla ülke
yönetimine hazırlamayı büyük
hedef olarak görmektedir.
Gençlerimizin en önemli
sorunlarından biri de
işsizliktir. DSP, gençlerin
meslek ve iş edinmeleri için her
önlemi alacaktır.
Kadın ve aile, toplumsal
yaşamamızın en önemli
değerleridir. DSP, iktidarı
döneminde Medeni Kanun’u sil
baştan yenilemiştir. Yeni Medeni
Kanun, toplumun temeli olan aile
yaşamında köklü değişiklikler
getirmiş; kadın-erkek eşitliğini
tam olarak sağlamıştır.
DSP, gençler gibi kadınların da
siyasete kazandırılmasında
yaptığı öncülüğü bundan sonra da
devam ettirecektir.
DSP, iktidarı döneminde
ekonomiyi çökerten ve siyaseti
kirleten uygulamaları
etkisizleştiren politikalar
oluşturmuştur. Bunları
uygulamada başarılı sonuçlar da
elde etmiştir.
DSP’nin etkili olmadığı bir
siyasal yapılanmada “temiz
siyaset”ten söz edilememektedir.
Bu nedenle DSP, siyasetin
yeniden kirlenmesini önlemek
için iktidarı döneminde
oluşturduğu politikaları daha da
yaygınlaştıracak ve bunları
köklü ve kalıcı duruma
getirecektir.
Yolsuzluk ve yozlaşmayla ilgili
olarak başlattığı büyük
mücadeleyi sonuna kadar
sürdürecektir. Yoksulluğu,
yolsuzluğu ve yozlaşmayı kader
olmaktan çıkaracaktır.
|