
Bülent Ecevit (1925 - 2006)
1925'te İstanbul'da doğdu. 1944 yılında İstanbul Amerikan
Koleji'ni bitirdi. 1944'te çalışma yaşamına girdikten
sonra, işten ayırabildiği zamanlarda Ankara
Üniversitesi'nde İngiliz dil ve edebiyatı, Londra
Üniversitesi'nde Sanskrit, Bengalce, sanat tarihi
bölümlerine devam etti. 1957'de de ABD' de Harvard
Üniversitesi'nde sekiz ay incelemelerde bulundu. 1944'te
Ankara'da Basın-Yayın Genel Müdürlüğü'ne İngilizce
çevirmeni olarak girdi. 1946-50 arasında Londra'da Türk
Basın Ateşeliği'nde çalıştı. 1950-60 arasında "Ulus"
gazetesinde, ve "Ulus"un kapatıldığı yıllarda "Yeni Ulus"
ve "Halkçı" gazetelerinde, yazar ve yazı işleri müdürü
olarak çalıştı. 1954 sonu ile 1955 başlarında ABD"de,
Kuzey Carolina'da yayınlanan "Winston-Salem" gazetesinde
konuk gazeteci olarak görev yaptı. 1965'de "Milliyet"
gazetesinde günlük yazılar yazdı. 1950'lerde "Forum"
dergisinin yazı işleri kadrosunda yer aldı. 1972'de aylık
"Özgür İnsan", 1981'de haftalık "Arayış", 1988'de aylık
"Güvercin" dergilerini çıkarttı. 1957-1980 arasında, önce
Ankara, sonra Zonguldak'tan Cumhuriyet Halk Partisi'nin
Milletvekili oldu. 1960-61'de Kurucu Meclis üyeliği yaptı.
1961-65 yılları arasında Çalışma Bakanlığı yaptı. 1966'da,
CHP Genel Sekreterliğine getirildi. 1971'de Partisinin
askeri yönetimce oluşturulan hükümete katkıda bulunmasına
karşı çıkarak bu görevinden ayrıldı. 1972 Mayısında CHP
Genel Başkanlığına seçildi. 1974 yılında kurulan CHP-MSP
koalisyonunun başbakanı oldu. Bu dönemde Kıbrıs Barış
Harekatı gerçekleşti. 1977'de bir azınlık hükümeti kurdu
fakat güvenoyu alamadı. 1978'de, Partisinin TBMM'de
çoğunluğu bulunmamakla beraber, bazı bağımsız üyelerin ve
küçük partilerin katkısıyla bir hükümet kurdu. Bu
Başbakanlık dönemi 21 ay sürdü. 12 Eylül 1980 askeri
müdahalesinden sonra, askeri yönetime karşı çıkışları
nedeniyle üç kez hapse mahkum oldu.
Bülent Ecevit,
yasaklı döneminde, eşi Rahşan Ecevit başkanlığında kurulan Demokratik Sol Partinin kuruluşuna
katkıda bulundu. 1987'deki halkoylamasıyla, siyasal
haklarına yeniden kavuşunca, DSP Genel Başkanlığına Bülent Ecevit seçildi. Kısa bir süre sonra yapılan genel seçimlerde
Partisi iyi sonuç alamayınca bu görevden ayrıldı. Fakat
1989 başlarında, yerel yönetim seçimlerinin yaklaştığı bir
sırada Genel Başkanlık boşalınca toplanan Olağanüstü
Kurultay'da yeniden Genel Başkan seçildi. 1991
seçimlerinde de Zonguldak'tan milletvekili seçildi. 28
Şubat sürecinden sonra oluşan siyasal kaosta azınlık
hükümeti kurma görevi verildi ve 70 milletvekili ile
başbakan oldu. 18 Nisan 1999 yılında yapılan genel
seçimlerde partisini birinci parti yaparken, MHP ve ANAP
ile ortak hükümet kurdu ve bu hükümetin başbakanı oldu.
MÜDERRİS MUSTAFA EFENDİ’NİN TORUNU 28 Mayıs 1925
gününün ilk saatlerinde Beşiktaş’ın Valideçeşme semtindeki
Pembe Köşk’te Fahri-Nazlı Ecevit çiftinin dünyaya gelen erkek çocuğuna Bülent ismi
verildi. Babası Kastamonulu, annesi ise İstanbulluydu. Ecevit soyadı, Kastamonu yöresindeki bir bucağın isminden
esinlenilerek alınmıştı. Hem anne babası hem de dedeleri
Osmanlı ve Cumhuriyet’in “seçkin” üyeleriydi. Baba Prof.
Fahri Ecevit Cumhuriyet’in ilk yüksek öğretim kadrosundan, sonraları
milletvekili; anne Nazlı Ecevit de
sanatçı ve ressamdı. Dedesi ise Osmanlı ulemasından
müderris Mustafa Efendi’ydi. Diğer dedesi ise Alay
Kumandanı Mehmet Emin Bey’di. Babası Fahri Ecevit,
Ankara Hukuk Fakültesi adli tıp profesörüydü. Fahri Ecevit 1943’ten beri CHP Kastamonu Milletvekili olarak Meclis’te
görev yapıyordu. Ancak 1950 seçimlerinde yeniden
seçilemedi. (13 Ocak 1999-Fuat Akyol/Zaman)
“EDEBİYATÇI OLMAK İSTİYORUM” Ecevit Robert
Kolej’in edebiyat kolundan mezundu. Annesi Nazlı Hanım,
mimar ya da mühendis olmasını isterken babası, edebiyat
kolundan mezuniyeti sebebiyle Ankara Hukuk Fakültesi’ne
yazılmasını istedi. “Edebiyatçı olmak istiyorum.” diyen
genç Bülent’in
bu görüşü etkili olmadı. Ancak Hukuk Fakültesi’nde
yalnızca üç ay dayanabildi. Israrın fayda sağlamayacağını
gören anne ve baba Ecevitler onu serbest bıraktılar. Ecevit, Basın
Yayın Genel Müdürlüğü’ne tercüman olarak girdi. Bu sırada
Çetin Altan da Galatasaray Lisesi mezunu olması sebebiyle
Fransızca mütercim olarak aynı büroda görev yapıyordu.
Ertesi yıl Dil Tarih Coğrafya Fakültesi İngiliz Filolojisi
bölümüne kayıt yaptırdı ve ikinci sınıftan başladı. Ancak
Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’ndeki öğrenimini de yarıda
bıraktı. Bu sıralarda Doğu mistisizmine ve Hint
felsefesine büyük ilgi duyuyordu, en büyük tutkusu da şiir
yazmaktı. Doğu mistisizmi ile Batı rasyonalizmi arasında
bir bocalama devresi yaşıyordu. Klasik Batı müziği
dinleyen ve Türk halk müziğine hayranlık duyan Ecevit, Basın
Yayın Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye’nin Londra
Büyükelçiliği Basın Ataşeliği’ne kâtip olarak gönderildi.
(13 Ocak 1999-Fuat Akyol/Zaman)
ULUS’TAN POLİTİKAYA Bülent Ecevit,
Londra Üniversitesi’ne kaydını yaptırmıştı. Sanat tarihi
ve Doğu dillerinin Latincesi olarak kabul edilen
Sanskritçe okuyacaktı. Fakat üniversiteyi terk etmesi ve
basın ataşeliği gibi geleceği olmayan bir işte bulunması
baba Ecevit’i
tatmin etmiyordu. Bu sebeple Bülent’i
Türkiye’ye geri çağırdı. O sırada başbakan yardımcısı olan
Nihat Erim’e durumu anlattı. Bülent, Basın
Yayın Müdürlüğü’ndeki işine dönmek istemediği için Erim
onu CHP’nin yayın organı Ulus’a yerleştirdi. Böylece Ecevit’in
gazetecilik yaşamı da başlamış oldu. Aslında gazeteciliği
onun CHP liderliği ve Türkiye Cumhuriyeti başbakanlığına
uzanan politika hayatının da başlangıcı oldu. Çetin
Altan’la birlikte Ulus gazetesinde mütercimlik ve sekreter
yardımcılığı görevini yürütüyorlardı. Ecevit’i
politikaya Ulus’ta çalışıyor olması itti. Yoksa o tarihe
kadar, politikacı bir babanın oğlu olmasına rağmen
politikayla hiç ilgilenmiyordu. Demokrat Parti’nin
öncülüğünde Meclis, CHP’nin mallarını Hazine’ye devredince
Ulus gazetesi kapanmış, Nihat Erim ve kadrosu Halkçı
gazetesini çıkarmaya başlamıştı. Ecevit Halkçı
gazetesinde fıkra yazarıydı. Daha sonra Ulus gazetesi
ismiyle yeniden yayına başlayınca o da yeniden Ulus’un
yazarı oldu. Ulus’ta Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ndan sonra
iki numaralı yazardı. Demokrat Parti’yi destekleyen
Zafer’in başyazarı Bahadır Dülger’le bir ara sert
polemiklere girdi. Cüneyt Arcayürek ve Altan Öymen gibi
isimlerle birlikte çalışıyordu. Bir ara Rahşan Hanım’ın da
çalıştığı Ankara’daki Amerikan Haberler Merkezi’nin daveti
ile dört aylığına 1954 Ekim ayının başında ABD’ye gitti.
Çağrı Amerikan Basın Enstitüsü ve ABD Dışişleri Bakanlığı
Uluslararası Eğitim Mübadele Programı’ndan yapılmıştı. Bu
davetin amacı gelişmekte olan ülkelerde liderlik yeteneği
olan ve iyi derecede dil bilen isimlere Amerika’yı
tanıtmaktı. İngiltere ve Amerika’dan sık sık davet alan
bir gazeteciydi. Milletvekili seçildiği 1957 seçimleri
öncesinde de Amerika’daydı. Batı dünyasını iyi tanımış
olması ona politikanın basamaklarını tırmanmasında
yardımcı oldu. 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından 15 Ekim
1961’de yapılan genel seçimlerin sonucunda Cumhurbaşkanı
Cemal Gürsel, hükümeti kurma görevini CHP lideri İsmet
İnönü’ye verdi. İnönü kabinesinin Çalışma Bakanı Bülent Ecevit’ti. 32
yaşında milletvekili, 36 yaşında da bakan olmuştu. 1965’e
kadar İnönü’nün kurduğu hükümetlerde bu görevini sürdürdü.
(13 Ocak 1999-Fuat Akyol/Zaman)
Bülent Ecevit'in
siyasi hayatının önemli dönüm noktalarından biri 1965
yılına rast gelir. O yıl yapılan CHP kurultayında Kemal
Satır’ı yenen Ecevit genel sekreterlik koltuğuna oturdu. CHP’de “ortanın solu”
kavramı bu kurultaydan sonra ortaya atıldı. Ecevit de
“Ortanın Solu” çizgisinin arkasındaki isimlerden biriydi.
Ancak bazı çevrelerce CHP’yi aşırı sola çekmek hatta
“komünizm”e yaklaştırmakla suçlanıyordu. Partiye yeni
kimlik arayışı iç çalkantılara yol açtı. 1965 seçimlerinin
Süleyman Demirel’in başkanlığındaki Adalet Partisi’nin
zaferiyle sonuçlanması da parti içi bunalımı hızlandırdı. Ecevit,
1965 seçimlerinde Meclis’e Zonguldak milletvekili olarak
girdi. Turhan Feyzioğlu ve Kemal Satır grubu partiden
koptu. 43 milletvekili Güven Partisi’ni kurdular. Bu Parti
daha sonra Cumhuriyetçi Güven Partisi ismini aldı. CHP’nin
içinde bir sola kaymadan söz ediliyordu. Ecevit bu
konulardaki düşüncelerini 1966’da yazdığı “Ortanın Solu”
ve 1968’de yazdığı “Bu Düzen Değişmelidir” kitaplarında
açıkladı. Bu dönemde Türkiye bir çalkantı içindeydi. 1968
öğrenci olayları ve anarşi Türkiye’yi yeni bir bunalıma
sürüklüyordu. Ecevit,
12 Mart 1971 muhtırasına karşı çıkış yaparak CHP Genel
Sekreterliği görevinden ayrıldı. CHP’deki aktif
görevlerinden kopan Bülent Ecevit, ekibi ile birlikte parti tabanında
destek arayışına girdi. Partinin neredeyse değişmez genel
başkanı kimliğini kazanmış İsmet İnönü’ye karşı bir
harekette başarılı olmak için başka bir seçenek de
bulunmuyordu. Ecevit’in
parti teşkilatına dönük çalışmaları kısa sürede sonuç
verdi. 1972’de toplanan CHP kongresinde Ecevit,
İnönü’nün karşısına parti lideri adayı olarak çıkma gibi
bir tercih yerine parti organlarına yönelik liste yarışına
girdi. CHP'nin yeni lideri İşte bu kongrede liste yarışını
İnönü’nün desteklediği Kemal Satır grubu değil Ecevit kanadı
kazandı. Bunun üzerine İnönü, CHP genel başkanlığı
görevinden istifa etti. 14 Mayıs 1972’de olağanüstü
toplanan CHP kongresi Bülent Ecevit’i
parti genel başkanlığına getirdi. CHP lideri Ecevit,
hükümetten çekilme kararı aldı. Bunun üzerine İsmet İnönü,
CHP üyeliğinden de istifa ettiğini açıkladı. Böylece Ecevit 1938’den itibaren aralıksız 34 yıl CHP genel başkanlığını
yapan İsmet İnönü’yü siyaset kulvarından çıkarmış oldu.
(13 Ocak 1999-Fuat Akyol/Zaman)
BAŞBAKAN ECEVİT CHP’nin Nihat Erim hükümetinden çekildiğini açıklamasıyla
ara dönem sonuçlanmadı. Yine bir senatör olan Ferit Melen
başkanlığında yeni bir hükümet kuruldu. Ferit Melen
hükümetini Naim Talu hükümeti izledi. Ara rejimlerle geçen
bu bunalımlı döneme 1973 seçimleri kısmen noktayı
koyabildi. Ecevit 14 Ekim 1973 seçimlerinde bir sol partinin demokratik
seçimler ortamında ilk kez birinci parti olarak çıkmasını
sağladı ve yüzde 33.39 oy aldı. CHP’nin bu düzeyde bir oy
oranına ulaşmasında o sırada Türkiye İşçi Partisi’nin
kapatılmış olmasının da etkisi oldu. Ancak CHP, seçimleri
Adalet Partisi’nin önünde tamamlamasına karşılık Meclis’te
çoğunluğu alamamıştı. Ecevit’in 26
Ocak 1974’te Necmettin Erbakan liderliğindeki Milli
Selamet Partisi ile kurduğu koalisyon hükümeti 10 ay
dayanabildi. Bu koalisyon sırasında Kıbrıs Barış Harekatı
yapıldı. Yüzde 41'lik rekor 5 Haziran 1977 seçimleri de Ecevit liderliğindeki CHP’nin birinciliğiyle sonuçlandı. CHP
yüzde 41.4, Adalet Partisi ise yüzde 36.9 oy aldı. Bu oy
oranı bir sol partinin demokratik bir seçimde aldığı en
büyük oy olarak siyaset tarihine geçti. Ancak bu sonuç da
tek başına bir Ecevit iktidarına elvermedi. CHP 213 milletvekili çıkardı, tek
başına bir Ecevit iktidarı için yalnızca üç milletvekilliği eksikti. Türkiye
bu tarihten sonra da hükümet bunalımları yaşadı. (13 Ocak
1999-Fuat Akyol/Zaman)
GÜNES MOTEL OLAYI Ecevit’in 15
Haziran 1977’de kurduğu ve cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün
onayladığı azınlık hükümeti Meclis’ten güvenoyu alamadı.
Bunun üzerine Demirel başkanlığında 2. Milliyetçi Cephe
hükümeti kuruldu. Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi ve
Milliyetçi Hareket Partisi yeniden bir araya gelmişti. Ecevit,
“Kumar borcu olmayan 11 milletvekili arıyorum.” tarihî
sözünü bu dönemde söyledi. İstanbul’daki Güneş Motel’de
görüştüğü Adalet Parti’li 11 milletvekiline de bakanlık
sözü vererek milliyetçi cephe hükümetini düşürme
girişimlerini başlattı. Bu hükümet düşünce 5 Ocak 1978’de
en uzun süreli başbakanlık yapacağı yeni hükümetini kurdu.
(13 Ocak 1999-Fuat Akyol/Zaman)
DEMOKRATİK SOL PARTİ Yasaklı yıllar 12 Eylül
müdahalesinin ardından Ecevit de
Demirel gibi 10 yıllık siyasi yasaklı bir politikacıydı.
1987’de Özal ile Demirel arasında sert polemiklere yol
açan referandumda siyasi yasaklar kaldırılınca, 1985’te
kurulan DSP’nin liderliğini Ecevit devraldı. 1987 Kasım’ında yapılan milletvekili
seçimlerinde Demokratik Sol Parti barajı aşamayınca Ecevit politikayı bıraktı. Ancak 1989’da yapılan DSP kongresinde
yeniden partinin başına geçti. 1991 seçimlerinde
Demokratik Sol Parti hem barajı aştı hem de Ecevit ve 6
arkadaşı Meclis’e girdi. 1991 seçimlerinden sonda Demirel
liderliğindeki Doğruyol Partisi ile Erdal İnönü
liderliğindeki SHP koalisyon hükümeti kurdu. Demirel ve
İnönü önemli bir projeye el atarak CHP ve Adalet
Partisi’ni yeniden açıp, Hazine’ye devredilen mal
varlıklarını yeniden elde etmek için adım attılar. Aydın
Menderes’in, Demokrat Parti ve DYP’yi Adalet Parti’sinin
çatısı altında bir araya getirme girişimi başarısız oldu,
Demirel’in ağırlığını koymasıyla AP kendisini feshetti.
Ancak özellikle Deniz Baykal ve arkadaşlarının
girişimleriyle CHP kendisini feshetmedi ve yeniden siyaset
kulvarına katıldı. Bu hareket solda parçalanmaya neden
oldu. CHP ve DSP’yi buluşturma girişimlerine DSP lideri Ecevit,
Baykal’la uyuşmayan siyaset tarzı sebebiyle hep soğuk
yaklaştı. Sonuçta 24 Aralık 1994 seçimlerinde Ecevit DSP’yi
yeniden solun birinci partisi olarak çıkardı. DSP yüzde
14’e varan oy oranıyla 75 milletvekili çıkarırken CHP
yüzde 10’luk barajı kılpayı aşabildi. 1994 seçimlerinin
ardından kurulan Anayol ve Refahyol hükümetlerinden sonra
ANAP ve DSP ortaklığında Anasol-D hükümeti kurulunca Ecevit,
Yılmaz başkanlığındaki hükümetin başbakan yardımcısı oldu.
Bu hükümetin Meclis’te düşürülmesinden sonra başlayan
hükümet arayışları, DYP ve ANAP destekli Ecevit azınlık hükümeti ile noktalandı. Böylece Ecevit 19 yıl
aradan sonra yeniden başbakan oldu. Ve 18 Nisan 1998’de
yapılan seçimlerle DSP’yi birinci parti yaptı ve başbakan
oldu... (13 Ocak 1999-Fuat Akyol/Zaman)
VEFATI
GATA’da 18 Mayıs 2006’dan bu yana tedavi gören eski
Başbakan Bülent Ecevit, 05
Kasım 2006 günü saat 22.40’da hayata veda etti. 28 Mayıs
1925’te İstanbul’da doğan Bülent Ecevit 81
yaşındaydı. Ecevit’in
solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybettiği
açıklandı. Ecevit’in
vefatı ilk kez özel Doktoru Mücahit Pehlivan tarafından
kamuoyuna duyurulurken, GATA’dan yapılan açıklamada eski
başbakanın solunum yetmezliği nedeniyle hayatını
kaybettiği bildirildi. |