HALKIN YÜKSELİŞİ PARTİSİ
(Halk İçin Halkla Birlikte)
PROGRAM
İÇİNDEKİLER
I. TÜRKİYE’NİN MEVCUT DURUMU
II. ANA HEDEF VE TEMEL İLKELER
III. SİSTEM TERCİHLERİMİZ
IV. İNSAN VE HAKLARI
1. Kişi Hak ve Özgürlükleri
2. Ekonomik Hak ve Özgürlükler
3. Siyasal Hak ve Özgürlükler
4. Aile, Çocuk ve Kadının Korunması
5. Gençliğin ve Yaşlıların Korunması
6. Engellilerin Korunması
V. DEVLET VE KAMU YÖNETİMİ
1. Devletin Önemi
2. Kamu Yönetimi, Kamu-Birey İlişkisi
3. Millî Bütünlüğün Korunması ve Katılımcı Toplum
4. Demokratik Devlet İlkesi
5. Hukuk Devleti İlkesi
6. Laik Devlet İlkesi
7. Sosyal Devlet İlkesi
8. Kamuda İstihdam ve Çalışma Koşulları
9. Yerel Yönetimler
10. Adalet ve Yargı
11. Yolsuzluk-Rüşvetle Mücadele ve Kamuda Denetim
12. Ulusal Güvenlik Politikası
VI. EKONOMİ
1. Ekonomik Bağımsızlık ve Küreselleşme
2. İstikrar Politikası
3. Büyüme ve Bölgesel Kalkınma Politikaları
4. Rekabet Politikaları
5. KOBİ’ler ve Girişimcilik Politikaları
6. Dış Ticaret
7. Sanayi
8. Enerji
9. Madencilik
10. Tarım, Hayvancılık ve Su Ürünleri
11. Turizm
12. Bankacılık ve Finansal Hizmetler
13. Ulaştırma ve İletişim
VII. KAMU MALİYESİ
1. Bütçe
2. Vergi
3. Kamu Borçlanması
4. Kamuda Verimlilik ve Özelleştirme
VIII. SOSYAL ALAN VE SOSYAL SİYASETLER
1. Sosyal Kalkınmada Devletin Rolü
2. Orta Gelirliler, Esnaf ve Sanatkârlar
3. Sağlık
4. Sosyal Güvenlik
5.Çalışma Hayatı ve İstihdam
6.Yurtdışında Çalışanlar
7. Nüfus Artışı
8. Din ve Diyanet İşleri
IX. EĞİTİM, KÜLTÜR VE SANAT
1. Eğitim
2. Kültür, Sanat ve Öğrenme Merkezleri
3. Yazılı ve Görsel Basın
4. Spor
X. ARAŞTIRMA VE TEKNOLOJİ
1. Bilişim Altyapısı
2. Üniversite ve Bilim
3. Üniversite-Sanayi İşbirliği
4. Yenilik Merkezleri: Teknoparklar, Teknokentler, Agroparklar
XI. DOĞA, ÇEVRE VE KENTLEŞME
1. Doğa Tahribinin İnsanlığı Tehdidi
2. Doğal Zenginliklerimizin Korunması
3. Yerleşme, Kentleşme ve Konut Politikaları
4. Kırsal Kalkınma
XII. DIŞ POLİTİKA
1. Türkiye’nin Genel Dış Politikası
2. Küreselleşme
3. Batı Dünyası ile İlişkiler
4. Kıbrıs
5. İslam Ülkeleri İle İlişkiler
6. Ortadoğu İle İlişkiler
7. Avrasya Oluşumu
8. Kardeş Topluluklar
I. TÜRKİYE’NİN MEVCUT DURUMU
Cumhuriyet'in 'Muasır medeniyet düzeyinin üstüne çıkma' ülkü ve amacı, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün hemen ardından başlayan bir yozlaştırma ve bir süre sonra buna eklenen bir karşı devrimle hedefinden saptırılmış ve Türkiye sürekli seviye kaybederek, tümünün önünde olduğu komşularının neredeyse tümünün gerisinde kalma noktasına gelmiştir.
1980'li yılların başından itibaren izlenen ve küreselleşme sömürüsünün önünü açmak üzere dışarıdan yapılandırılan neoliberal politikalar Türkiye'yi uluslararası sermayenin denetim ve güdümü altına sokmuş bulunuyor.
Anayasamızın ve çağdaş anlayışın esas aldığı sosyal devlet ilkesi tahrip edilerek kamu hizmeti âdeta yok edilmiş, vatandaş, yabancı çıkarların gelir aracı yapmak istedikleri bir tür müşteriye dönüştürülmüştür.
Eğitime ayrılan sınırlı imkânların büyük kısmı, özel eğitime ve vakıf okullarına akıtılarak eğitimde eşitlik ve genellik tahrip edilmiştir. Eğitim, bazı 'hayırseverlerin' cömertliğine sığınır hale getirilmiştir.
Tahrip edilen tarım ve hayvancılıktan beslenen 30 milyonu aşkın nüfus; sanayi ve tarım sektörlerinde ülkenin işe yarar imkânlarını eline geçirmeye uğraşan dış sermayenin işçisi durumuna getirilmek üzeredir. Sosyal devletin işlevsel kılınmasında en büyük role sahip olan KİT’ler, sistemli bir yıpratma ve çökertme operasyonuyla, önce partilerin yandaş koruma alanlarına çevrilip kâr edemez hale getirilmiştir. Ne yazık ki bu çökertme operasyonlarında Atatürk’ün ulusal ekonomiye kazandırdığı KİT’ler öne alınmıştır. Şimdi ise, bu kamu işletmeleri, özelleştirme adı altında iç ve dış rant odaklarına yağmalatılmaktadır. Bu yağma, bugün artık stratejik toprakların yabancılara satılması noktasına getirilmiştir. Ormanların özelleştirilmesinden, madenlerin yabancılara tesliminden söz edilmektedir.
Türkiye, 1983–2004 yılları arasında yaklaşık yüz milyar dolar dış borç faizi ödemiştir. Bu ödemeye rağmen, borç stoku 130 milyar dolar artış kaydetmiş bulunuyor. İç borçlarda ise durum tam bir çıkmazdır. Sonuç olarak, toplam borçlarımızın bugün itibariyle millî gelire oranı tüm AB ülkelerinden fazladır.
Türkiye'nin çevre standartlarını AB düzeyine çıkarması, yani dönüşümlü çöp sistemine geçmesi, yeşil alanları tanzim etmesi, hava, deniz ve çevre kirliliğini katlanılabilir düzeye getirmesi için 90 milyar dolarlık bir meblağa ihtiyaç olduğu hesaplanmaktadır. Bu rakam, yaklaşık 300 milyar dolar olan millî gelirin üçte biridir.
Üniter devlet yapımız, adı telaffuz edilmeyen ve gerçekte Türkiye’yi federatif sisteme hazırlamaya başlayan çok hukukluluğun ön adımı olarak sahnelenen yaklaşımlarla âdeta yok edilmektedir.
Memurluk sisteminin yerine, artan bir hızla, sözleşmeli personel sisteminin geçirilmesi de devleti yozlaştırma ve tahribin bir uzantısıdır.
Öte yandan, uluslararası ve uluslarötesi büyük sermaye güçlerinin öncü kuruluşları, sermayenin küreselleşmesi adı altında, sadece etkileri, dayatmalarıyla değil, resmîleştirdikleri bürolarıyla, zayıflatılan devlet otoritesinin yerini almakta, adı konmamış bir manda yönetimini işletmektedirler.
Tarımımızın içine itildiği feci durum, yoksulluk ve işsizliğin temel sebeplerinden biridir. Küresel sömürü odaklarının sistemli yıpratmalarıyla Türk tarımı yok olma noktasına getirilmiştir. Tarımın en gözde işletme ve kuruluşları ya özelleştirme adıyla ona-buna peşkeş çekilmiş yahut da tasfiye edilmiştir. Et Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu gibi verimli, üretken ve kârlı kuruluşlar sistemli oyunlarla yıpratılıp elden çıkarılmıştır. Hayvancılık ve hayvansal ürünler sanayiimiz; Devlet Üretme Çiftlikleri, Tarım Islah İstasyonları tasfiye edilmiş veya çökertilmiştir. En verimli tarım topraklarının elden çıkarılması bir meziyet gibi algılanır olmuştur.
Ulusal bağımsızlık ve millî egemenlik giderek aşınmakta, çöküş işaretleri vermektedir. Bu durum, ülkeyi yönetenleri dış politikamızda dirayet, direnç, hatta savunma yapamaz bir konuma sürüklemektedir. Dış politikada bize düşen, oturduğumuz masada önümüze konan tekliflerden birini seçmekten ibaret kalmaya başlamıştır.
Türkiye, 6 asırdan beri doğrudan veya dolaylı olarak yönettiği Ortadoğu’da bile caydırıcılığını, saygınlığını yitirmiş, süper güçlere teslimiyetin eşiğine getirilmiştir.
Yarınımızı emanet edeceğimiz gençleri yetiştirmesi gereken eğitim sistemimiz amacından sapmış, Cumhuriyetimizin belirgin niteliklerinden biri olan Eğitim Birliği, Anayasal ifadesiyle Tevhidi Tedrisat tahrip edilmiş, eğitimde bütünlük kaybolmuştur.
Ülkemizde yaşanan çözümsüzlükler, günlük hayata yönelik tehditleri arttırmış; gasp, hırsızlık, soygun ve vurgun gibi özellikle kentlerde yoğunlaşan suçlar, günlük hayatın bir parçasına dönüşerek insanımızın gelecek beklentisinin ve güven duygusunun zedelenmesine yol açmıştır.
Daha da kötüsü, insanımız kendine olan güvenini ve kimliğini kaybetme noktasına taşınarak, sorunlara çözümü kendinde değil; dışarıda, IMF, AB ve ABD gibi dış güçlerde aramaya başlamıştır.
II. ANA HEDEF VE TEMEL İLKELER
Halkın Yükselişi Partisi (HYP), demokratik bir halk hareketinin ürünü olarak doğmuş insan merkezli bir siyasal partidir. Partimiz, kendisini sağ veya sol olarak tanımlamaz. Ancak, Anayasamızın ikinci maddesinin talepleri istikametinde ve çağdaş-ortak bir insanlık değeri olarak sosyal demokrasiyi benimser.
Partimiz bir ideoloji partisi değil, bir kitle ve program partisidir. Türkiye'yi ve Türk halkını yükseltmek ve yüceltmek yolunda, evrensel-ortak insanlık değeri haline gelmiş tüm kabullerden yararlanır.
Partimizin öne çıkardığı temel değerler akılcılık, bilimcilik, özgürlük, insancılık, dürüstlük, erdem, çalışkanlık ve Türkiye sevgisidir.
0
Partimizin esas alacağı siyasette kadınlarımızın sayısı, Kurucular Kurulu’ndan başlanarak, alışılmışın birkaç katına çıkarılacaktır.
Malî gücümüzün esası; paylaşım bilincimiz, imece ruhumuz, fedakârlık ve feragat şuurumuzdur. Bu şuurun başaracağına inancımız tamdır. Söz ve kararda katılımın, emek ve harcamada katılımla sağlanacağına inanmaktayız.
Bu program, bir diriliş, uyanış, atılım ve değişim programıdır. Öncelikle bir zihniyet devrimini amaçlamaktadır. Ekonomik ve ahlaksal bir diriliş ve yükseliş mücadelesi için Türk halkını bir bilinç ve atılım seferberliğine çağırmaktadır.
Eğitim, savunma ve ekonomide, ulusallığı esas alan bir yönetim getirmeyi taahhüt etmektedir.
Görevimiz ve Temel Bakış Açımız :
Halkın Yükselişi Partisi, emperyalizm ve sömürgeciliğin açık ve maskeli her türüne karşı çıkışı başarı ve onurun esası sayar. Ruh ve madde bütünlüğüne sahip nitelikli insan, Atatürk Cumhuriyeti, aydınlanma, emeğe, bilime ve yaratıcılığa saygı, değişim gibi değerler siyasetimizin yapı taşlarıdır.
Hizmetleri, hiçbir ayrım yapmadan insana yönelten bir siyaset ahlakı partimizin inanç ve kişilik değerlerinin alt yapısını oluşturmaktadır.
Partimiz, millî egemenliğimizin kaynağı olarak gördüğümüz halkımızla birlikte bir bütün olarak Türkiye’mizi, çağdaş bilgi uygarlığına ulaştırma ülküsünü taşımaktadır.
Ruh ve kişilik köklerimizi oluşturan değerleri koruyarak, çağdaş zihniyetli, nitelikli, yaratıcı, erdemli insanlarla gerçekleştirilecek bir seferberlik ve diriliş hamlesiyle ülkemizi uygar insanlık kervanının ön sıralarına geçirmek partimizin ülküsü ve temel görevidir.
Eğitim seferberliğimizle birlikte gerçekleştireceğimiz zihniyet yenilenmesini; aklın, bilimin, teknolojinin ve sağduyunun yol göstericiliğinde, tabandan başlayan, demokratik, katılımcı, bireysel tercihleri gözeten bir kitle hareketi olarak hayata geçirmek, görev ve sorumluluğumuzun gereğidir.
Toplumumuzun tarih boyunca yapılanışı; madde merkezli olmaktan çok, insan merkezli olmuştur. Bilgi uygarlığı ile uyuşumun alt yapısını veren bu anlayışı gereğince değerlendirmek; insanımıza, halkımıza ve gelecek kuşaklara yönelik tarihsel sorumluluğumuzun yerine getirilmesinde bize güç verecektir.
Tarihsel ve Kültürel Değerlerimiz :
Bizi biz yapan değerlerimiz, temel zenginliğimizdir. Tarih boyunca, insanları, ırkları, kültürleri ve değerleri çatıştırmak yerine onları bir arada yaşatan yönetimler oluşturduk.
Orta Asya’nın hareketli ve renkli kültür ortamından Ortadoğu’ya, oradan Anadolu, Kafkaslar, Balkanlar ve Avrupa içlerine uzanan çeşitliliği hep koruduk. Bu gün de bunların mirasını taşıyoruz. Küresel çatışmaların öne çıktığı dünyamızda Türk toplumunun bu hasletleri ancak yeni yeni fark ediliyor.
Tarihimize baktığımızda;
*Devlet ve toplum yapılanmasında önce insan demişiz. Öncelikle insanların örgütlenmesini benimsemişiz.
*Çok kültürlülüğü doğal yaşam kabul eden bir hoşgörüye sahip olmuşuz.
*Toplumda dikey statü akışkanlığı hep açık olmuş. Dünkü devşirmeyi sadrazam, bugün de köy çocuklarını Cumhurbaşkanı yapmışız. Bunu birçok ileri ülkede görememekteyiz.
*Dinsel inançlarımızda, Tanrı aşkıyla insan sevgisini öne çıkarıp yetmiş iki millete bir gözle bakmış, yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevmiş, paylaşım ve fedakârlık ruhunu geliştirmişiz.
Bizi biz yapan bu değerlere onur ve gururla sahip çıkıyoruz. Partimiz, bu değerlerin, toplumumuzun çimentosu olduğu yolundaki inancını kararlılıkla sürdürecektir.
Cumhuriyetimizin Değerleri :
Partimiz, Cumhuriyetimizi ve Cumhuriyetimizin kazanımları olan değerlerimizi koruyarak ve geliştirerek çağdaş uygarlığın üstüne taşıyacaktır. Son 50 yıl boyunca, dış odakların hesaplarına uygun biçimde sürekli aşındırılan Cumhuriyet değerlerimizi, özgün saffet ve asaletleriyle geri getirmek partimizin temel amaçlarından biridir.
Atatürk Devrimleri ile gerçekleşen Cumhuriyetimizin engin ve ölümsüz kazanımlarını, sadece bizim coğrafyamızın değil, tüm mazlum milletlerin çıkış noktası olarak görmekteyiz.
Evrensel İlkeler ve Değerler :
İnsanlığın gelişim sürecinde şekillenip kabul gören evrensel yöntem ve değerler, partimizin de benimsediği değerlerdir:
*Politik ilişkilerde katılımcı, çoğulcu demokrasiyi;
*Sosyal ilişkilerde, çatışma yerine uzlaşmayı;
*Kültürel farklılıklar karşısında, bağnazlık yerine hoşgörüyü;
*Ekonomik süreçlerde, israf yerine verimlilik ve akılcılığı;
*Teknolojide taklitçilik yerine bilimselliğe dayalı yaratıcılığı esas almaktayız.
İnsan Merkezli Sistem:
Bizim için en önemli değer insandır. İnsan, Yaratıcı’nın aziz emanetidir; en yüce değerdir, gaye varlıktır. Bu nedenle toplumsal sistemimizi insan merkezli olarak yapılandıracağız. Bunun anlamı, insanı bir bütün olarak yüceltecek unsurlara öncelik vermektir. İnsanın, en büyük nimet olan beynini etkin kullanması için zihniyet yenilenmesi, öncelikli hedefimizdir. Bu amaçla;
*Herkes için sürekli eğitim ve öğrenim,
*Herkes için kendini istediğince geliştirecek ortamların yaratılması,
temel önceliklerimiz arasındadır.
İnsan yetiştirme sistemimiz, bağımlı insan kişiliği yerine; sosyal ilişkilerde saygılı, yaratıcılık ve karar vermede özgür, onurlu ve erdemli insanlar yetiştirmeyi esas alacaktır.
Zihniyet Devrimi :
İnsan hayatında öne geçişi sağlayan atılımların temelinde yaratıcı zihniyet vardır. Öncülük farkını yaratan, zihniyettir. Öyleyse her şeyden önce zihniyet devrimi gerekir.
Halkımızın sağduyusu yüksek, pratik zekâsı üstündür. Kendi sorunlarına pratik çözüm bulmakta mahirdir. Bu anlamda girişimcilik becerisi gelişmiştir.
Ancak, ülkeyi ve toplumu yönlendirip yönetecek eğitimli ekiplerin, geleceği şekillendirecek uzun dönemli sorunlara çözüm üreten bilimsel düşünce tarzına sahip olması gerekir.
Zihniyet devrimi projemiz, bilimsel düşünmeyi kazandırmaya yönelik bir yeniden yapılanma projesidir.
* Zihniyet devrimi yapmadan, bugünkü sorunları çözemeyiz.
* Zihniyet devrimi yapmadan, geleceği etkin yönlendiremeyiz.
* Zihniyet devrimi yapmadan, teknoloji üretemeyiz.
* Zihniyet devrimi yapmadan, halkın yükselişini gerçekleştiremeyiz.
Zihniyet Devrimi sayesinde, şimdiye dek tepeden gerçekleştirilmeye çalışılan yenilenme yerine halkın kendi tabanından gelen bir yenilenme yaşanacaktır.
Kişisellikten Sosyal Sorumluluk ve İşbirliğine :
Osmanlı’dan aldığımız miras gereği toplumda ikili bir yapılanma vardır. Tepe kültüründe, insanlar devlet yapılanması ve yönetimi için eğitilirken, taban, yerel ve geleneksel değer ve davranışları içinde kendi haline bırakılmıştır. Bugün de bu yapı önemli ölçüde sürüyor. Bu durum, bir yandan tabandaki halkla tepedekilerin bütünleşmesine engel olmuş, öte yandan siyasetin kavgacı ve iki kutuplu yapılanmasına yol açmıştır.
Partimiz, eğitim ve zihniyet yenilenmesi sürecinde, tepe ile tabanı, halk ile devleti barıştırarak, toplumsal ve politik bütünleşmeyi sağlayacaktır. Halkımız; partimizin kazandırdığı sosyal sorumluluk ve işbirliği anlayışı ile çağdaş bilgi toplumunun temel özelliği olan toplumsal sinerjiyi yakalama imkânına ulaşacaktır. Ekip çalışmasını ve işbirliğini öğrenmiş, sosyal sorumluluk sahibi, girişimci bireylerin sayısı süratle artırılacaktır.
Birliktelik ve Başarı :
Eğitimli insanlarımızın bağımlı davranış kalıpları yerine bağımsız ve başarıya yönelen bir davranış kalıbına taşınmaları sağlanacaktır. Çalışma ve başarı şevki, hem bireysel, hem de işbirliğine dayalı ortak çalışmanın temeli olacaktır. İnsanlarımız birbirini engellemek yerine, başarıya birlikte koşan, sosyal sorumluluk sahibi, ekip çalışmasına yatkın yeni bir anlayış ve davranışa yönlendirilecektir.
Ekonomideki rekabet ilişkisinden, politikadaki tercih anlayışına kadar her alanda başarı coşkusuna geçerlilik kazandırılacaktır.
Ahlak Devrimi :
Türkiye son yıllarda ağır bir ahlak erozyonuna uğramıştır. Bu erozyonun giderilmesi için partimiz bir ahlak devrimini gerekli görür.
İnsanları birbirinden ayırıcı ve fark yaratıcı özellik, aklı kullanma yöntemi, yani zihniyetidir. Bu zihniyetin insanın sahip olduğu değerler manzumesi içersinde insan ilişkilerine yansıtılması ise ahlakı belirler. Aklın, diğer insanlar için olumlu yönde kullanılması erdemi belirler. Ahlak ve erdem sağlıklı toplumsal ilişkilerin güvencesidir.
Arzulanan erdemli insanları yetiştirmek için zihniyet devriminin bir ahlak devrimi ile tamamlanması gerekir. Ahlak ve erdem sahibi nitelikli insanlardan oluşan bir toplum yaratılması partimizin ülküsüdür.
III. SİSTEM TERCİHLERİMİZ
Teknolojik Sistem Tercihimiz :
Partimizin teknolojik sistem tercihi, küresel bağlantılı ulusal ve bütünleşik ağ sistemidir. Geleneksel ve taklitçi ithal teknoloji yerine; bilgi çağının yaratıcı-yenilikçi teknolojilerine geçişi sağlayacak bir teknolojik yapılanmaya ihtiyaç vardır.
Ülkemizin çağdaş uygarlık düzeyine ulaşması teknolojik alanda yapacağı devrim ve sıçramaya bağlıdır. Günümüzün bilgi toplumunda teknoloji, doğa ve yaşama uygulanabilir bilimsel düşüncedir. Bilimsel düşünceler, uygulamaya araçlarla aktarılır. Uygulanabilir bilimsel bilgi üretmek kaçınılmazdır.
*Küresel bağlantılı ulusal yenilik ağları oluşturulacaktır.
*Üniversite, fakülte ve bölümlerin işleyiş ve örgütlenişi, uygulamalı bilgi ve teknoloji üretimi için yeniden düzenlenecektir.
*Mevcut AR-GE sistemleri geliştirilerek yeniden kurulacaktır.
*Teknoparklara işlerlik kazandırılacak ve yenileri kurulacaktır.
*Üniversite ve sanayi işbirliği yeniden düzenlenecek ve işbirliği mantığına işlerlik kazandırılacaktır.
*Büyük kentlerin; sahip oldukları üniversite, Ar-Ge, sanayi ve iş dünyası işbirliği içinde örgütlenerek teknopark kavramını aşan birer teknokent örgütlenmesine dönüşümleri sağlanacak ve kentsel yenilik ağları ve işbirliği sistemleri oluşturulacaktır.
*Türkiye'nin kendi özelliklerini değerlendirebilen özgün kalkınma ajansları hızla kurulacaktır. Bu ajanslar, kentsel kalkınmanın ve kentsel işbirliğinin yönlendiricisi olacaklardır.
*TÜBİTAK, KOSGEB, MPM ve benzeri kuruluşların yenilik ağ sistemi içinde konumları yeniden belirlenip etkinleştirilecektir.
*Ar-Ge sisteminde geliştirme aşamasının ağırlık olarak sanayie kaydırılması için teşvik ve işbirliği sistemi geliştirilecektir.
Ekonomik Sistem Tercihimiz:
Partimizin ekonomik sistem tercihi; yenilikçilik-verimlilik-dayanışma boyutlarını esas alan ‘yenilikçi sosyal piyasa sistemi’dir.
Türkiye'de bilinçli bir ekonomik sistem politikasının oluşturulamayışı, 30 yıl süre ile enflasyona göz yumulmasına, sürekli krizlere ve bünyesel zaaflara neden olmuştur. Uygulandığı şekliyle serbest piyasa sloganı, sistemin işlerliğine değil; keyfiliğin, rüşvetin, vurgun ve soygunun sürmesine hizmet etmiştir.
Piyasa sisteminin özünde rekabet olmasına rağmen, Türkiye'de bilinçli bir rekabet politikası uygulanmamıştır. Partimiz, işlerliği yüksek bir piyasa sistemi oluşturacaktır. Özünde yenilik ve yaratıcılığa, yani başarı rekabetine dayalı, ama sosyal yanı da olan bir piyasa politikası oluşturmakta kararlıyız.
Yenilikçi sosyal piyasa ekonomisi bir yönüyle teknolojik devrimin getireceği yeniliklere, diğer yönü ile başarı rekabetine dayanacaktır. Bilgi toplumunun sosyal sinerjisi ile desteklenecek ve küresel rekabetle başa çıkabilecek bir rekabet politikası oluşturulacaktır.
“Teknolojik sistemin temelindeki teknoparklar, yenilik ağları, yerel ve bölgesel kalkınma potansiyellerimizi ulusal bütünlük ve sinerji içinde küreselleştiren kalkınma ajansları, üniversite-sanayi işbirliği sistemleri, yenilikçi girişimciliği destekleyen mekanizmalar olacaktır. Piyasa ve rekabet sisteminin yetemediği yerde devlet, yönlendirici olarak devreye girebilecektir.”
Teknolojik sistemle bütünleşmiş etkin bir ekonomik sistemin yaratılması, halkın yükselişinin ekonomik temeli olarak, yeni iş ve istihdam fırsatları yaratacaktır.
Ekonomik sistemimiz, sermaye-emek zıtlaşması üzerine inşa edilmeyecektir. Aksine, emeğin kalitesini yükselterek sürekli öğrenme, uzmanlık ve bilgi ile emeğin ve sermayenin birlikte verimlilik artışını sağlamaya yönelecektir.
Halkın yükselişi, düşmanlıklar ve sömürü üzerine kurulamaz. Halkın yükselişi, bilgi, beceri, yetenek, yaratıcılık, yenilikçilik, verimlilik, girişimcilik, işbirliği ve başarı rekabeti gibi sistem ve kurumlar üzerine oturtulacaktır. Böylece, gücünü dış örgütler yerine, halkından ve kendi gücünden alan, yeterli iş ve istihdam yaratan yenilikçi, etkin ve verimli bir ekonomik sistem yaratılacaktır.
Politik Sistem Tercihimiz :
Partimizin politik sistem tercihi katılımcı demokrasidir.
Partimiz; Türkiye’nin şeklî demokrasisini, halkın katılımını sağlayacak bir katılımcı demokrasiye dönüştürecektir. Halkın yükselişi, aynı zamanda politik örgütlenme ve katılımla gerçekleşecektir.
Gönüllü örgütler; sendikalar, odalar, dernekler, katılımcı demokrasinin temel belirleyeni olacaktır. Hedefimiz lider sultası yerine, halkın, kendi kaderini kendi eline almasıdır.
Sistemdeki tepeden yönlendirme yerine, tabandan tepeye ve tepeden tabana yoğun işbirliği içinde işleyen etkin, katılımcı bir demokrasiye geçilecektir.
Politik örgütlenme ve katılım geliştirilecek, kadın ve gençlerin örgütlenişi öncelikle teşvik edilecek, yaratılacak örgütlenme modeli, gönüllü ve uygulamalı siyaset okulu gibi işlev görecektir.
Sosyal ve Kültürel Sistem Tercihimiz :
Zengin tarihimizden ve yaşadığımız coğrafyadan gelen, çoğulcu kültür dokumuzu, yaratıcı sinerji içinde, çatışan değil, uzlaşan ve birbiriyle etkinleşerek zenginlik yaratan yapıya kavuşturmak kültür politikamızın hedefidir.
Tarihsel seçkinliğimiz olan aile değerlerimizi koruyacak, kültür dokumuzdaki çeşitliliğin toplumumuza yeni zenginlikler kazandırmasını sağlayacağız.
Partimiz, toplumsal yapımızda mevcut olan akraba, komşu ve mahalle dayanışmasını kurumsal bir yapıya kavuşturacaktır. Devlet, vatandaşların kendi kendilerine yardım için başlatacakları her türlü sosyal dayanışma hareketine destek verecektir.
IV. İNSAN VE HAKLARI
1. Kişi Hak ve Özgürlükleri
Toplumun temel unsuru olan insanın, kişiliğine bağlı, doğuştan sahip olduğu dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez temel hak ve özgürlükleri vardır:
*Herkesin bu hak ve özgürlüklerden istediği kadar yararlanarak maddî ve manevî varlığını geliştirmesi teminat altına alınacaktır.
*Kişilere hiçbir zaman ve hiçbir şekilde eziyet ve işkence yapılamayacaktır.
*Hiç kimseye insan onuru ile bağdaşmayan bir ceza verilemeyecektir.
*Başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, demokratik Batı ülkelerinde bu haklara tanınan hukuksal güvencelerin vatandaşlarımıza da aynen tanınması esas alınacaktır.
2. Ekonomik Hak ve Özgürlükler
Ekonomik hak ve özgürlükler ile sosyal hak ve özgürlükler arasındaki yakın ilişkiyi göz önünde tutmakta, sosyal adalet ile sosyal hakların ancak ekonomik yeterlilikle sağlanabileceğine inanmaktayız.
Ekonomik yeterliliğin bulunmadığı ülkelerde sosyal adaletin değil, sosyal sefaletin hâkim olduğu tartışılmayan bir gerçektir.
Ekonomik başarılarla elde edilen gelirlerden belli bir payın, başta eğitim, sağlık, çevrenin korunması olmak üzere, öncelikle gençliğin ve sporun geliştirilmesi ile sanatın ve sanatçının himayesi gibi sosyal-kültürel hak ve özgürlüklerin kullanılmasına tahsis edilmesi kaçınılmazdır.
3. Siyasal Hak ve Özgürlükler
Çoğulcu demokratik parlamenter sistem içinde seçmen yaşının 18 olarak kalmasını, milletvekili seçilme yaşının 25 olmasını benimsiyoruz.
550 olan milletvekili sayısı ile mevcut bakanlıkların sayısının yeniden tespit edilmesinin gereğine inanıyoruz.
Antidemokratik olduğuna inandığımız Seçim Kanunu ile Siyasal Partiler Kanunu’nun toplumsal isteğe ve günün şartlarına uygun olarak yeniden tanzim edilmesi gerekmektedir.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar olmak üzere sivil toplum kuruluşu yöneticilerinin önlerindeki engeller kaldırılacak, siyasal seçme ve seçilme hakları tam olarak tanınacaktır.
4. Aile, Çocuk ve Kadının Korunması
Aile sadece toplumun değil, başarı, mutluluk, sevgi, şefkat, dayanışma gibi temel insanlık değerlerinin yaratıcı kurumu, dayanağı ve güvencesidir. Türk toplumunda aile, birlikte yaşamanın en güzel örneği sayılabilecek bir yapıdadır. Bu temel ve hayatî değerimiz, ekonomik, sosyal ve kurumsal tedbirler alınarak korunacak, geliştirilecek ve yüceltilecektir.
*Aileyi güçlendirme kararlılığımızın bir uzantısı olarak, ‘Aileyi Koruma ve Geliştirme Merkezleri’ oluşturulacaktır.
*Ana-çocuk sağlığı merkezleri yaygınlaştırılacak, bu merkezlerin hizmet kalitesi yükseltilecektir.
*Kırsal kesim hanımlarının eğitiminde, emeklilerimizin birikim ve becerilerinden, başta TRT olmak üzere, elverişli kamu kurumları aracılığıyla yararlanılacaktır.
*Özellikle çalışan annelere yardımcı olmak ve çocuklarının sağlıklı yetişmelerini sağlamak üzere çevresel ve bölgesel kreş ve anaokulları yaygınlaştırılacaktır.
*Birleşmiş Milletler’in ‘Çocuk Hakları Bildirgesi’ni tam anlamıyla hayata geçirmek temel amaçlarımızdan biri olacaktır.
*Çocuğun ana sütünden olabilecek en ileri derecede ve en uzun süreli yararlanması için gereken tedbirler getirilecek, yasal düzenlemeler yapılacaktır.
*Çocukların özellikle çalıştırma yoluyla sömürülmesi önlenecektir.
*Aile içi şiddeti önlemek amacıyla, bu suçlara verilen cezalar caydırıcı boyutlara çıkarılacaktır.
*Aile bireylerinin bakım ve denetimini yapan ‘aile doktorluğu’ kurumu geliştirilecektir.
Kadına haklarına gelince;
Türkiye'de kadının durumu, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki kazanımlardan daha geriye gitmiş bulunuyor.
Mevcut tabloya bakıldığında, kadınlarımızın %19'u okuma-yazma bilmemektedir. Güneydoğu’daki bazı illerde ilkokul çağındaki kızların yaklaşık %38’i, ortaokul çağındakilerin yaklaşık %50’si okula devam etmemektedir.
Nüfusun %52'sinin kadın olduğu Türkiye'de, TBMM'deki kadın üye oranı % 4 gibi esef verici bir rakamdır. 3200’ü aşkın belediye başkanlığından sadece 24 tanesinde kadın başkan vardır. Böyle bir tablo karşısında demokrasiden, insan haklarından söz etmek inandırıcılıktan uzaktır.
Kadın, hayatın yaratıcı güçlerinin başında gelir. Ailenin gücü ve etkinliği, nesillerin sağlamlık ve yetkinliği öncelikle kadının toplumdaki mevkii ve saygınlığı ile bağlantılıdır. Kadınımız, fedakârlığın, azmin, gayretin, sevgi ve şefkatin canlı timsalidir. Bu hayatî varlığımız, kendisine yakışır bir itibar noktasında değildir. Cumhuriyetimizin getirdiği büyük zihniyet devriminin, kadınlarımıza verdiği imkânlar, sağladığı itibar, sonraki zamanlarda daha ileri götürülmesi gerekirken azaltılmış, bazı noktalarda yozlaştırılmış, hatta bazı noktalarda geri çekilmiştir.
*Partimiz; kadınımızı, çağdaş saplantıların ve dinci istismarların aracı olmaktan kurtaracak, Türkiye'yi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkaracak kuşakları yetiştirecek ruhun vücut bulmasında birinci unsur olarak kadını öne çıkaracaktır.
*Demokratik hayatın bütün alanlarında, özellikle çok partili siyasal yaşamda ve iş hayatında kadın katılımını erkekle aynı düzeye çıkarmak için gerekli mevzuat düzenlemeleri süratle yapılacak, kadınlarımızın önüne dikilen tüm engeller kaldırılacaktır.
*Yerel yönetimlerin, malî bütçeleri ve nüfusları ile orantılı olarak ‘Kadın ve Çocuk Sığınma Evleri’ oluşturmaları sağlanacaktır. Bu sığınma evleri aynı zamanda, sığınan kadınlara istihdam ve beceri kazanma amacıyla da faaliyet gösterecektir.
5.Gençliğin ve Yaşlıların Korunması
Ülkemizin en büyük güven, güç ve mutluluk kaynaklarından biri de nüfusumuzun genç olmasıdır. Gençliği, geleceğin ve umudun teminatı gören partimiz, gençlerimizin gelişim ve eğitim imkânlarını zenginleştirmek yanında onların ülkemizin kaderiyle ilgili söz ve karar mevkilerine gelmelerinin önündeki engellerin kaldırılmasını da görev bilmektedir.
Partimiz; gençlerimizin, madde ve ruh bütünlüğü içinde, atılımcı, özgür, sağlıklı yetişmelerini, eğitim ve katılımlarının önündeki engellerin kaldırılmasını ana hedefleri arasında görmektedir.
*Her türlü fanatik düşünceler ile terör, anarşi ve bölücü eylemlerden arındırılmış, akılcı, bilimsel ve estetik düşünebilen, hoşgörülü ve dengeli ilişkiler kurabilen bir gençlik yetiştirmenin zihniyet ve imkân zemini mutlaka kurulacaktır.
*Başta alkol ve uyuşturucu olmak üzere, çocukların ve gençlerin her türlü kötü alışkanlıktan korunmaları temin edilecektir.
*Gençliğin bedensel ve ruhsal sağlığının korunmasında önemli yeri olan spor en geniş şekilde desteklenecek, özellikle amatör spor geliştirilecek, yaygınlaştırılacaktır.
*Üniversite gençliğine hizmet verecek açık ve kapalı spor tesisleri ile kültürel kulüp ve birlikler yaygınlaştırılacaktır.
*Üniversite öğrenci ve mezunlarının, teknolojik gelişmeler ve yöneticilik konularında çalışma hayatının ihtiyaçlarına uygun, ücretsiz, kısa süreli kurslardan yararlanması sağlanacaktır.
*Özellikle yaz aylarında uygulanabilir, pratik, meslek kazandırıcı, toplum içi ilişkileri geliştirici ‘yönlendirme programları’ düzenlenecektir.
*Üniversiteler ile iş dünyası arasında işbirliği kurularak yeni mezunlara staj ve pilot kalkınma bölgelerinde istihdam imkânı sağlanacaktır.
*En küçük örgüt birimlerimizden başlamak üzere, gençlik konseyleri oluşturulacak, bu konseylerin gençlere iş bulma, yaz aylarında geçici çalışma imkânları hazırlama, bilişim teknikleri öğretme merkezleri olarak hizmet vermeleri de sağlanacaktır.
*Gençlerin, okuyan, düşünen, kendine güvenen üretken nesiller olarak yetiştirilmeleri amacıyla, gençlik çalışma kampları yanında, felsefe, düşünce ve spor kulüpleri yaygınlaştırılacaktır.
*Yaşlıların sağlık, barınma, psikolojik danışmanlık ihtiyacını karşılayacak, aynı zamanda bilgi ve becerileri değerlendirecek huzurevlerinin oluşturulmasına önem verilecektir.
*İleri yaşlardaki bakıma muhtaçların, kendi aileleri içinde bakılmaları için yardım ve destek sağlanarak aile içi huzur ve sevgi ortamından uzak kalmamaları temin edilecektir.
6. Engellilerin Korunması
*Engelli yurttaşlarımıza ilgiyi temel eğitim düzeyinde başlatacağız. Her derecede eğitim kurumunda engelliler için özel derslikler, dershanelerde ise özel oturum, giriş-çıkış düzenleri getirilecektir.
*Bu özel düzenlerin; alışveriş merkezi, sinema, tiyatro, hastane, tatil köyü, otel gibi kamuya açık alanlarda da kurulması zorunlu hale getirilecektir.
*Engellilerin bilgiye ve habere ulaşmada daha çok imkâna sahip olmaları için gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılacaktır.
* Engellilerin toplumla çok yönlü bütünleşmeleri sağlanacaktır.
V. DEVLET VE KAMU YÖNETİMİ
1. Devletin Önemi
*Ulusal birlik ve üniter devlet, geleceğimizin, onur, mutluluk ve güvenimizin en hayatî unsurları olarak sarsılmaz ve tartışılmaz saygınlıklarını koruyacak ve bu bilinçle korunacaklardır.
*Merkezî otorite, devletin varlık ve egemenlik şartlarının en önemlisi olarak düzenleyici ve koruyucu rolünü sürdürecektir.
*Ülke gerçeklerine ve çağdaş normlara göre yeniden yapılandırılacak, merkezî otoriteyi etkisizleştirecek her türlü yaklaşım, öneri ve etki, küresel sömürü güçlerinin sinsi tahrip ve parçalama siyasetlerinin çağdaşlık maskesi altında sergilenişi olarak görülecek ve bu tahribe karşı etkin tedbirler alınacaktır.
2. Kamu Yönetimi, Kamu-Birey İlişkisi
Kamu yönetiminin sürekliliğini, istikrarını ve tarafsızlığını sağlamayı, hizmetlerin etkinliğini ve hızını arttırmayı, yetki ve sorumlulukları dağınıklıktan kurtarmayı hayatî önemde bulan partimiz, kamu yönetiminde gerçekleştireceği reformlarla sadece vatandaşa sunulacak hizmetin kalitesini artırmayı değil, uluslararası rekabeti kolaylaştırmayı da hedeflemektedir.
Bu amaçla;
*Modern kamu yönetimi esaslarını ve uygulamalarını yakından izleyen bir ‘Kamu Yönetimi Geliştirme Merkezi’ kurulmasını, bu merkezin üniversitelerimiz ve yurtdışındaki ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmasını,
*Kamu yönetiminin modern gelişmelere paralel olarak bilişim teknolojisiyle donatılmasını, e-devlet’in etkin biçimde oluşturulmasını,
*Çağdaş denetim teknik ve yöntemlerinin kullanılmasını ve yaygınlaştırılmasını,
*Bürokratik işlemlerin sadeleştirilmesini ve basitleştirilmesini,
*Hizmette verimlilik, etkinlik ve hızlılık bilincinin benimsetilmesini,
savunuyor ve başlıca hedeflerimiz arasında sayıyoruz.
Devletin ekonomideki payının azaltılması, etkinliğinin ve verimliliğinin arttırılması, kamu yönetimindeki bozuklukların giderilmesi, ekonomi ve maliye yönetimindeki çok başlılığın ve çöküntünün önlenmesi için, öncelikle bakanlıkların kuruluş ve görevlerinde köklü düzenlemelere gidilmesi kaçınılmazdır. Bu düzenleme, gerçek anlamda bir ekonomik istikrar ve büyüme programını uygulayabilmenin de temel koşullarından biridir.
Bu nedenle, başta başbakanlık olmak üzere tüm bakanlıkların görev alanları, ana hizmet birimleri, bağlı ve ilgili kuruluşları yeniden belirlenecektir. Bu belirlemenin kalıcı olabilmesi için, gelişen ve değişen toplumumuza uyum sağlayacak unsurları içermesi zorunludur.
Kamu yönetiminde yeni yapılanma için şu ilkeler benimsenecektir:
*Başbakanlık sadece bir icra yeri değil, hükümetin genel siyasetinin ve bakanlıkların uyumlu ve verimli çalışmasını gözetmenin ve genel koordinasyonu sağlamanın makamı olacaktır. Başka bir deyişle, Başbakan usta bir orkestra şefi olmalıdır.
*Devlet bakanlıkları-hizmet bakanlıkları ayırımına son verilecek, başbakana koordinasyon ve gözetim görevi konusunda yardımcı olacak sınırlı sayıda devlet bakanlığı dışındaki tüm devlet bakanlıkları kaldırılacak veya hizmet bakanlığına dönüştürülecektir.
*Başbakanlığın tüm bağlı ve ilgili kuruluşları mevcut veya yeniden kurulacak olan bakanlıklara bağlanacaktır.
*Hükûmette çok sayıda bakan yerine, önemli bakanlıklarda bakan yardımcılığı ihdas edilecektir.
*Devlet maliyesinde kasa/kese birliği sağlanacaktır.
*Malî disiplinin bir gereği olarak, bakanlıkların ayrı gelir kaynakları olmayacak, her bakanlık yalnızca bütçeden ve sayıları asgariye indirilmiş yasal fonlardan aldığı payla yetinecektir.
*Bakanlıklarda müsteşarların konularında uzman teknokrat olmaları esas alınacaktır.
3. Millî Bütünlüğün Korunması ve Katılımcı Toplum
Başta devleti oluşturan bütün kurum ve kuruluşlar olmak üzere, herkesin Devlet ve toplum düzenini zedeleyici ve bozucu davranışlardan kaçınmak zorunda olduğu bilinciyle, temel hak ve özgürlükleri yok eden terör, anarşi ve bölücülük gibi eylemleri, devlet ve toplum düzenini ortadan kaldırmaya yönelik eylemler olarak tescil ediyoruz.
Temel hak ve özgürlüklerin güvenceye alınmasında olduğu gibi, kamu düzeninin korunmasında da vatandaşların örgütlü toplum bilincinin önemli olduğuna inanan partimiz, halkın iştirak etmediği bir kamu düzeninin yeterli düzeyde korunamayacağına inanmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğunu gerçeğinden hareket eden partimiz; ırk, din, dil, mezhep ve kültür farklılıkları yaratarak veya kişileri kışkırtarak ulusal bütünlüğü bozmaya yönelik bütün hareket ve eylemleri reddetmekte; birleştirici, toparlayıcı ve bütünleştirici çağdaş Atatürk milliyetçiliğini esas almaktadır.
Ülkemizdeki kültürel zenginliklerin, ülke bütünlüğü ve birlikteliği içinde korunmasına önem verilecektir.
Bilgi toplumu, toplumsal öğelerin işbirliği içinde güçlerini birleştirerek sinerji yaratmayı esas alır. Toplumsal farklılıkları çatıştırmak yerine, bunları uzlaştırıp toplumsal sinerjiye dönüştürmek partimizin temel amaçlarından biridir.
Çağdaş toplum, örgütlü toplumdur. Ortak amaçları olanların bir araya geldiği örgütler, işbirliği içinde yürüttükleri çalışmalar ile katılımcı demokrasinin temel öğelerini oluşturacaklardır.
Odalar, sendikalar, dernekler, vakıflar, kamu ve özel sektör kurumları, üniversiteler ve gönüllü örgütlerin etkin katılımlarını, gerçek demokrasinin varlığı için kaçınılmaz görmekteyiz.
Demokrasiye katkı sağlamanın en etkin yolu siyasete katılımdır. Halkımızın önemli bir bölümünü siyaset dışı bırakan yasal kısıtlamaları aşmak için gereken tüm tedbirler alınacaktır.
4. Demokratik Devlet İlkesi
Ulusal egemenliği esas alan bir çoğulcu siyasal yapılaşma içinde ‘seçim esası’nı benimseyen partimiz; demokrasinin sadece seçimlerden ibaret olmadığına, gelişmiş sivil toplum örgütleri aracılığıyla ‘katılımcı demokrasi’ uygulamalarının ülkeyi yeni ve ileri boyutlara taşıyacağına inanmaktadır.
Bu amaçla, ekonomik demokrasiyi siyasal demokrasinin tamamlayıcısı kabul eden partimiz; işletmelerin halka açılmasını ve halkın kuruluşlara ortaklığının yaygınlaştırılmasını savunmakta, bu suretle rant ekonomisinin önleneceğine, piyasa ekonomisinin güçleneceğine ,sosyal adaletin sağlanacağına ve sonuçta demokratik düzenin güçleneceğine inanmaktadır.
5. Hukuk Devleti İlkesi
Bağımsız yargı organlarında görev yapan tarafsız yargıç ve savcı güvencesini hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesinin temel unsuru bilen partimiz;
*Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun siyasal baskılardan kurtarılmasını,
*Hâkimler ve savcılar hakkında soruşturma yapan teftiş heyetinin Adalet Bakanlığı’nın emrinden çıkarılarak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun emrine verilmesini,
*Hâkimler ve savcıların özlük hakları ve coğrafî teminatlarıyla ilgili güvencelerinin arttırılmasını,
önemli hedefleri arasında saymaktadır.
6. Laik Devlet İlkesi
Partimiz; uygar, huzurlu, insana ve inançlara saygılı, demokratik bir toplumun ancak laik bir hukuk devleti ile mümkün olabileceğine inanır ve bu inancın gereğini yapmayı bir insanlık borcu sayar.
Partimize göre, laiklik olmadan demokrasiyi yerleştirmek ve yaşatmak imkânsızdır. Laiklik, hukuk devletinin, sosyal demokrasinin, inanç ve insana saygının olmazsa olmaz koşuludur.
Laiklik, dinlerin saygınlığının, dindarların huzur ve güvenlerinin de garantisidir.
Her insanın belirli bir inanca sahip olduğunu kabul eden, laiklik konusunda şu tespitleri kayda geçirmeyi de önemli bulmaktadır:
*Herkesin din ve vicdan özgürlüğü ile ibadet özgürlüğü laik devletin teminatı altındadır.
*Din veya mezhep farklılığı nedeniyle kimsenin kimseyi ‘inanmayan’ diye itham etmeye hakkı yoktur.
*Her dindarın, kamuoyunu rencide edecek uygulama ve eylemlere gitmemek koşuluyla, ibadetini hiçbir baskıya maruz kalmadan ve hiçbir riyakârlığa başvurma ihtiyacı duymadan, özgür iradesiyle ve serbestçe yapabilmesi ancak laik sistem içinde mümkündür.
7. Sosyal Devlet İlkesi
Vatandaşlarını kimseye muhtaç etmeden onurlu bir yaşam düzeyine kavuşturmayı amaçlayan sosyal devletin başarısının, büyük ölçüde ekonomik başarılara bağlı olduğuna inanan partimiz;
*Gelirin, bedensel ve zihinsel emeğin piyasa koşullarında beliren değerine göre dengeli ve adaletli dağılımını benimsemekte,
*Refahı bütün toplum katmanlarına yayarak ve katılımcı demokrasi anlayışına uygun olarak, vatandaşların sosyal güvenlik, eğitim, sağlık, ulaşım, haberleşme, kültürel ve sportif imkânlardan yararlanmalarında, hak ve fırsat eşitliğini ön plana çıkarmakta,
*Bu suretle sağlanacak gelecek güvencesi sayesinde, refah düzeyi yüksek, huzurlu ve sağlam temeller üzerine kurulu bir demokratik toplum yaratmayı amaçlamaktadır.
8. Kamuda İstihdam ve Çalışma Koşulları
*Memur, sözleşmeli personel ve işçilerin görevlerini tam bir tarafsızlık içinde yapmaları; vatandaşlar arasında başta siyasal görüşler ve felsefî inançlar olmak üzere, ırk, renk, dil, din, mezhep ve cinsiyet ayrımı yapmamaları temin edilecektir.
*Memur, sözleşmeli personel ve işçilerin hizmet içi eğitiminin sistemli ve sürekli bir şekilde objektif ilkelere bağlı olarak sürdürülmesi sağlanacak, eğitim alanındaki her türlü gelişmenin ışığında hizmet içi eğitimler yeniden düzenlenecektir.
*Yurtiçinde ve dışında eğitim görmüş bilgili ve deneyimli elemanlar ile uzmanlardan azamî ölçüde yararlanılarak beyin israfı önlenecektir.
*Devlette çalışanların Devletin itibarını temsil ettiği de düşünülerek kendilerine tatmin edici ücret ve sosyal imkân temin edilecektir. Devlet-vatandaş ilişkilerinin bozulmadan sürdürülmesini sağlayacak bir refah düzeyi özellikle enflasyon karşısında korunacaktır.
*Memur, sözleşmeli personel ve işçilerin terfi, ödüllendirme ve ücret sistemleri her türlü siyasal baskıdan arındırılmış bir şekilde ‘ilişki’ esasına değil, ‘liyakat’ esasına bağlanacak; sistem, çalışmayı ve başarıyı ödüllendirecek ve teşvik edecek şekilde yeniden düzenlenecektir.
*Personel rejimi, kurumlar arasında mevcut dengesizlikler ve farklılıklar azaltılacak şekilde yeniden düzenlenecektir.
*Kamu personelinin atanmasında siyasal partilerin doğrudan veya dolaylı kadrolaşma hareketlerini önleyici tedbirler alınacaktır.
*Atamalarda bilgi, deneyim, kıdem, uzmanlık, hizmet içi eğitim, yabancı dil, liyakat ve kariyer mutlaka nesnel ölçülere bağlanarak ön planda değerlendirilecektir.
*Gelişmekte olan bölgelerde çalışan Devlet memurlarının, sözleşmeli personelin ve işçilerin mahrumiyetlerini önleyici önlemler alınacak; bu bölgelerde çalışan kamu personelinin aylıkları belirli kıdem yılına bağlı olarak katsayılarla arttırılacaktır.
9. Yerel Yönetimler
Hizmetlerin vatandaşa daha etkin ve hızlı bir şekilde ulaşmasını sağlamak, verilen kamu hizmetinin kalitesinin yakından izlenmesini, vatandaş tarafından bizzat denetlenmesini temin etmek amacıyla, yerel yönetimlerde köklü bir değişim gerçekleştirmeyi planlamaktayız. Bu amaçla;
*Devletin aslî ve sürekli görevleri olan iç ve dış güvenlik, adalet, maliye-hazine, sağlık, çalışma ve sosyal güvenlik ile eğitim gibi hizmetleri dışındaki bütün hizmet bakanlıklarının görevleri yasada tek tek sayılarak yerel yönetimlere devredilecektir.
*Devlet Planlama Teşkilatı, öngördüğümüz yenilikçi sosyal piyasa ilkeleri sistemi çerçevesinde yeniden yapılandırılacak, ayrıca Türkiye’nin temel sorunlarından biri olan bölgesel planlama ve uygulamaya da yeni yapı içerisinde ağırlık verilecektir.
*Yerel hizmetler belediye mücavir alanları içinde belediye başkanı ve belediye meclisleri tarafından yürütülecek, valilikçe sadece ‘hukuka uygunluk’ denetimi yapılacaktır. Belediye sınırları dışında ve fakat il sınırları içinde kalan hizmetler valiler ve İl Genel Meclisleri tarafından yürütülecektir.
10. Adalet ve Yargı
Adalet mülkün yani ülkenin ve yönetimin temelidir. Geciken adalet ise adalet değildir.
Partimizin temel amaçlarından biri de, adaletin vaktinde gerçekleşmesini temin için, mahkemelerin dava yükünü azaltmaktır. Bu nedenle:
*Yıllar süren davalara bir son vermek amacıyla Medeni Usul Kanunu’nda değişikliklere gidilecektir.
*Kamu vicdanını yaralayan zaman aşımı süreleri gözden geçirilecektir.
*Ceza Usul Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle savcılık ve sorgu hâkimliği aşamasında olgunlaştırılacak davanın görevli mahkemede toplanan delillerle bir celsede bitirilmesi esas alınacaktır.
*Ceza davalarında delil toplanmasını çabuklaştırmak ve kolaylaştırmak amacıyla, yıllardır sözü edilen ve fakat bir türlü gerçekleştirilemeyen ‘savcılığa bağlı polis teşkilatı’ (adlî zabıta) kurulacaktır.
*Yargıçların üniversite sonrası staj ve ihtisas alanları iyi belirlenerek, geçirecekleri hizmet içi eğitimden sonra atanmaları; görevlerini ihtisas alanlarında tamamlamaları sağlanacaktır.
*Adaletin, karanlık ve korku veren mahallerde dağıtılması yerine en son iletişim ve bilişim teknolojisi ile donatılmış, mimarisi insanlara ferahlık ve güven veren adalet saraylarında dağıtılması temin edilecektir.
*Yargıçların, görevlerini güven ve huzur içinde, bağımsız ve tarafsız yapmalarını sağlamak için, ücret ve sosyal imkânların gerekli seviyeye çıkarılması sağlanacaktır.
*Türk yargısının işlerlik ve etkisini kıran ve AB normları adı altında iç işlerimize müdahaleyi kolaylaştıran olumsuz gelişmelerin açtığı tahribat süratle düzeltilecektir.
*Yargı, siyasal mülahazalarla daha çok af dağıtan ve bu yüzden hukukun güvenilirliğini, cezaların caydırıcılığını tartışılır hale getiren bir kurum olmaktan çıkarılacaktır.
*Anayasamızın evrensel insan hakları normlarına uygun hale getirilmesi için gerekli değişiklikler sağlanacaktır.
*Anayasa Mahkemesi’ne iptal için başvuru hakkı genişletilecektir. Anayasa mahkemesi tedbir kararı alma yetkisiyle de donatılacaktır.
*Anayasa’nın Kanun Hükmünde Kararname hükümleri, hükümetlerin istismarını önlemek üzere yeniden düzenlenecektir.
*Uluslararası antlaşmaların iç hukukun üstünde olduğuna ilişkin küresel dayatma kırılacak ve tüm antlaşmalar Anayasa denetimine açılacaktır.
*Uluslararası tahkim sisteminin işlemez hale getirdiği Danıştay denetimi tekrar işlerliğe kavuşturulacak, ulusal yargı denetimi dışında hiçbir eylem ve işlem bırakılmayacaktır.
*Başta Siyasal Partiler Yasası ile Seçim Kanunu ve YÖK yasaları olmak üzere tüm yasaların antidemokratik maddeleri süratle değiştirilecektir.
*Yargıtay’ın istinaf mahkemesi yükü kaldırılarak sadece içtihat üreten mahkeme halinde çalışması sağlanacaktır.
*Yargıç ve savcıların siyaset güdümüne girme ihtimallerini ortadan kaldırmak üzere Yargıç ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısı yeniden düzenlenecektir. Bu kurulun kararları yargı denetimine açılacaktır.
*Barolar, Adalet Bakanlığı vesayetinden çıkarılacaktır.
*Savunmanın yargı içinde hakkı olan yeri almasını sağlamak üzere, Avukatlık Kanunu’nda gerekli değişiklikler yapılacaktır.
*Yüksek yargı harçlarının hak aramayı zorlaştıran yapıları değiştirilecektir.
11. Yolsuzluk-Rüşvetle Mücadele ve Kamuda Denetim
Ülkemizde kamu kurum ve kuruluşlarının yaptıkları ve yapacakları faaliyetlerle ilgili ‘devlet sırrı’ sayılmayan bilgilerin ve ekonomik göstergelerin düzenli olarak kamuoyuna açıklanmasını zorunlu gören partimiz; böyle bir uygulamanın aynı zamanda yolsuzlukları ve rüşveti de önleyeceğine, milletvekillerinin ve bürokratların saygınlığını koruyacağına, demokrasinin zedelenmesini engelleyeceğine ve kamuoyunda Devlete karşı güven duygusunu arttıracağına inanmaktadır.
Devlet kademelerinde yaygınlaşan yolsuzluk ve usulsüzlüklerin genellikle her bakanlık bünyesinde mevcut “teftiş heyetlerinin” siyasal baskılar nedeniyle görev yapamamasından kaynaklandığına inanan partimiz; kamu yönetimi alanındaki köklü değişimlerden birini de denetim konusunda gerçekleştirecektir. Bu amaçla:
*Siyasal baskılardan uzak bir denetim için, Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Devlet Denetleme Kurulu üyelerinin sayısı arttırılarak etkin çalışması sağlanacaktır.
*Her bakanlık bünyesinde bulunan teftiş heyetlerinin her türlü görev ve özlük işleri iyileştirilecek ve heyetlerin siyasi baskılardan uzak etkin ve verimli çalışmaları sağlanacaktır.
12. Ulusal Güvenlik Politikası
Türk vatanının kalkınması, Türk toplumunun refahının çağdaş düzeye çıkarılması,
sürdürülebilir bir güvenlik ortamının varlığına bağlıdır. Bu ortamı oluşturmak ve değişen koşullara göre gerekli düzenlemelerle sürekli güçlendirerek devam ettirmek, partimizin başta gelen görev ve sorumluluklarından biri olacaktır.
Ülkemizin yer aldığı coğrafî alan, dünyanın en hassas ve sürekli krizlere açık bölgesidir. Mevcut çatışmaların gelecek zaman içinde muhtelif yönlerde gelişmesi muhtemeldir. Bunun yanında, kendi içindeki sosyal, ekonomik politik değişikliklerin ve olası dış müdahalelerin de neden olabileceği, farklı yer, zaman ve kapsamdaki yeni krizlerle karşı karşıya kalmamız da mümkündür. Bu gelişmelere bağlı olarak, yeni tehdit kaynaklarının oluşması ve bunların, bugüne kadar olduğu gibi, çok sayıda güvenlik sorununu da beraberinde getirmesi söz konusudur.
Tüm bunları dikkate alan partimiz, ulusal güvenliğimizle ilgili şu tedbirleri alacaktır:
*Ulusal güvenliğe yönelik tehditlerin kazandığı yeni boyut dikkate alınarak, evrensel ve bölgesel politikalarımızın ve ikili ilişkilerimizde izleyeceğimiz hareket tarzlarının öncelikli ve ortak amacı, bölgemizde ve genel olarak tüm dünyada barış ve huzurun hâkim kılınmasına azamî katkıyı sağlamak olacaktır.
*TSK’nin caydırıcılık niteliği, ulusal güvenliğin en önemli güvencelerinden biridir. Bu niteliğini koruyabilmek için TSK, çağdaş teknoloji ürünü silah ve sistemlerle donatılacaktır.
*Diğer iç güvenlik birimlerinin de (polis, jandarma, adli kolluk gibi), örgütlenme, eğitim, yönetim ve donanım yönlerinin TSK’ne benzer bir özenle ele alınması sağlanacaktır.
*Gerek etnik hassasiyetlerin ve gerekse kutsal inançların sömürülmesi ile Türk toplumu içine sokulmaya çalışılan ayrılık tohumlarının, ulusal güvenliğe önemli birer tehdit teşkil edecek ölçüde yeşermelerinin başlıca nedeni, bu tür ihanetlerin üremesi için uygun ortam olan ‘cehalet’ ortamının varlığını korumakta olmasıdır. Partimiz, bu yıkıcı cehalet ortamının aşılması için çok yönlü bir eğitim ve zihniyet seferberliği yürütecektir.
*Bölgesel güvenlik sistemleri oluşturulması konusu öne çıkarılacak, olasılıklar dikkatle incelenecek ve bu konudaki girişimlerde Türkiye’nin öncülük etmesi koşulları yaratılacaktır. Benzer sistemler için başka ülkelerce önerilen çözümler ve roller çok iyi irdelenecek, kamuoyunda yeterli süre ve ayrıntıda tartışılmaları sağlanacaktır.
*Başta TSK olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşların katkılarını sağlayacak mekanizmalar sürekli işler halde bulundurulacaktır. Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) bu konudaki önemli işlevi sürdürülecektir. MGK Genel Sekreterliği’nin siyasallaştırılmasından özenle kaçınılacaktır.
*Ülkenin bütünlüğünü ve çıkarlarını teminat altına almak, ulusal gücümüzün unsurlarını sürekli ve yeterli bir uyum, ilişki, denge içinde geliştirerek bilgi çağının yaşam düzeyine ulaştırmak, partimizin ulusal güvenlik siyasetlerinin esası olacaktır.
*Türkiye’nin yer aldığı coğrafyanın yarattığı jeopolitik risk, Türkiye’nin etkin, vurucu, caydırıcı bir savunma gücü ihtiyacını öne çıkarmaktadır. Bunun içindir ki partimiz, silahlı kuvvetlerimizin ihtiyaçlarını her türlü tartışmanın üzerinde tutacaktır.
*Silahlı Kuvvetlerimizin teçhizat ve teşkilatı, ülkemizin değişen ancak hiçbir şekilde azalmayan tehdit yapısına uyum sağlayacak şekilde güçlendirilecektir.
*Silahlı Kuvvetlerimizin, askerlik görevini yapan gençlerimize teknik ve mesleki beceri kazanmasındaki rolünü önemli bulmaktayız ve bu rolü mümkün olan en etkili bir biçimde sağlamak üzere gerekli desteğin verilmesini esas almaktayız.
*Silahlı Kuvvetlerimizin, silah, teçhizat, araç ve teknoloji açısından tam bağımsızlığı partimizin hedefidir.
*Değişen tehdit kavramı ışığında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, küresel ve yerel afetlerle tehditlere karşı mücadele çerçevesinde düşünülecektir.
Ulusal güvenliğimize emniyet teşkilatı açısından baktığımızda, partimiz;
*Emniyet teşkilatının en modern caydırıcı silah, araç, gereç ve malzemeyle donatılmasını,
*Anarşi, terör, bölücü ve yasadışı akımlarla sürdürülen mücadelenin etkin ve sürekli bir şekilde yürütülmesini,
*Emniyet mensuplarının görevlerini tam ve layıkıyla yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla ‘Sürekli Eğitim Merkezleri’nde hizmet içi eğitimden geçirilmelerini,
*Tüm güvenlik güçlerinin güvenli ve başarılı bir şekilde yerine getirebilmeleri için ücret ve sosyal imkânlarının tatminkâr seviyeye çıkarılmasını
*Sahil Güvenlik ve Gümrük Muhafaza teşkilatları da dahil olmak üzere tüm güvenlik birimleri arasında yakın bilgi ve işbirliği sağlanması,
amaçlamaktadır.
VI. EKONOMİ
1. Ekonomik Bağımsızlık ve Küreselleşme
Partimiz, sistem tercihi olarak ‘Yenilikçi Sosyal Piyasa Modeli'ni benimsemiştir. Bu modeli, ‘Stratejik Planlamalara Dayalı Serbest Piyasa Modeli’ olarak da anmaktayız.
Küresel rekabet sürecinde güçlü ve dinamik ekonomiye ulaşabilmek için, küresel düzeydeki tüm yeniliklerin sisteme sürekli aktarıldığı bir ekonomik yapılanmayı hedeflemekteyiz.
Bu modelin temel özelliği, yenilikçilik, girişimcilik, sosyal güven ve dayanışmayı birlikte içermesidir. Bu model aynı zamanda ekonomide büyüğün küçüğü, güçlünün zayıfı ezmesine olanak vermeyen denetim mekanizma ve düzenlemelerini içerir. Bu mekanizmalar, büyük uluslararası kuruluşların ekonomimizi kendi çıkarları istikametinde etkilerine almalarını da engeller.
İşletmelerimiz, küresel rekabet fırsatlarını değerlendirmek ve küresel tehditleri aşabilmek için gerekli donanımı kazanma yönünde destekleneceklerdir.
Partimiz, halkın tüm gücünün seferber edildiği, verimlilik ve üretkenliğe dayalı bir sistem içinde fakirlikte değil zenginlikte birleşen bir toplum yaratmayı hedeflemektedir.
Bu programın temel uygulamaları şunlardır:
*Rekabet sistemimizin etkinleştirilmesi için kayıt dışı ekonomik faaliyetler kayıt içine alınacaktır. Böylelikle, sisteme dinamizm kazandırılırken ekonomideki başıboşluk da giderilmiş olacaktır.
*Devlette şeffaflık ve anlaşılabilirlik sağlanarak suiistimale açık sistem düzeltilecektir.
*Kamuda denetim etkinleştirilecektir.
*Sıcak para şeklinde gelen spekülatif yabancı sermayenin tahribatını önleyici etkin önlemler alınacaktır.
*Kayıtlı ekonomiye geçişin sağladığı vergi tabanının genişletilmesi sayesinde, vergi oranları düşürülecektir.
*Yoksula ceza anlamına gelmeye başlayan dolaylı vergilerin tüketici üzerindeki yükü hafifletilecektir.
*Nakit yerine, ‘kaydî’ para kullanımının yaygınlaştırıldığı bir piyasa oluşturulacaktır.
2. İstikrar Politikası
Otuz yılını istikrarsızlık içinde geçirmiş olan ekonomimizin içi koflaşmış, direnci kırılmış, kırılganlığı artmıştır.
Bu nedenle enflasyon % 10’nun altına düşse bile faizler en az bunun iki katı düzeyde seyretmektedir.
*Partimiz, fiyat mekanizmasının ancak ve ancak istikrarın hâkim olduğu bir piyasa sisteminde etkin olabileceğinin bilincinde olarak istikrar hedeflerinden taviz vermeyecektir. ‘Enflasyonist kalkınma’ gibi bir tutarsızlığa göz yumulmayacaktır.
Büyüme ve kalkınma ancak istikrar içindeki bir ekonomide gerçekleşebilir. İstikrarın olmadığı bir ekonomide tasarruf ve yatırımlar etkin olarak devreye giremez. Geleceği göremeyen girişimci, yatırımlara yönelemez, bu yüzden kalkınma ve büyüme devre dışı kalır.
Ne var ki, istikrar; kalkınma ve büyümenin zorunlu önkoşulu olmakla birlikte, yeterli koşulu değildir. Büyüme ve kalkınma için insana yatırım, eğitim-öğretim, teknoloji, ekonomik yatırım ve benzeri bir seri ek unsura ihtiyaç vardır.
*İstikrar amacına uygun bir para ve kredi politikası için Merkez Bankası’nın anayasal bir kurum haline getirilmesi esas alınacaktır. Fiyat istikrarı ağırlıklı olarak Merkez Bankası ile işbirliği içinde belirlenecektir. Ekonominin iç para donanımı, ekonomideki reel gelişmeye eşlik ederken, para değerinin korunması ve faiz politikası; ekonominin hassas noktaları ve ince ayarları gözetilerek uygulanacaktır.
*Döviz rezervlerimizin yönetimi, ekonominin iç ve dış ilişkilerindeki dengeler gözetilerek yönlendirilecektir.
*Merkez Bankası yanında, son yıllarda geliştirilmiş olan bağımsız denetleme kurumlarının işlevlerini, uzmanlık ve bilimselliğe dayalı olarak sürdürebilmeleri için gerekli düzenlemeler yapılacaktır. Bu kurumlar, işlevselliği ön planda tutarak yetki alanlarındaki fiyat politikalarını belirleyeceklerdir.
*Tüm sistem, kurum ve kuruluşların bütün içindeki özel işlevlerini etkin olarak yerine getirebilmeleri için gerekli önlemler alınacaktır.
*Sistem, kurum ve kuruluşların işlev dışı kullanımına izin verilmeyecektir.
*Geçmiş hükümetler döneminde rastlanan ‘kayıt dışı bütçe’ ve ‘faiz dışı fazla’ gibi alışılmamış yöntemlere ihtiyaç bırakılmayacaktır.
3. Büyüme ve Bölgesel Kalkınma Politikaları
Türkiye 1980’den beri kalkınma perspektifini ve vizyonunu kaybetmiştir. Büyüme ve kalkınmanın yerini enflasyonu düşürme ve istikrar arayışı almıştır.
Yeniden kalkınma ve büyüme dönemine girmek zorundayız. Bilgi çağına giren dünyadaki kalkınma anlayışı, dünün sanayi toplumunun kalkınma anlayışından farklıdır.
Dünkü kalkınma anlayışı sermaye birikimini eksen alan, tepeden yönlendirilen mekanik düşünceye dayalı bir kalkınma anlayışıydı. Bizim kalkınma anlayışımız ise nitelikli insanı ve bilgi birikimini eksen alan, yerelin ve bölgenin yaratıcı kuvvetlerinden hareket eden bir anlayıştır. Zihniyet ve eğitim devrimleriyle teknolojik atılım, kalkınma politikamızın ana bileşenleri olacaktır.
Yeniliklerin üretilebilmesi teknopark ve teknokentlerin etkinleştirilmesine, üniversite ve araştırma kurumlarının yeniden yapılandırılmasına, üniversite-sanayi işbirliğinin etkin biçimde kurumlaştırılmasına bağlı bulunmaktadır.
*Kalkınma sürecinin yeniden tanımlanması ve örgütlenmesi, etkin ve sürekli bir işleyişe kavuşturulacaktır.
*İnsan ve başarı merkezli yeni kalkınma anlayışımız, dünyamızın bir numaralı tehdidi haline gelen küresel dengelerin bozulması felaketini dikkate alan teknolojilere dayandırılacaktır. Bir başka deyişle, sürdürülebilir yenilikçi kalkınma yaklaşımımız hem insanî kalkınmayı hem de teknolojik yenilenmeyi içerecektir.
*Kalkınmanın, ulusal yenilik ağlarına dayalı ağ altyapısı içinde yapılanış ve işleyişi sağlanacaktır.
*Kalkınmanın yerel örgütlenişi için Bölgesel ve Kentsel Kalkınma Kurumları hemen faaliyete geçirilip yerel kalkınmanın sahibi, yöneticisi yapılacaklardır. Bu kurumlar, Ulusal Kalkınma Kurumu’nca yönlendirilecektir.
*Ekonomik ve Sosyal Konseyin (ESK) sadece ismiyle var olan bir kurum olmaktan çıkarılıp, faal ve etkin hale getirilecek.
*Çok yönlü ve çok kademeli işbirliği uygulamasına gidilerek demokratik katılımcı bir kalkınma modeli hayata geçirilecektir.
Kalkınma için gereken en önemli araç, yatırımlardır. Ancak yatırımlar sadece sabit sermaye yatırımı değildir. Bilgi çağının yatırımında eğitim ve öğretim ile AR-GE için yatırım yapmak; fizikî sermaye yanında insan sermayesini ve sosyal sermayeyi geliştirmek çok daha önemlidir.
İstikrar kazanmış bir ekonomide malî finansman bulmak sorun olmaktan çıkmıştır. Önemli olan, yaratılacak beşerî ve kurumsal altyapı kaynaklarıyla uygun yatırım ortam ve ikliminin yaratılmasıdır.
Türkiye’nin sürdürülebilir yenilikçi kalkınma stratejisi; tarım, tarıma dayalı sanayi ve turizm gibi iç birikimleri değerlendirmeye ek olarak yeni teknoloji alanlarına yönelip küresel rekabette ağırlığımızı hissettiren bir düzeye ulaşmayı amaçlamaktadır.
Kalkınmada temel amaç, toplum refahının arttırılmasıdır. Bunun göstergesi, üretim ve tüketimin birlikte yükselmesidir. Üretime ve altyapıya dayanmayan bir tüketim ise karşımıza iki önemli faturayla çıkmaktadır: Kaynak tüketmek ve borçlanmak.
Özellikle 1980’li yıllardan bu yana uygulanan politikalar sonucunda Türkiye üretmeden tüketen bir toplum haline gelmiştir. Türkiye, işte bu yüzden, dışa bağımlılık ve iç borç çıkmazına girmiştir.
Kalkınma politikalarımızdaki yanlışlıklar, bölgelerarası gelişmişlik düzeyi bakımından büyük farklılıklar, hatta uçurumlar yaratmıştır. Bunun sonucunda ülkemiz gündemine; iç göç, gelir dağılımı bozukluğu ve (aşırı ölçüde şişen kamu kadrolarına rağmen) hemen her alanda kamu hizmetlerinin yetersizliği sorunları yerleşmiştir.
*Partimizin kalkınma politikalarının ve özellikle bölgesel kalkınma modelinin omurgasında, herkesin bulunduğu yerde kalkınmasını sağlama anlayışı yer alacaktır.
Bölgesel planlamayı, Türkiye için bir çıkış yolu olarak görmekteyiz. Çünkü bu model, yapısı gereği merkezî olamayacağından ve daha esnek bir nitelik taşıyacağından, piyasa düzeni ve özel girişimcilik ile daha uyumlu işleyecektir.
*Kent içi ve kentler arası işbirliğinin geliştirilmesine yönelik bilişim ağlarının oluşturulmasıyla bölgeler arası bütünleşme süreçleri Ağ-Kent projesi ile etkin biçimde desteklenecektir.
*Bu proje modeli, bölgeselden ulusala doğru genişletilecektir.
4. Rekabet Politikaları
Piyasa ekonomisinin merkezî unsuru rekabettir. Günümüzün piyasa ekonomisinde her türlü haksız ve yıkıcı rekabetle, rekabeti engelleyici tutum, davranış ve anlaşmalar yasaklanmaktadır.
Piyasa sistemini etkin, verimli ve dinamik kılan, yenilikçi rekabet sürecidir. Yenilikçi rekabette firmalar daha kaliteli ürünü daha ucuza satma yarışına girmektedir. Bu nedenle, etkin bir piyasa sistemine sahip ekonomilerde etkin işleyen bir rekabet politikası uygulanır.
Ülkemizde AB’nin zorlamasıyla bir rekabet yasası çıkartılmış ve Rekabet Kurumu oluşturulmuştur. Ne var ki, hükümetlerin bilinçli bir rekabet politikası görülmemektedir. Partimizin izleyeceği politikalar sayesinde:
*Rekabetin kurumsal ve yasal ön koşullarındaki yetersizlikler giderilecektir.
*Rekabetçi davranışların gelişip yerleşmesi için rekabet kültürünü geliştirici politikalar oluşturulacaktır.
*Piyasa yapılarının rekabetçi olması için yönlendirici politikalar uygulanacaktır. Böylece, rekabet sürecinde büyüğün küçüğü ezmesi önlenecektir.
*KOBİ’lerin (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler) rekabet sürecine etkin katılımı ile esnaf ve sanatkârların bu süreçte etkin şekilde yer almasını sağlayan mekanizmalar oluşturulacaktır.
*Siyasetçilerin ve devletin ihale ve benzeri yollarla haksız rekabet yaratıcı davranışlarına son verilecek; bu bağlamda mevcut ihale yasasına, gerekli iyileştirmeler de yapılarak işlerlik kazandırılacaktır. Bu yolla, rekabet, işletmelerarası bir yarışma süreci olarak öne çıkarılacaktır.
*Küresel piyasalarda Türkiye’nin adını duyurup itibarını yükselten girişimlere her türlü destek verilecektir.
5. KOBİ’ler ve Girişimcilik Politikaları
Girişimcilik konusunda ağırlık ve öncelik vereceğimiz nokta, şirketlerdeki kurumlaşmadır. Türk şirketleri holdingler haline gelse de özde aile şirketleridir. Zira Türk toplumunun temel örgütlenme modeli ailedir.
Bu nedenle partimiz; aile kültüründen gelen özellikleri gözeten bir şirket-kurumlaşma modeli geliştirerek, yeni bir Türk işletmecilik modeli yaratmayı amaçlamaktadır.
Girme gayreti içinde olduğumuz AB’nin KOBİ ölçütleri açısından bakıldığında işletmelerimizin neredeyse tamamına yakını KOBİ tanımına girmektedir.
Ülkemizdeki KOBİ’lerin finansman, yönetim, üretim, teknoloji, AR-GE, pazarlama ve rekabet konularında ciddî sıkıntıları vardır. Tutarlı ve yeterli bir KOBİ politikası uygulamaya yansımamıştır. 30 yıllık yüksek enflasyon sürecinde bünyesi zayıflayan KOBİ’lerin hayatta kalabilmesi mucize olmuştur.
Gelişmekte olan ülkelerde, işletmelerin büyük çoğunluğu aile işletmesi şeklindeki KOBİ’lerdir. Bu nedenle, kalkınma için ayrıcalıklı bir öneme sahiptirler.
Partimizin anlayışına göre, KOBİ’ler ekonominin fidanlığıdır. Bu fidanlık ne denli sağlıklı ise ekonominin geleceği ve rekabet yeteneği o derecede güvence altındadır. Nitekim gelişmiş ekonomilerde güçlü bir KOBİ politikasının uygulanmakta olduğunu görmekteyiz.
Partimiz; KOBİ politikasında, “Küçük güzeldir” ya da “Büyük güzeldir” tartışması yerine “İşlevsel, verimli, yenilikçi ve rekabetçi olan güzeldir” anlayışını benimsemektedir.
*KOBİ politikamız sürdürülebilir, yenilikçi kalkınma anlayışımızın önemli bir parçası olarak uygulanacaktır.
*Önce, geleneksel KOBİ’ler, daha kaliteli ve rekabet edebilir ürünlerle yeni pazarlara yönelebilir bir yapıya kavuşturulacaktır. Yeni ve ileri teknolojilere yönelmiş KOBİ’ler ise, daha da gelişmeleri için teşvik edilecektir. Finansman sorunları, yeni finansman yöntem ve teşvik araçlarıyla çözülürken, eğitim ve teknoloji ihtiyaçları, oluşturulacak ‘yeni teknolojik sistem’ ve ‘ulusal yenilik ağları’ içinde yeni bir işleyişe kavuşturulacaktır.
*KOBİ’ler için yaklaşımımız, ‘işletme kümeleri’ oluşturmaya yönelik olacaktır. KOBİ’ler, uzmanlığa dayalı kümeler oluşturacak biçimde; nitelikli insanları cezbedebilecek ortamlarda, sektör içi ve sektörler arası ileri-geri ve çapraz bağlantılarla birbirini besleyecek biçimde şekillendirilecektir. Var olan KOBİ’ler, sanayi siteleri ve organize sanayi siteleri bu anlayış içinde yeniden yapılandırıp yönlendirilecektir.
*KOBİ’ler arasında işbirliği ortamı yaratılarak kendi sorunlarına ortak çözüm arayışları üretmeleri teşvik edilecektir.
*KOBİ’lerde temel ihtiyaç olan; konusunda uzmanlaşmış genç ara elemanların yetiştirilmesi hayati önemde görülecek ve süratle uygulamaya konulacaktır. Bu nitelikte ara elemanların yetiştirilmesi için meslek liselerin yapıları, yasal durumları ve imkânları yeniden gözden geçirilecektir.
*KOBİ’lere yönelik ürün geliştirme, daha verimli üretim stratejilerine yönlendirme, yeni organizasyon ve yönetim stratejileri oluşturma ve yeni pazarlara girişte destek sağlanacak, işbirliğini cesaretlendirici ve yönlendirici politikalar geliştirilecektir.
*İhtiyaçlarının karşılanması ve sorunlarının çözümünde, destek olan bir politika anlayışıyla, KOBİ’lerin rekabet yetenekleri güçlendirilecektir.
*KOBİ’lere yönelik yasal ve bürokratik engeller giderilerek, süreçler basitleştirilecektir.
*KOBİ’lerin bilgi ve yenilik ağlarına bağlanması sağlanarak küresel rekabete açılımları güçlendirilecektir.
*Girişimcilik ve rekabet motivasyonlarını güçlendirici eğitim ve uygulamalar teşvik edilecek, güçlü bir AR-GE desteği sağlanacaktır.
*KOBİ’lere yönelik sürekli “İş Geliştirme ve Danışma Merkezleri “ oluşturulacaktır.
*KOBİ’lerin istihdam yaratma becerileri öncelikle teşvik edilerek, kalkınma ve refahın yükselişinde temel araçlardan biri olmaları sağlanacaktır.
Girişimcilik konusuna gelince:
Türk insanı günlük sorunların çözümü ve bireysel fırsatların değerlendirilmesinde girişimcidir. Ancak bilgi çağının gelişme düzeyi ve bilgi birikimi, girişimciliğin daha ileri ve karmaşık yapılar içinde geliştirilmesini gerektiriyor. Bu durum, ülkemizdeki girişimcilikte iki sorunun çözümünü gündeme getiriyor. Bunlardan birincisi girişimcilik eğitimi, ikincisi ise işletmelerin kurumsallaşma sorunudur.
*Partimiz; girişimcilik eğitimi ve işletmelerin kurumsallaşması konularında özel programlar geliştirecektir.
*Öngördüğümüz zihniyet, eğitim ve teknoloji devrimlerinin bileşenlerinde bulunan eğitimli yenilikçi insan, aynı zamanda, girişimci insan olacaktır.
*Anılan devrimleri bir bütünsellik içinde hayata geçirirken, bunlara ek olarak ‘liyakat, çalışma, başarı’ denklemine uygun davranışlar teşvik edilecektir. Yenilikçi bir rekabet için, ödüllendirici bir rekabet politikasının oluşturulması ve geliştirilmesine özen gösterilecektir.
*‘Buluş’ ve ‘yenilik’ yetilerini geliştirmeye yönelik girişimci eğitimine öncelik verilecektir. İş ve proje geliştirme için üniversite ve teknoparklarda; üniversite-sanayi işbirliği programları çerçevesinde özel girişimcilik programları uygulanmaya konulacaktır. Bu programlar, uygulamalı eğitimler veren birimler halinde örgütlenecektir.
*Girişimcilik için risk sermayesi ve diğer modern finansman yöntemlerinden yararlanmaya yönelik teşvik sistemleri geliştirilecektir.
6. Dış Ticaret
Bilgi çağında ulusal ekonomik başarıların sergilendiği alan dış ticarettir. İşletmelerimizin küresel rekabet gücü, ülkemizin ekonomik gücünün dışarıdaki göstergesidir. Sürdürülebilir büyüme ve gelişme için ihracatımızın çok daha üst seviyelere taşınmasının gerekliliğine inanmaktayız.
İhraç ürünlerimizde yaklaşık %60 oranında ithal girdi kullanılmaktadır. Genel yapıda, ihracat büyük ölçüde ithalata bağımlıdır. Türkiye`nin ihracatında, ilk sıralarda yer alan sektörlerin girdi başına katma değer yaratmada aynı başarıyı göstermedikleri görülmektedir.
*Güçlü bir ekonomi için, küresel rekabet yeteneği yüksek bir ekonomik yapılanma amaçlayan partimiz, dış ticarete özel önem verecektir.
*Yatırım teşviklerinin, Dahilde İşleme Rejimi’nden yoğun olarak faydalanan sektörlere değil, daha çok katma değer yaratan sektörlere doğru yönlendirilmesi ana hedefimiz olacaktır.
*Girdi başına katma değeri yüksek olan sektörlerde, uzmanlaşmak için gerekli önlemler alınacaktır. Bu sektörler yatırım için cazip hale getirilecek ve böylece sağlanacak üretim artışına paralel olarak Türkiye’nin uluslararası rekabet gücü artırılacaktır.
*İhracat artışımızı sağlayacak yeni bir İhracat Atılım Projesi uygulamaya konulacaktır. Bu proje kapsamında, ihracat pazarlarının, ithalat yapıları göz önünde bulundurulacak ve bu ülkelerin ithalatları içinde payı artan ürünlerin üretim ve ihracatına öncelik verici teşvik tedbirleri geliştirilerek, ülkemiz için, ihracatta karşılaştırmalı rekabet üstünlüğü sağlanacaktır. Bu proje kapsamında Dış Temsilcilik ve Ticaret Müşavirliklerimizin faaliyetleri etkinleştirilecektir.
*Türk ihracatçısının dış ülkelerde markalaşma çalışmalarına destek verilecektir.
*Rusya ve Azerbaycan’da tesis edilmesi düşünülen ‘Türk Ticaret ve Yatırım Bölgeleri’ tüm kardeş ve komşu ülkelerde oluşturulacaktır.
*İGEME`nin hantal yapısı; pazar yoğunlaşması, pazara yayılma, pazar bölümlendirme doğrultusunda yeniden yapılandırılacaktır. Firmaların, rekabet edebilecek ihracat ürünü, fiyat, dağıtım ve tutundurma stratejileri konularında yol gösterici ve yönlendirici olması sağlanacaktır. İGEME; Hedef Pazar Ülkeler’in İGEME ve benzeri kuruluşları ile yakın temas içinde bulunarak sürekli bilgi akışı sağlayacak, ulusal ve sektörel fuarların düzenlenmesinde etkin görev üstlenecektir.
*Yeni ürünlerin ihracatı özendirilecek, yeni pazar yaratan firmalar teşvik edilecektir.
*EXIMBANK`ın kaynakları arttırılacaktır.
*İhracatta; uluslar arası ticarette esas olan etik kuralların çiğnenerek Türk ihracatçısına ve Türk ihraç ürünlerine olan güvenin sarsılmasına ve bu yüzden Türkiye’nin dış ülkelerde pazar ve itibar kaybetmesine sebep olan tutum ve uygulamalara karşı tüm önlemler alınacaktır.
7. Sanayi
Türkiye, sanayileşme sürecini tamamlamadan bilgi toplumu aşamasına geçiş sorunuyla yüz yüze gelmiştir.
Bu nedenle partimiz, ihracatın zorunlu kıldığı yenilikçi kalkınma modeliyle uyumlu bir sanayileşme stratejisi benimsemektedir. Bu strateji çerçevesinde, yenilik ağlarıyla birbirine bağlı ve destek endüstrilerin kümelenmesine dayalı, uzmanlaşmış sanayi bölgelerinin
oluşturulması amaçlanmaktadır.
Son 30 yılda kaybolan yatırım iklim ve ortamı nedeniyle, sanayi sektöründeki kan kaybı, dış kaynak ihtiyacını kaçınılmaz kılmıştır. Gerek sanayi sektörünün kaynak ihtiyacı, gerekse yeni teknoloji ihtiyacı nedeniyle, sıcak para niteliğinde olmayan doğrudan yabancı yatırımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Ülkemiz, yıllık ancak 1-2 milyar dolar yabancı sermaye çekerken, bu miktar Çin’de 50, Brezilya’da 30, Polonya ve Macaristan’da 10 milyar doları bulmaktadır.
*Teknoloji ihtiyacımız olan alanlar başta olmak üzere, ülke ekonomisine sıçrama yaptıracak alanlarda yabancı sermaye yatırımlarının gelişi teşvik edilecektir. Bürokrasinin azaltılması, hızlı karar verme ve şeffaflık açısından gerekli önlemler alınacaktır.
*Gerek yerli, gerekse yabancı sermayenin ihtiyaç duyduğu ‘etkin ekonomi yönetimi’ ile eşitlik ve şeffaflık sayesinde sanayicide güven yaratılacaktır. Kuralsız ve kurumsuz ilkel kapitalizm yaklaşımlarıyla keyfilik ve yolsuzluklara dönüşen uygulamalar yerine, piyasa ve rekabet sisteminin etkin işleyeceği güvenli bir ortam yaratılacaktır.
*Teşviklerin önemli bir kesimi öncelikle, ülke ekonomisini geleceğe taşıyacak sektör ve yatırım ortamları için ayrılacaktır.
Sanayi sektöründe gerçekleştirilecek yapısal dönüşümle, rekabet gücü yüksek bir ekonomi yaratmaya mecburuz. Bunun için:
*Yerel kaynakların etkin olarak kullanıldığı, çevre ve sağlık normlarının gözetildiği bir sanayi yapılanması gerçekleştirilecektir.
*Değinilen tercihler içinde; bir yandan geleneksel sanayilerin rekabet gücü geliştirilip arttırılırken, diğer yandan, teknoloji ve bilgi yoğun sektörlere ağırlık verilecektir. Yazılım ve elektronik kimya, makine ve savunma sanayii öncelik alacaktır.
*KOBİ’lerin geleceğin güçlü işletmeleri olarak yönlendirilmesi, istihdam ve katma değer yaratma açısından güçlendirilmesi sağlanacaktır.
*Toplam kalite anlayışı yaygınlaştırılacak, tasarım ve marka geliştirme en üst düzeyde teşvik edilecektir.
*Tarım ve tarıma dayalı sanayilerde, ülkemiz avantajlarını öne çıkaran politikalar uygulanacaktır. Hem organik tarım, hem de yeni teknolojilerin katkılarını en iyi şekilde değerlendirip verimlilik artışı sağlayan yöntemlere öncelik ve ağırlık verilecektir.
*Sanayileşme ile ihracat eşgüdüm ve karşılıklı besleyicilik ilişkisi içinde yürütülecektir. Sanayi ve ihracattaki stratejik planlamalar uyumlaştırılacaktır.
*Tekstil ve giyim gibi gelenekselleşmiş ihracat odaklı sanayilerimizin, rekabet gücünü koruyabilmesi için, daha üst üretim aşamalarına kayarak, katma değeri daha yüksek bir sanayi yapısına geçişleri sağlanacaktır.
*Otomotiv sanayiindeki gelişmenin, ithalatı ihracatından çok bir yapıdan, ihracat ve katma değeri arttıran bir yapıya yönlendirilmesi sağlanacaktır.
*Teknolojik yeniliklerin ağırlık kazandığı yüksek teknolojiye dayalı bir sanayi yapısının oluşturulması partimizin öncelikli hedefidir. Yüksek teknolojilerle, katma değeri yüksek, çevre dostu sanayi sektörleri öncelik kazanacaktır.
*Halkın yükselişinde belirleyici olan orta gelirliler ve KOBİ politikalarımız; yüksek teknoloji ve AR-GE üretimi ile desteklenmiş ihracatın zorunlu kıldığı sanayileşme süreciyle bir bütün oluşturacak biçimde uygulamaya konulacaktır.
8. Enerji
“Bir yandan küresel ısınmanın dünyayı tehdidine karşı çıkışta katkı sahibi olmak, öte yandan, bütçemizin çok büyük bir kısmının doğalgaz ve petrol gibi enerji kaynaklarına harcanmasını durdurmak için, ‘Hidrojen Enerji Sistemi’ne geçiş sağlanacaktır. Bu amaca ulaşmak ve Türkiye’yi hidrojen enerjisi sistemlerinde söz sahibi yapmak üzere, bir ‘Hidrojen Enerjisi Kurumu’ âcilen oluşturulacaktır.”
*Gelecekteki enerji ihtiyacımızın karşılanmasında, bor ve toryum kaynaklarımız gelişen teknolojik imkânlar göz önünde bulundurularak değerlendirilecektir.
*Üniversitelerimizdeki enstitülerin işleyişi ve malî kaynakları yeniden düzenlenerek, alternatif enerji kaynakları (rüzgâr, güneş, bordan türetilmiş enerji gibi) konularında araştırma-geliştirme çalışmaları hızlandırılacaktır. Bu konudaki, akademik araştırmaları destekleyen yerli ve yabancı özel sektör girişimcilerine teşvik, vergi muafiyeti gibi destekler sağlanacaktır. Hedefimiz 2010 yılına kadar toplam enerjimizin %1,5’ini alternatif enerji kaynaklarından elde edebilmek olacaktır.
*Yerli enerji kaynaklarımıza dayalı, ileriye dönük, tutarlı enerji politikaları oluşturabilmek için işletilebilir yeni kömür rezervlerimizle ilgili arama çalışmaları arttırılacaktır. Bunun için Maden Tetkik Arama (MTA) kuruluş kanunu, yeni kaynak ve yeterli donanım sağlanması için güncellenecektir.
*Ülkemizin belli bölgelerinde, petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına öncelik verilecektir.
*Jeotermal enerjinin kullanımının gelişimini hızlandıracak yasal düzenlemeler yapılacaktır. Jeotermal alanların kullanımında entegre tesisler planlanarak yüksek fayda sağlanması teşvik edilecektir.
*Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla, jeotermal ve soğuk su kaynaklarının enerji üretiminde değerlendirilmesi öncelikli konu olacaktır.
*Ülkemizde en bol bulunan enerji kaynağımız kömürdür. Termik santrallerde kullanılan kömürün çevre açısından zararlarını azaltmak üzere baca-arıtma sistemleri geliştiren üniversitelerin ilgili bölümleri ve enstitülerinin uzmanlaşmasına öncelik verilecektir. Yapılan araştırmalar ile baca-arıtma maliyetlerinin azaltılması ve dışa bağımlılığın önlenmesi öncelikli hedefimiz olacaktır.
*Dış kaynaklı petrol ve doğalgazın dünya pazarlarına açılabilmesi için ülkemizin bir köprü konumunda olduğu bilincinden hareketle, sahip olduğumuz stratejik konum etkin bir biçimde değerlendirilerek, ülkemiz bir dağıtım terminali haline getirilecektir.
*Sanayileşme ve kalkınmamız açısından stratejik bir konuma sahip olan enerjinin, üretim, denetim ve dağıtımında, ülke çıkarlarımızın en küçük bir zarara uğramaması için her türlü tedbir öncelikle alınacaktır.
*Enerji sektörünün stratejik alanlarında kamu denetim ve işletmeciliği ilkesi egemen kılınacaktır.
9. Madencilik
*Madencilik sektörü, özel sektör ağırlıklı yeni bir model ile yeniden yapılandırılacaktır.
*Bu modelde; sektörün araştırma ve üretim yapan birimleri tek çatı altında toplanarak yarı özerk bir Madencilik Araştırma ve Denetleme Kurumu haline getirilecektir.
*Enerji temini ile ilgili çalışma ve araştırmaların etkin, verimli ve yatırım yapabilecek bir konuma getirilmesi amacıyla BOTAŞ, TPAO, DSİ, Petrol İşleri ve yeniden devreye sokulacak Köy Hizmetleri Genel Müdürlükleri süratli bir biçimde tek çatı altında birleştirilecek, sektöre yeni bir dinamizm kazandırılacaktır.
*Madencilik faaliyetlerini sınırlandıran ve engelleyen yasa ve yönetmelikler kaldırılarak, bu konuya yerli ve yabancı yatırımcıların özendirilmesi amacıyla arama ve işletme teknolojileri ve malî kaynak getirimi desteklenecektir.
*Birkaç bakanlık tarafından verilmekte olan madencilikle ilgili faaliyet izinleri tek bir izinle ve tek bir merciden sonuçlandırılacaktır.
*Madenlerimizin yeni bir değerlendirilmesi yapılarak ve ulusal hassasiyet ve çıkarlar riske atılmadan, Kamu Maden İşletmeleri özelleştirilecektir.
*Endüstriyel hammadde konusuna özel önem verilecektir.
*Bor madeninden ikincil ürünlerin üretimine öncelik verilecektir.
*Madencilik kaynaklarının geliştirilmesi ve üretiminin artırılması amacıyla, hammadde ithalat ve ihracatı yeni oluşturulacak politikalar ile belirlenecektir.
*Mermer üretiminin artırılması ve işlenmiş mermer ihracatı desteklenecektir.
10. Tarım, Hayvancılık ve Su Ürünleri
Tarım sektörü insanların yiyecek, giyecek ve barınma gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasındaki önemli ve vazgeçilmez rolü nedeniyle tüm ülkelerin özel politikalar geliştirdiği bir alandır. Küreselleşme ve liberal söylemlere rağmen gerek ABD, gerekse AB, tarımı çok yüksek düzeylerde korumaya ve desteklemeye devam etmektedir.
Tarım; millî gelire yaptığı katkı, sağladığı büyük istihdam imkânları, yetmiş milyonluk nüfusun beslenmesi gibi nedenlerle ekonomik olduğu kadar sosyal açıdan da önem taşıyan bir sektördür. Ancak, sektörün sahip olduğu büyük potansiyel, etkin ve sürekli politikaların geliştirilmeyişi yüzünden değerlendirilememiştir. Bu nedenle, tarımsal üretim artışı nüfus artışının gerisinde kalmış, çiftçimiz fakirleşmiş, tarım ürünleri dış ticaretimiz açık vermeye başlamıştır.
Bu güne kadar sektörde uygulanan destekleme fiyatları, girdi destekleri, prim ödemesi ve doğrudan gelir ödemesi şeklindeki politikalar başarısız olmuş ve sektörün nerdeyse hiç bir sorunu çözülememiştir. Bu nedenle tarım ve tarım politikalarına bakışın bir an önce yenilenmesi gerekiyor.
Partimiz; stratejik bir sektör olarak algıladığı tarımda, kısa vadeli, kitleyi avutucu politikalar yerine orta ve uzun vadeli yapısal politikaları ön plana çıkaran bir yaklaşımı benimsemektedir.
Partimiz tarım sektöründeki sorunların demokratik zeminde tartışılması ve çözüm önerileri geliştirilmesinde çiftçilerin etkin olarak örgütlenmesi gereğine inanmaktadır. Farklı isimler ve içeriklerde çiftçi örgütleri olsa da bunların yeterince etkin olmadığını düşünmekteyiz. Bu bağlamda örgütlenme bilinci ve düzeyinin artırılmasına özel önem verilecektir.
Temel bitkisel ve hayvancılık birliklerinin kurulmasıyla tohum, damızlık hayvan, makine, ilaç ve gübre ithali yerine katma değeri yüksek olanlardan başlayarak bu ürünlerde üretici ve ihracatçı olmayı hedefliyoruz.
*Bitkisel ve hayvansal üretimde, birim alandan ve birim hayvandan en yüksek geliri sağlayarak, üreticinin yaşam düzeyini yükseltmek, ülkemizin tarımsal kalkınmasında en güçlü adımlardan biri olacaktır.
*Ekonomik seferberliğin ilk ve temel adımı tarımda atılacak, Türkiye, kendisini dışa muhtaç olmadan besleyen ender ülkeler arasına tekrar ve süratle sokulacaktır.
*Tarım sektörüne yönelik politikalar; üretim, pazarlama ve tarım politikaları olmak üzere üç boyutta ele alınacaktır.
*Üretim boyutunda öncelikle tarım arazileri ve diğer tarımsal varlıkların ortaya konulabilmesi için tarım envanteri çıkarılacak ve bu, sürekli yenilenebilir bir sisteme dönüştürülecektir. Bu envanterin ardından bölgesel özellikleri dikkate alan bir üretim planlaması yapılacaktır.
Tarımda üretimin bilgi ve teknoloji kullanımına daha açık hale gelebilmesi ve çiftçilerin üretim dışı dönemlerde eğitimi için özel seminer ve kurslar düzenlenecektir. TRT kanallarında, tarıma özel zaman ayrılacaktır. Çiftçinin eğitimi, eğitim devriminin bir parçası olacaktır. Böylece tarımsal faaliyetlerin daha eğitimli ve bilinçli kişilerce yapılması sağlanacaktır.
*Tarım bürokratları yerine Tarım teknokratları devreye girecektir. Bunun sonucunda sağlıklı, kaliteli ve hızlı üretim artışı hedeflerine ulaşmak mümkün olacaktır.
*Tarımsal ürünlerin pazarlanmasında önemli sorunlar bulunmaktadır. Bu sorunların başında, üreticilerin ucuza, tüketicilerin ise pahalıya mal almalarına neden olan verimsiz aracılık sistemi gelmektedir. Bu sorunun çözülmesi ve çiftçilerin katma değerden pay almalarını sağlamak amacıyla üreticiden halka doğrudan satışı mümkün kılacak sistemler geliştirilecektir. Bunun yanında tarımsal ürünlerin çağdaş bir sistemle pazarlanabilmesi için başta vadeli işlem piyasaları olmak üzere modern pazarlama yöntemlerinin devreye alınması sağlanacaktır.
*Ülkemizde tarım politikalarının belirlenmesi ve uygulanması sürecinde dağınık bir yapı göze çarpmaktadır. Bu dağınıklığın aşılması için tarım politikaları tek elden, Tarım Bakanlığı tarafından belirlenir hale getirilecektir.
*Tarımsal destekleme politikası AB normlarına uygun bir kurumsal yapıya kavuşturulacaktır. Tarımsal destekleme politikaları ürün arz ve talebindeki gelişmeler dikkate alınarak belirlenecek, bu amaçla prim sistemi etkin olarak kullanılacaktır. Çiftçiye doğrudan gelir desteği vermek yerine, ürünlere göre verim hedefleri saptanarak destek verilecektir. Böylece, birim alandan daha fazla verim elde edilmiş olacaktır.
*Tarım politikalarının temel amaçları ve kullanılacak araçların daha sağlıklı bir şekilde belirlenebilmesi amacıyla sektör temsilcileriyle sürekli ve kurumsal nitelikli ilişkiler kurulacak, Dünya Ticaret Örgütü ve AB ile ilişkiler dikkate alınarak etkili ve sürdürülebilir tarım politikaları izlenecektir.
*Tarım politikası; koruma, destekleme, yol gösterme, araştırma, uygulamaları düzenleme ve yayma amacına dönük olacaktır. Bitkisel ve hayvansal üretimde, çiftçiye yol göstermek, zararlılar ve hastalıklar konusunda bilgilendirmek ve ilaç atımı veya uygulama zamanlarında çiftçiye gerekli uyarıları yapabilmek için, bitkisel ve hayvansal çeşitlemeye paralel, ‘Örnek Çiftlikler’ kurulacaktır.
*Tarım envanteri ışığında, ülkemizin bitkisel ve hayvansal üretim deseni; toprak ve iklim şartları gözetilerek tekrar düzenlenecektir. İç ve dış piyasalarda rekabet edebilecek ve tarıma dayalı sanayie yönelik gerçekçi ve bilinçli bir planlama yapılacaktır.
*Edilgen bir konumda olan Ziraat Odaları ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne, tarım konusunda faal görevler verilecektir.
*Tarım Bakanlığı ve tarımsal örgütlenme, tümüyle yenilenirken Tarım AR-GE birimleri katılımcı ve işbirliği anlayışı içinde yerel düzeyde örgütlenecektir.
*Ziraat Bankası, tarıma dayalı sanayi tesislerinin finansman ve teşvikinde hizmet verir hale getirilecektir.
*Bitkisel ve hayvansal üretimde markalaşma yaratılarak, bölgeler arasında rekabetin teşvik edilmesi yoluyla kalitenin ve verimin arttırılması sağlanacaktır.
*Yeni yapılacak bahçe tesislerinde, sanayie ve ihracata uygun meyve dikimine dikkat edilecek ve bu çeşitler, tarım AR-GE birimlerince tespit edilecektir.
*Hayvancılıkta ileri tekniklerle ve düşük maliyetlerle üretim yapabilmenin yolu uzmanlıktan geçer. Veteriner hizmetlerinin güçlendirilmesine, serbest veterinerliğin geliştirilmesine destek verilecektir. Tarımsal alanda da kamu-üniversite-çiftçiler arasında işbirliği ve katılımcılığın geliştirilmesine özen gösterilecektir.
*Ziraat mühendislerinin, Askerlik Temel Eğitimi’nden sonraki vatan hizmeti bölümünü bitkisel ve hayvansal üretim yapan köylerde tamamlamaları için mevzuatta gerekli değişiklik yapılacaktır.
*Tarımda ulusal bir politika izlenecek, Türkiye’nin çıkarlarına ters düşen ve düşebilecek olan dış müdahalelere izin verilmeyecektir.
*Tarımsal toprakların parçalanıp işe yaramaz hale gelmesinin önüne geçmek için toprak parçalanmalarını durduracak tedbirler alınacak, bunun için gerekirse miras hukukumuzda değişikliğe gidilecektir.
*Tarımda yıkıcı bir tasfiyenin kurmaylığını yapan IMF ve Dünya Bankası gibi kurumların tarımımız üzerinde kurdukları egemenliğe süratle son verilecektir.
*Tarımda ithalatın zorunlu olmaktan çıkarılması için her türlü tedbir süratle alınacaktır.
*Ülkemize has tarım ürünleri süratle koruma altına alınacaktır.
*Tarım ve Köy işleri Bakanlığı’nın örgütsel işleyişi yeniden yapılandırılacaktır.
*Oluşturulacak Agroparklarda, modern standartlara uygun tohum bankası, fidan, fide, damızlık geliştirme ve tohum ıslah istasyonları kurulacaktır.
*Türkiye’nin bütün toprakları; mimar ve inşaat mühendisi odaları, ziraat mühendisleri odaları işbirliği ile taranıp sınıflandırılacak, sanayi ve ikamet arazileri, tarihsel kalıntı ve tarım arazilerinden ayrılacak ve arazilerin, özellikleri dışında kullanılmalarına izin verilmeyecektir.
*Mera Kanunu, yeni şartlar dikkate alınarak gözden geçirilecektir.
İnsanımızın daha kaliteli beslenmesinde denizlerimizden ve tatlı su kaynaklarımızdan daha etkin yararlanabilmek için;
*Su Ürünlerinin, üretilmesi, avlanması, işlenmesi, muhafazası, nakliyesi, pazarlaması ve ihracatı konusunda daha verimli teknoloji ve yöntemlerin araştırılıp geliştirilmesi sağlanacaktır.
*Kültür balıkçılığı teşvik edilecek ve geliştirilecektir.
*Su Ürünlerinin tüketimi konusunda tüketici aydınlatacak ve tüketim teşvik edilecektir.
Gıda güvenliği meselesi:
Tarım alanında hayatî konulardan biri de ‘gıda güvenliği meselesi’dir.
Çevresel kirlenmeler, gıda işleme etkinliklerinde güvencenin ortadan kalkmasına, dolaylı olarak da gıda kökenli hastalıkların yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Gıda kökenli sorunlar, ülkelerin bireysel çözümleyebilecekleri boyutları çok aşmış, tüm ülkelerin ortak sorunları haline gelmiştir.
Gen aktarımı tekniği, ileriye yönelik çeşitli risk olasılıkları yaratmaktadır. Bu riskler; sıhhî, çevresel, ekonomik, ticarî, sosyal, hukuksal ve ahlaksal riskler olarak sıralanabilmektedir.
Tarımsal, sosyal, ekonomik yapı üzerine anılan riskler açısından bakıldığında kısır tohum nedeniyle tarımda sürekli dışa bağımlılık, tohumluk temini, yüksek fiyat, geleneksel üretim sisteminde değişiklikler, doğal ekoflorada olası gen kaçışlarıyla değişim ve kayıplar, çiftçilerin yerel çeşitler kaybına bağlı yeni tohumluk üretebilme olanaklarını yitirmeleri gibi olumsuzluklar dikkat çekmektedir.
Transgenik ürünler, insan ve hayvan sağlığı yanında, biyolojik çeşitlilik ve çevreyi de tehdit etmektedir.
Bu sorunlar birçok yabani bitkinin gen kaynaklarına sahip olan ülkemizde daha da önem kazanmaktadır. Ülkemizde halen birincil ve ikincil gen kaynakları olan başlıca bitkiler arasında; buğday, arpa ve baklagiller gibi ana besin kaynaklarını oluşturan bitkiler de yer almaktadır.
Sahip olduğumuz biyolojik çeşitliliğin korunması açısından, gen kaynakları yalnızca ülkemizde bulunan endemik türlerin belirlenmesi, transgenik olanlarının getirilmesi ve üretilmesinde çok ciddi hassasiyet gerekmektedir.
Gelecek 10 yılda, gıda kaynaklarını tüm bireylere yetecek şekilde artırabilmek için, eğitim düzeyinin yükseltilmesi, sosyal eşitsizliklerin ve adaletsizliklerin kaldırılması, barınma koşullarının iyileştirilmesi, ekonomik düzeylerin arttırılması gibi temel tedbirler süratle alınmalıdır.
Partimizin bu konuda öngördüğü temel tedbirler şunlardır:
*Gıda kontrol ve güvencesiyle ilgili tüm yasal düzenlemelerin, buna ilişkin kontrol programlarının geliştirilmesi ve uygulanması yaygınlaştırılacaktır.
*Yerel ve endemik floranın korunması devlet eliyle garanti altına alınacaktır. Bu konuda, kamuoyu bilgilendirilip bilinçlendirilecek ve uluslararası güncel bilgi birikimi paylaşılacaktır.
*Biyogüvenlik normları ve değerlendirmeleri ‘ulusal kontrol ve izleme programı’ ile birlikte geliştirilecektir.
*Üniversitelerin de katılımı ile TÜBİTAK, ilgili sanayi kuruluşları, Tarım ve Sağlık Bakanlığı ile ortaklıklar kurularak, biyomühendislik-biyogüvenlik alanında güçlü işbirlikleri sağlanacaktır.
11. Turizm
Ekonominin acil ihtiyaç duyduğu döviz kazanımı ile istihdam konusuna katkı yapacak sektörlerin başında turizm gelmektedir.
Türkiye turizmde sayısal bir sıçrama yapmış ancak bu sayısal sıçrama arzu edilen düzeyde gelir artışı sağlamamıştır. Türk turizmi, diğer birçok ülkeye nazaran ‘bedava hizmet turizmi’ geliştirmektedir. Bu durum, Türkiye’nin turizmin politikalarının çağdaş ve akılcı olmadığını göstermektedir. Partimiz, turizm politikalarının verilen hizmetin karşılığını hak eden akılcı bir yapıya kavuşturulmasını esas almaktadır.
Turizmde yeni bir hamle için;
-Temel altyapı yatırımlarına,
-Turizm üst yapı yatırımlarına,
-Tanıtıma,
-Yeni örgütlenme ve yeni stratejilere
ihtiyaç vardır.
Üstyapı yatırımları, konaklama ve yatak kapasitesinin arttırılmasına yönelik olup kamu ve özel sektör için ortak yatırım ve işbirliğini gerektirmektedir.
Turistik amaçlı spor, eğlence, alışveriş merkezleri gibi ikincil hizmet tesislerine ihtiyaç duyulmaktadır.
Tanıtım ise önemini ciddî ölçüde korumaktadır. Mevcut tanıtım çalışmalarının daha etkin biçimde sürdürülmesi gerekiyor. Türkiye’nin yurt dışı itibarını yükseltmek için ek tanıtım kaçınılmazdır.
Partimizin bu konuda atacağı adımlar şöyle sıralanabilir:
*Turizm şurasının kurumlaşması ve düzenli toplanması sağlanacaktır.
*‘Ulusal Turizm Konseyi’ kurulacaktır.
*Sektörün yeniden yapılanmasında atılacak ilk adımlardan biri olarak Turizm Meslek Birliği yasası yürürlüğe konacaktır.
*Turizm, devlet politikası olarak bir master plana bağlı olarak takip edilecektir.
*Turizm çeşitlendirilecek; kış turizmi, kongre turizmi, sağlık turizmi ve inanç turizmine gereken ağırlık verilecektir.
*Dünya turizm sektöründe ve pazarlama örgütlerinde kartelleşmeler vardır. Bu alanlarda geliştirilecek akılcı stratejilerle, fırsatları değerlendirmeye yönelik çalışma ve örgütlenmeye öncelik verilecektir.
*Türk turizm sektöründe, turizm çeşitlemesi çerçevesinde geliştirilecek stratejilerle gelir düzeyi yüksek turistleri ülkemize çekecek tedbirler alınacaktır.
*İç turizmi gelişmemiş bir ülke, dış turizmden gerekli faydayı sağlayamamaktadır. İç turizmin gelişmesi için gerekli tedbirler alınacak ve mevzuat düzenlemeleri yapılacaktır.
*Turizm, sadece yabancılara hizmet sektörü olarak algılanır olmaktan çıkarılarak ülkemiz halkının da yararlandığı bir toplumsal sektöre dönüştürülecektir.
*Turizm sektöründe güveni yaratmak ve sürekli kılmak için master planlar hazırlanacak, yabancı sermaye girişi bu yolla da teşvik edilecektir.
*Denetim, sertifikasyon ve meslek eğitimi gibi konularda görülen eksikler süratle giderilerek sektörün dinamiği güçlendirilecektir.
*İç turizmde KDV oranları düşürülecektir.
*Turizmde geri kalmış, ancak büyük potansiyeli olan yöreler için teşvik tedbirleri getirilecektir.
*Turizmin, ülke topraklarının en kıymetli parçalarının yabancılara satılmasına bahane yapılmasının önü kesilecektir.
*Turizmi teşvik ve geliştirme bahanesiyle ülkenin tabiat varlıklarının, deniz, dağ, kıyı güzelliklerinin tahrip ve yağmalanmasına seyirci kalan politikalara son verilerek bu tahrip ve yağmayı durduracak yasal tedbirler alınacaktır.
12. Bankacılık ve Finansal Hizmetler
*Finans piyasası, küresel odakların, sıcak para hareketlerini kullanarak Türkiye’yi sömürmesinin aracı olmaktan çıkarılacaktır.
*Finans piyasasında disiplinin sağlanması için, düzenleme ve denetim faaliyetlerinin tarafsızlık, şeffaflık ve toplum yararı ilkeleri dikkate alınarak yeni bir yapılandırmaya gidilecektir.
*Finans sektörünün geliştirilip güçlendirilmesi için, bu sektördeki düzenleme ve uygulamalar ile ekonominin tümünün uyumlu hale getirilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılacaktır.
|